Splinter Cell: Double Agent İNCELEME...
Bu mesaj içinde bulunan Linkleri görmek için üye olmalısınız.(Register to see the Links)Lütfen Önce KAYIT (Register) olun.
Korkak bir insan olarak iyi bir casus olabileceğime inanıyorum. En derin uykumun ortasında bile en küçük ses beni saatlerce yatağımın altında saklanmaya zorlayabilir. En ketum düşmanlarımı gıdıklama ve İstiklal Marşımızı tersten söyletmek gibi gelişmiş tekniklerle bülbüle çevirebilirim. Bir uçlu kalem ve ıslak kağıtlar gibi basit malzemeler yardımıyla, düşmanlarımın saçlarına gizli haberleşme işaretleri de bırakabiliyorum. Özetlemek gerekirse Sam Fisher'ın saçlarını kazıtmasının ana nedeni benim. Sam Fisher demişken, onun da bir oyunu çıktı, konu ile ilgili yazıyı kalan kısımlarında bir yerde bulabilirsiniz.
Duble Ajan Sek Ajan
Öncelikle Double Agent yani ikili ajan kavramından bahsetmek istiyorum. Pek çoğunuzun sandığın aksine "Double Agent" ek iş olarak başka bir ülke için çalışan ajan değildir; Double Agent iki ajanını ortaklık kurup ofis açması da değil. Double Agent terimini basitçe açıklamak gerekirse kendi bağlı olduğu kurum adına yasa dışı bir örgütün içine sızan ajanları temsil eder. Zaten son zamanlarda yayınlanan çoğu filmde bu tür bir işe başvurarak ikilemde kalan polis ve ajanların dramatik öykülerini görebilmek mümkün.
Oyunun isminden de anlayabileceğiniz üzere Sam amca, büyük bir terör örgütünün bağlarını ve planlarını öğrenmek ve bunları sabote etmek üzere bir örgüte sızıyor ve işlerin aslında sandığı kadar basit olamayabileceğini farkediyor. Oyunun tek kişilik kısmı serinin diğer oyunlarının aksine tamamen hikaye odaklı olduğu için daha fazla anlatmak istemiyorum ancak oldukça ilgi çekici bir öyküsü olduğunu belirtmeliyim.
John Brown's Army (JBA) bu oyunda Sam'in ana hedefi, türlü dalaverlerle örgüte sızdıktan sonra asıl oyun başlıyor. Oyun boyunca JBA'in türlü pis işini yaparken bağlı olduğumuz National Security Agency'ye (NSA) sadaakatimizi kanıtlamamız gerekiyor. İki tarafında kendilerine ait güven barları var, ve genel olarak NSA ve JBA'in görüşleri pek kesişmediğinden vereceğiniz bir karar bir tarafın güven barını arttırırken diğerini azaltacak. Basitçe anlatmak gerekirse JBA sizden bir polisin ensesine şaplak atıp kaçmanızı emrederken, NSA polisi koruyup onu sevmemizi tavsiye ediyor. Hangisini yapacağınız tamamen size kalmış ve bazı önemli kararlarınız oyunun tamamını etkileyebiliyor.
Bir başka önemli detay oyunun Xbox ve PS2 sürümlerinde hikayenin, 360 sürümünden farklı bir yol çizmesi; Belirli bölüm değişiklikleri dışında, hikayeyii derinden etkileme ihtimali olan bazı önemli detaylar iki seride de tamamen farklı. Serinin 5. oyununun Xbox 360'a özel olarak çıkacağını düşünürsek öykü büyük ihtimalle 360 sürümüne sadık kalacak.
Delikanlı Casus Saklanmaz
Oyunun oynanışında ne yazık ki belirgin farklılıklar yok, görebildiğim kadarıyla bir kaç ekstra hareket ve yenilenmiş nişan alma modu dışında oynanışı derinden etkileyebilecek büyük bir değişiklik yok. Bunun dışında hala pekte karanlık olmayan "karanlık" bir noktada hala düşmanlarınızı dürtmediğiniz sürece görünmeziz. Hala düşmanlarınız yerde yatan arkadaşlarını ayaklarıyla dürtmeden ortada bir sorun olduğundan emin olamıyorlar. Ancak bu yapay zekanın kötü olduğu anlamına gelmemeli, tehdit altında kaldıklarını anladıklarında birinin bile hakkından gelmek bazen bütün bölümü tamamlamaktan daha zor olabiliyor
Grafikler ortalamanın oldukça üzerinde olmasına rağmen Xbox 360'ın sınırlarını çok zorlamayı başarabildiğini söylemeyeceğim, dahası alakasız noktalarda önemli akıcılık sorunlarına da denk gelmedim değil. Bunun dışnıda karakter animasyonları son derece başarılı ve genel olarak oyunda gereğinden çok kendini gösteren ekstra bir efektler yok.
Oyunun sesleri de son derece başarılı, seslendirmeler son derece kaliteli ve oyunun atmosferinde önemli rol tutuyor. Bunun dışında görevler sırasında konuşmaları dinleyerek de ekstra bilgilere ve faydalı verilere sahip olmak mümkün, tabii bu konuşmaların sızdığınız tankerdeki yemekler üzerine olma ihtimali de var. Müzikler de seriden alışılageldiği üzere başarılı ve atmofere uygun, genel olarak müzikler oyunun temposuna göre değişiyor ve bence bu oldukça başarılı bir şekilde kotarılmış.
Gelelim serinin ikinci oyunu Pandora Tomorrow'dan itibaren büyük ilgi gören çoklu oyuncu moduna; Özellikle dengesiz ve aşırı güçlü olmaları yüzünden eleştirilen Spy'ların oynanışı büyük ölçüde değiştirilmiş. Şirin Spylarımız artık bayıltıcı kurşunlara sahip tabancalarını kullanamıyorlar, ancak tabancalarını düşürmeleri onlara yaramış olacak ki eskisinden çok daha hızlılar ve Sam Fisher'ın bile yapamadığı hareketleri yapabiliyorlar. Mercler için ise büyük bir değişiklik yapılmamış, ancak spylara getiren büyük değişiklikler Merc olmayı çok daaha eğlenceli hale getiriyor
Bu mesaj içinde bulunan Linkleri görmek için üye olmalısınız.(Register to see the Links)Lütfen Önce KAYIT (Register) olun.
Bu mesaj içinde bulunan Linkleri görmek için üye olmalısınız.(Register to see the Links)Lütfen Önce KAYIT (Register) olun.
Bu mesaj içinde bulunan Linkleri görmek için üye olmalısınız.(Register to see the Links)Lütfen Önce KAYIT (Register) olun.
Double Agent sizi zorlayacak, gerecek ve sayısız kez denemeler yapmanıza yol açacak ve işin ilginç yanı yanı bundan delicesine zevk alacaksınız. Yeni nesil bir oyun olup olmadığı tartışılır ancak gizlilik-aksiyon ağırlıklı oyunları seven oyuncular için zor bulunur bir elmas değerinde olduğu kesin. Aksiyon ağırlıklı bir oyun arıyorsanız yakın bir tarihte çıkan Marvel Ultimate Alliance'ı denemenizi tavsiye ederim. Ancak seriyi biliyor, ağır ve zorlayıcı oynanışa sahip bir aksiyon oyunu arıyorsanız Double Agent tek tercihiniz olmalı.