04-22-2007, 01:32 PM
Genel :
70
Grafik :
85
Ses :
65
Oynanabilirlik :
65
sİSTEM
1 GHz ve üstü işlemci, 256 MB RAM, 64 MB'lık ekran kartı, 2 Gb boş harddisk alanı
YAPIMCI
GSC Game
YAYINCI
Ubi Soft
TÜRÜ
Strateji
ÇOKLU OYUNCU
Var
ARTILAR
Grafikler gayet başarılı. Kontroller kolay. Filmden videolar mevcut.
EKSİLER
Oyun dünyasında kattığı bir yenilik yok. Savaşlar gerçekçi değil. Filme sırtını yaslamış bir oyundan öteye gitmiyor.
Sinema sektörü ve bilgisayar oyunları arasındaki paralellik son sürat devam ediyor. Bir filmin sadece gişe gelirinden değil; dvd, cd, video kaset ya da orijinal soundtracklerini satarak da para kazanmayı başaran yapımcılar, artık oyun sektörüne de el attılar. Üstelik film gösterime girmeden en az bir oyunun piyasada bulunmasını farz kıldılar. Bunun son örneği de 26 Kasım�da gösterime girecek olan �Alexander the Great� (Büyük İskender) filminin senaryosundan nasibini almış, Alexander oyunu oldu. Aslında bu dönemde film ile birlikte 3 adet aynı hikayeyi benimseyen oyun piyasaya çıkıyor. Fakat sadece Ubisoft�un dağıtımını üstlendiği �Alexander�, isim haklarına sahip. Haliyle aralarındaki en iddialıları da bu oyun oluyor.
Dünyayı sallayan adam; İskender�
Milattan önce 356� Makedonya�nın başşehri Pella�da doğan bir bebek, yakında medeni dünya�nın kokulu rüyası olacağının ilk çığlıklarını atıyor. Daha 12 yaşındayken savaş için eğitim gören ve 20 yaşında iken tahta geçen genç imparator, öncelikle Yunan şehirlerini daha sonra Anadolu boylarını İranlılar�ın zulmünden kurtarıyor. Kısa ömrü içerisinde sayısız muharebelerden alnı ak çıkan İskender, sınırlarını Mısır�a kadar ilerletip deyim yerinde ise; �Dünya�yı titretiyor�. Oliver Stone gibi usta bir yönetmen tarafından film olarak hazırlanan bu destansı hikayeye kısa bir süre içinde şahit olacağız. Senaryosunu ve kahramanlarının seslendirmelerini aktörlerlerden alan oyun ile bu savaş destanını önce PC�lerimizde yaşıyoruz.
Savaşlar, işgaller ve kahramanlıklar içeren bu kısa yaş**; bilgisayar oyunu olarak hazırlanınca, kaçınılmaz olarak gerçek zamanlı strateji (RTS) kimliği kazanıyor. yıllarca alışık olduğumuz RTS yapısını ne eksik ne de fazla yansıtan Alexander, eklenen güzel grafik efektleri ve filmden alınmış videolarla biraz daha �sevilebilir� hal kazanıyor. Genel olarak baktığımızda; yıllardır alışık olduğumuz 2 boyutlu RTS oyun sistemini sonuna kadar kullanan Alexander, tüm askeri birimleri 3 boyutlu tasarlayıp, sis, toprak ve benzeri efektler ile süslemekten daha ileri gidemiyor. Orijinal filmin etinden, sütünden, hatta posasından bile yaralanan oyun, daha fazla görev içermek adına senaryoyu allak bullak edip, araya giren çeşitli konuşmalarla konu bütünlüğünü sağlamaya çalışmış.
Üretim planlaması
Alexander�ın oynanış açısından pek fazla açıklanacak noktası yok. Hayatınız boyunca bir kez olsun RTS oynamışsanız kolayca anlayabileceğiniz tarzda kontrol sistemi sunuluyor. Askeri birimler, siviller ve kahramanlardan oluşan birlikler mevcut. Yine her RTS�de olduğu gibi burada da sivil insanlar çevredeki kaynakları topluyor, binalar yapıyorlar. Kaynaklarımız ise; yiyecek, odun, taş, mermer ve altından oluşuyor. Genelde her birini toplamak için ilgili yere bina kurmak gerekiyor. Örneğin, altın toplamak için sarı taşlarla gösterilen bölgelere altın madeni kurmak gerekiyor. Odunları ise; tıpkı Age of Empires serilerinde olduğu gibi, ağaç gördüğümüz her noktada toplayıp ana binamıza taşıyabiliyoruz. İşin kaynak toplama kısmı son derece basit. Üstelik ekranın yukarısında kaynak miktarımızı gösteren sütunda; kaçar insanın o iş için çalıştığı da parantez içinde gösteriliyor. Kesinlikle kullanışlı bir ayrıntı.
Asker üretimi ve savaş kısmına gelince. Asker üretmek yine alışık olduğumuz RTS mantığını izliyor. Barrack, Stable gibi binalar yapıyor ve her binanın kendine ait olan birimini üretiyoruz. Birim üretmek ise farklı bir yöntem izliyor. Örneğin Barracks�a girip bir askeri üretmek için tıkladığımızda paramız ve kaynaklarımız el verdiği ölçüde binadan hiç durmadan asker çıkıyor. Ta ki biz tekrar binaya gelip adam üretme tuşuna sağ tuşla tıklayıp iptal edene kadar. Diyelim ki; 10 adet kılıçlı birime ihtiyacınız var. Binanızda asker üretimi tuşuna bastınız ve askerler bir bir çıkmaya başladı. Haritanın diğer ucundaki savaşla ilgilenirken, çıkan askerleri durdurmayı unutursanız; barracks�a geri döndüğünüzde, binanın önünde 50-60 adet askerin çıkmış olduğuna şahit olabilirsiniz. Çok fazla asker üretmeye ihtiyaç duyanlar için güzel bir durum olabilir ancak en güçsüz biriminizden gereksiz yere fazlasıyla üretirseniz sizin için çok da iyi olamayacağı aşikâr. Zira oyunda, toplam asker sayımızı kısıtlayan ev miktarı mevcut.
Kahraman olmak zor zanaat
Son dönemlerdeki her RTS oyununda olduğu gibi Alexander�da normal askerlerin dışında daha güçlü olan birimlere yani �kahraman�lara yer vermiş. Zaten büyük savaş kahramanı İskender�i oyununda yönetemeseydik abes kaçardı. Ancak oyundaki tek kahramanımız İskender değil. İlerleyen bölümlerde; Poros, Darius ve Nectanebo isimli savaş kahramanlarını da yönetebiliyoruz. Kahraman sistemine biraz daha derinlemesine girersek; ilk kullanılabilir olan kahramanımız İskender, at üzerinde askerlerini yanında oyuna başlıyor. Yapılan her savaşta tüm birimlerden daha güçlü olan İskender, hem savaşın kolayca kazanılmasını sağlıyor hem de belirli mesafe içinde olan askerlerine moral kazandırarak onları daha verimli savaştırıyor. Kahramanların bir diğer özelliği ise her bölüm sonunda tecrübe puanları kazanmaları. Savaşlarda ne kadar az hasar alır, ne kadar az kayıpla bölümü bitirir ve ne kadar kısa sürede bölümü tamamlarsak o kadar puan kazanıyoruz. Bu tecrübe puanını tamamlanan savaşların sonunda karakterlerimizin kabiliyetlerine dağıtarak daha başarılı bir komutan olmasını sağlıyoruz.
Savaş meydanından biraz daha detaylı bahsedelim. Genel oynanış tamamiyle standart RTS mantığını izlese de savaşlar biraz da Total War havası kokuyor. Fakat hemen Total War ismini duyup kaliteli ve gerçekçi savaşlar beklemeyin. Alexander savaşlarında ne birliklerin saldırış biçimleri düzenlemek ne de �ablukaya alma� gibi derin planlama yapmak gerekiyor. Aslında Total War ile tek benzerliği; çok fazla birimi kontrol edebilme ve birlikleri tek seferde seçebilme sistemini benimsemiş olması. Alexander�da kullanılan bir kontrol sistemi ise hemen gözünüze çarpacak ve alışında çok kullanışlı olduğunu fark edeceksiniz. Birliği seçip sağ tuşla gitmesi gereken yeri işaretlediğinizde, eğer tuşu bırakmadan bellki bir yöne doğru iterseniz oraya kadar bir ok çizildiğini göreceksiniz. Bu �ok� sizin ilerleme eğrinizi oluşturuyor. Şöyle ki; askerlerin yürüyüşu bitip gitmeleri gereken noktaya vardıklarında durup sizden emir bekliyorlar. Siz de mouse�un tekerleği ile ileri geri oynatırsanız seçili olan birlik az önce belirlediğiniz ok üzerinde ileri geri hareket ediyor.
Kolay kontrollere rağmen pek çok mantık hatası bizleri bekliyor. Bu hatalar ilk olarak; kılıçlı askerlerimizin düşmanla savaştığı anda yukarıdan ok yağmuru tuttuğumuzda göze çarpıyor. Yani iki düşman birbiri ile kıyasıya savaşırken alana yukarıdan ok yağmuru yaparsanız; kendi birlikleriniz hiç hasar görmüyor ve oklar mucizevi bir şekilde sadece düşmana isabet ediyor. Bir diğer mantık hatası ise; binlerce askeri tek seferde seçip, tek düşman birliğin üzerine salmamız savaştan galip çıkmamız için yeterli olması. Okçular, mızrakçılar, şövalyeler, süvariler aklınıza ne gelirse tek seferde salın düşmanın üstüne ardında oturup galibiyeti izleyin. Kısacası daha fazla birim üremek oyunu kazanmak için yeterli sebep oluyor. Dolayısıyla savaş stratejisi üretmemize gerek kalmıyor.
Teknik güzellikler de olmasa
Alexander oyunun bence RTS dünyasında kazandırdığı pek çok görsel öğe var. Bunların en başında sis efekti geliyor. RTS oyunlarında alışık olduğuz henüz keşfetmediğimiz yerlerin siyah bir örtü ile kaplandığı �savaş sisi� ekran kartının da yardımı ile çok güzel tasarlanmış. Yine birlikler hareket ederken arkalarından çıkan duman efekti, kıyılara yaklaştığımızda denizin üzerindeki parlamalar, görsel açıdan epey uğraşıldığının kanıtı. Birimler yakın mesafeden biraz bulanık gözükse de ve animasyonları çok iç açıcı olmasa da grafiksel öğelerin genel anlamda iyi olduğunu söyleyebilirim. Ses konunda ise; İskender�in oldukça karizmatik ve her daim savaşa hazır kişiliği sesine de yansımış. Yine de seslendirmeleri pek gerçekçi bulmadım. Tüm sesler; �Yarım günlük iş� gibi çıkarılmış.
Normal senaryonun haricinde Skirmish �yani rastgele haritalarda, gerek yapay zekâya gerekse gerçek oyunculara karşı savaş- modunu da destekleyen oyun multiplayer konusunda alışık olduğumuz LAN ve online modunu destekliyor.
Son sözlere gelince; Alexander, benzeri piyasada fazlasıyla olan, genel RTS mantığını sonuna kadar kullanan ve maalesef vasatı çok fazla aşamayan bir oyun. Görsel zenginliğinin, film içinden alınmış videolarının haricinde oyun dünyasına önemli bir yenilik getirmiyor. RTS oyunlarını fazlasıyla sevenlerin, filmin (ya da Collin Farrell) hayranlarının ilgisini çekebilecek bir oyundan daha öteye gidemiyor.
70
Grafik :
85
Ses :
65
Oynanabilirlik :
65
sİSTEM
1 GHz ve üstü işlemci, 256 MB RAM, 64 MB'lık ekran kartı, 2 Gb boş harddisk alanı
YAPIMCI
GSC Game
YAYINCI
Ubi Soft
TÜRÜ
Strateji
ÇOKLU OYUNCU
Var
ARTILAR
Grafikler gayet başarılı. Kontroller kolay. Filmden videolar mevcut.
EKSİLER
Oyun dünyasında kattığı bir yenilik yok. Savaşlar gerçekçi değil. Filme sırtını yaslamış bir oyundan öteye gitmiyor.
Sinema sektörü ve bilgisayar oyunları arasındaki paralellik son sürat devam ediyor. Bir filmin sadece gişe gelirinden değil; dvd, cd, video kaset ya da orijinal soundtracklerini satarak da para kazanmayı başaran yapımcılar, artık oyun sektörüne de el attılar. Üstelik film gösterime girmeden en az bir oyunun piyasada bulunmasını farz kıldılar. Bunun son örneği de 26 Kasım�da gösterime girecek olan �Alexander the Great� (Büyük İskender) filminin senaryosundan nasibini almış, Alexander oyunu oldu. Aslında bu dönemde film ile birlikte 3 adet aynı hikayeyi benimseyen oyun piyasaya çıkıyor. Fakat sadece Ubisoft�un dağıtımını üstlendiği �Alexander�, isim haklarına sahip. Haliyle aralarındaki en iddialıları da bu oyun oluyor.
Dünyayı sallayan adam; İskender�
Milattan önce 356� Makedonya�nın başşehri Pella�da doğan bir bebek, yakında medeni dünya�nın kokulu rüyası olacağının ilk çığlıklarını atıyor. Daha 12 yaşındayken savaş için eğitim gören ve 20 yaşında iken tahta geçen genç imparator, öncelikle Yunan şehirlerini daha sonra Anadolu boylarını İranlılar�ın zulmünden kurtarıyor. Kısa ömrü içerisinde sayısız muharebelerden alnı ak çıkan İskender, sınırlarını Mısır�a kadar ilerletip deyim yerinde ise; �Dünya�yı titretiyor�. Oliver Stone gibi usta bir yönetmen tarafından film olarak hazırlanan bu destansı hikayeye kısa bir süre içinde şahit olacağız. Senaryosunu ve kahramanlarının seslendirmelerini aktörlerlerden alan oyun ile bu savaş destanını önce PC�lerimizde yaşıyoruz.
Savaşlar, işgaller ve kahramanlıklar içeren bu kısa yaş**; bilgisayar oyunu olarak hazırlanınca, kaçınılmaz olarak gerçek zamanlı strateji (RTS) kimliği kazanıyor. yıllarca alışık olduğumuz RTS yapısını ne eksik ne de fazla yansıtan Alexander, eklenen güzel grafik efektleri ve filmden alınmış videolarla biraz daha �sevilebilir� hal kazanıyor. Genel olarak baktığımızda; yıllardır alışık olduğumuz 2 boyutlu RTS oyun sistemini sonuna kadar kullanan Alexander, tüm askeri birimleri 3 boyutlu tasarlayıp, sis, toprak ve benzeri efektler ile süslemekten daha ileri gidemiyor. Orijinal filmin etinden, sütünden, hatta posasından bile yaralanan oyun, daha fazla görev içermek adına senaryoyu allak bullak edip, araya giren çeşitli konuşmalarla konu bütünlüğünü sağlamaya çalışmış.
Üretim planlaması
Alexander�ın oynanış açısından pek fazla açıklanacak noktası yok. Hayatınız boyunca bir kez olsun RTS oynamışsanız kolayca anlayabileceğiniz tarzda kontrol sistemi sunuluyor. Askeri birimler, siviller ve kahramanlardan oluşan birlikler mevcut. Yine her RTS�de olduğu gibi burada da sivil insanlar çevredeki kaynakları topluyor, binalar yapıyorlar. Kaynaklarımız ise; yiyecek, odun, taş, mermer ve altından oluşuyor. Genelde her birini toplamak için ilgili yere bina kurmak gerekiyor. Örneğin, altın toplamak için sarı taşlarla gösterilen bölgelere altın madeni kurmak gerekiyor. Odunları ise; tıpkı Age of Empires serilerinde olduğu gibi, ağaç gördüğümüz her noktada toplayıp ana binamıza taşıyabiliyoruz. İşin kaynak toplama kısmı son derece basit. Üstelik ekranın yukarısında kaynak miktarımızı gösteren sütunda; kaçar insanın o iş için çalıştığı da parantez içinde gösteriliyor. Kesinlikle kullanışlı bir ayrıntı.
Asker üretimi ve savaş kısmına gelince. Asker üretmek yine alışık olduğumuz RTS mantığını izliyor. Barrack, Stable gibi binalar yapıyor ve her binanın kendine ait olan birimini üretiyoruz. Birim üretmek ise farklı bir yöntem izliyor. Örneğin Barracks�a girip bir askeri üretmek için tıkladığımızda paramız ve kaynaklarımız el verdiği ölçüde binadan hiç durmadan asker çıkıyor. Ta ki biz tekrar binaya gelip adam üretme tuşuna sağ tuşla tıklayıp iptal edene kadar. Diyelim ki; 10 adet kılıçlı birime ihtiyacınız var. Binanızda asker üretimi tuşuna bastınız ve askerler bir bir çıkmaya başladı. Haritanın diğer ucundaki savaşla ilgilenirken, çıkan askerleri durdurmayı unutursanız; barracks�a geri döndüğünüzde, binanın önünde 50-60 adet askerin çıkmış olduğuna şahit olabilirsiniz. Çok fazla asker üretmeye ihtiyaç duyanlar için güzel bir durum olabilir ancak en güçsüz biriminizden gereksiz yere fazlasıyla üretirseniz sizin için çok da iyi olamayacağı aşikâr. Zira oyunda, toplam asker sayımızı kısıtlayan ev miktarı mevcut.
Kahraman olmak zor zanaat
Son dönemlerdeki her RTS oyununda olduğu gibi Alexander�da normal askerlerin dışında daha güçlü olan birimlere yani �kahraman�lara yer vermiş. Zaten büyük savaş kahramanı İskender�i oyununda yönetemeseydik abes kaçardı. Ancak oyundaki tek kahramanımız İskender değil. İlerleyen bölümlerde; Poros, Darius ve Nectanebo isimli savaş kahramanlarını da yönetebiliyoruz. Kahraman sistemine biraz daha derinlemesine girersek; ilk kullanılabilir olan kahramanımız İskender, at üzerinde askerlerini yanında oyuna başlıyor. Yapılan her savaşta tüm birimlerden daha güçlü olan İskender, hem savaşın kolayca kazanılmasını sağlıyor hem de belirli mesafe içinde olan askerlerine moral kazandırarak onları daha verimli savaştırıyor. Kahramanların bir diğer özelliği ise her bölüm sonunda tecrübe puanları kazanmaları. Savaşlarda ne kadar az hasar alır, ne kadar az kayıpla bölümü bitirir ve ne kadar kısa sürede bölümü tamamlarsak o kadar puan kazanıyoruz. Bu tecrübe puanını tamamlanan savaşların sonunda karakterlerimizin kabiliyetlerine dağıtarak daha başarılı bir komutan olmasını sağlıyoruz.
Savaş meydanından biraz daha detaylı bahsedelim. Genel oynanış tamamiyle standart RTS mantığını izlese de savaşlar biraz da Total War havası kokuyor. Fakat hemen Total War ismini duyup kaliteli ve gerçekçi savaşlar beklemeyin. Alexander savaşlarında ne birliklerin saldırış biçimleri düzenlemek ne de �ablukaya alma� gibi derin planlama yapmak gerekiyor. Aslında Total War ile tek benzerliği; çok fazla birimi kontrol edebilme ve birlikleri tek seferde seçebilme sistemini benimsemiş olması. Alexander�da kullanılan bir kontrol sistemi ise hemen gözünüze çarpacak ve alışında çok kullanışlı olduğunu fark edeceksiniz. Birliği seçip sağ tuşla gitmesi gereken yeri işaretlediğinizde, eğer tuşu bırakmadan bellki bir yöne doğru iterseniz oraya kadar bir ok çizildiğini göreceksiniz. Bu �ok� sizin ilerleme eğrinizi oluşturuyor. Şöyle ki; askerlerin yürüyüşu bitip gitmeleri gereken noktaya vardıklarında durup sizden emir bekliyorlar. Siz de mouse�un tekerleği ile ileri geri oynatırsanız seçili olan birlik az önce belirlediğiniz ok üzerinde ileri geri hareket ediyor.
Kolay kontrollere rağmen pek çok mantık hatası bizleri bekliyor. Bu hatalar ilk olarak; kılıçlı askerlerimizin düşmanla savaştığı anda yukarıdan ok yağmuru tuttuğumuzda göze çarpıyor. Yani iki düşman birbiri ile kıyasıya savaşırken alana yukarıdan ok yağmuru yaparsanız; kendi birlikleriniz hiç hasar görmüyor ve oklar mucizevi bir şekilde sadece düşmana isabet ediyor. Bir diğer mantık hatası ise; binlerce askeri tek seferde seçip, tek düşman birliğin üzerine salmamız savaştan galip çıkmamız için yeterli olması. Okçular, mızrakçılar, şövalyeler, süvariler aklınıza ne gelirse tek seferde salın düşmanın üstüne ardında oturup galibiyeti izleyin. Kısacası daha fazla birim üremek oyunu kazanmak için yeterli sebep oluyor. Dolayısıyla savaş stratejisi üretmemize gerek kalmıyor.
Teknik güzellikler de olmasa
Alexander oyunun bence RTS dünyasında kazandırdığı pek çok görsel öğe var. Bunların en başında sis efekti geliyor. RTS oyunlarında alışık olduğuz henüz keşfetmediğimiz yerlerin siyah bir örtü ile kaplandığı �savaş sisi� ekran kartının da yardımı ile çok güzel tasarlanmış. Yine birlikler hareket ederken arkalarından çıkan duman efekti, kıyılara yaklaştığımızda denizin üzerindeki parlamalar, görsel açıdan epey uğraşıldığının kanıtı. Birimler yakın mesafeden biraz bulanık gözükse de ve animasyonları çok iç açıcı olmasa da grafiksel öğelerin genel anlamda iyi olduğunu söyleyebilirim. Ses konunda ise; İskender�in oldukça karizmatik ve her daim savaşa hazır kişiliği sesine de yansımış. Yine de seslendirmeleri pek gerçekçi bulmadım. Tüm sesler; �Yarım günlük iş� gibi çıkarılmış.
Normal senaryonun haricinde Skirmish �yani rastgele haritalarda, gerek yapay zekâya gerekse gerçek oyunculara karşı savaş- modunu da destekleyen oyun multiplayer konusunda alışık olduğumuz LAN ve online modunu destekliyor.
Son sözlere gelince; Alexander, benzeri piyasada fazlasıyla olan, genel RTS mantığını sonuna kadar kullanan ve maalesef vasatı çok fazla aşamayan bir oyun. Görsel zenginliğinin, film içinden alınmış videolarının haricinde oyun dünyasına önemli bir yenilik getirmiyor. RTS oyunlarını fazlasıyla sevenlerin, filmin (ya da Collin Farrell) hayranlarının ilgisini çekebilecek bir oyundan daha öteye gidemiyor.