05-17-2008, 09:44 PM
Need for Speed serisi `Underground` temasıyla çok daha farklı ve ilk bakışta bilinmeyen soru işaretleriyle dolu yepyeni bir yöne doğru yönelmişti. Açıkçası bekleneni tam anlamıyla veremeyen Hot Pursuit 2`nin ardından oyun severler yapıma şüphe ile yaklaştı. İşte EA pazarlama dehası burada devreye girerek daha önce Test Drive 5, Midnight Racing gibi yapımlarla ilk sinyallerini aldığımız underground temasıyla bu güçlü kadronun ellerinde yıllarca oynanabilirliğini koruyacak nitelikte bir oyun yaratmak için kolları sıvadı. Her ne kadar basit mantıkla riskli görünse de şimdiye dek milyonlarca kopya satmış bir serinin arkasındaki dev kadro bu iş için fazlasıyla yeterli bir referanstı. Nitekim öyle de oldu ve yapım ilk çıktığı andan itibaren ilgi odağı oldu. Tofaş`larını BMW`ye benzetmekte üstüne olmayan ve Ferrarilere NOS yerine "çok yakıyor diye" LPG monte etmekten kendini alamayan sevgili halkım için de bu tema oldukça ilgi çekiciydi. Şaka bir yana bu oyundan sonra etrafta her sınıf ve türden modifiyeli araçları eskiye oranla çok daha sık görür olduk. Daha motorun çalışma prensiplerini net olarak kavramadan NOS gibi birçok terimi sözlüklerimize aldık. Önceden frenler zarar görmesin diye kullandığımız kapalı korunaklı jantları bir kenara bırakıp fren disklerini gösteren sanat eseri büyük jantlara ve az yanaklı geniş lastiklere modifiye ettik. Artık binek otomobil alırken bile hafif alaşımlı jantlara, sis farlarına, alüminyum çerçevelere ve xenon farlara dikkat eder olduk. Dahası bir anda modifiye yapan garaj firmaları ortaya çıktı ve dev bir sektör oluştu dersek sanırım yanlış olmaz.
Yine de yetmedi.. Öyle ki, motor sporlarına meraklı bir toplum olup çıkıverdik. o hevesle Dünya Ralli Şampiyonasını ve Formula 1`e ev sahibi olduk. Çok güzel organizasyonlar düzenledik ve düzenlemeye de hazırlanıyoruz (oldukça da iddialıyız). Otomotiv sektörümüz ihracat ve ithalat rekorları kırdı. Şehirlerimizde `geleneksel` sıfatıyla drag yarışları bile düzenlenmeye başladı. Ve dahası geçen gün altındaki modifiye Peugeot`suyla beni taciz edip sollamaya çalışan bayan aracımın arkasındaki parlayan 911 rakamlarını ve Turbo yazısını görünce çevre yoluna sapmak durumunda kaldı. (pardon bu rüyaydı... unutun) Tüm bunlar aslında bir iki sene içerisinde birden gerçekleşmemiş olsa da bu oyun içimizde varolan yatkınlığı bir şekilde ortaya çıkaran önemli dönemeçlerden biriydi.
Kitleler üzerinde bu düzeyde etkili olan bir yapımın devamı da gelmekte çok gecikmedi aslında. Hayalleriyle yanıp tutuşan bekleyenlerini çok üzmeyen saygıdeğer yapımcı, Need for Speed: Underground 2`yi oyun severlerle buluşturmakta gecikmedi. Ancak büyük bir hayran kitlesine sahip bir oyun için beklentiler de bir şekilde çok daha yükseklere taşındı. NFS: Underground 2`nin bu kez bize kanıtlaması gereken birçok şey var. Çoğumuz için `şaheser` niteliğindeki bir yapımın devam oyunu bize çok daha fazlasını sunmak ve mükemmelliğe yaklaşmak zorunda. Aslına bakarsanız Underground 2`nin bunu fazlasıyla sağladığını çok irdelemeden ilk bakışta görmek mümkün. Girişteki olağanüstü video bunun en net kanıtı ve kısa bir özet niteliğinde. Olağanüstü grafik ve ses altyapısı ve takdire değer oynanabilirliğiyle karşımızda yepyeni safkan bir NFS şaheseri var. Hadi biraz daha derinlere inelim...
Önceki yapımda şehirde yenilmezliğini kanıtlayan karakterimiz arkasında soru işaretleri dolu esrarengiz bir kaza geçirir. Psikolojik olarak derinden etkilendiğimiz için değişikliğe ihtiyacımız olduğunu düşünen önceki oyundan yakından tanıdığımız Samantha, karakterimizi yakın arkadaşı Rachel`in (Brooke Burke) yaşadığı `Bayview` adlı metropole gitme konusunda ikna eder. Bayview şehri kahramanımızın her şeye yeniden başlaması için büyük bir fırsattır. Rachel`ın da yardımıyla Bayview`in sokaklarında hız ve adrenalin dolu uzun geceler böylece başlamış olur. Oyun boyunca yine ilk yapımda olduğu gibi en iyi olmak için kıran kırana mücadele ediyoruz. Hikaye, çizgi roman benzeri ara videolarla ve kısa ara animasyonlarla olabildiğince desteklenip sürükleyici hale getiriliyor.
Underground 2`nin göze çarpan ilk özelliği önceki yapımın aksine şehrin tümünde serbest dolaşabilmeniz. Yapımcının 200 km`den fazla yol kullandığı şehirde ilk yapımdaki gibi oyunun arabirimini kullanmak yerine şehrin etrafında düzenlenen yarışlara katılmak için ya da aracınıza parça almak için belirlenen noktaya gitmemiz gerekiyor. Yapım bu haliyle görsel efektlerle makyajlanmış bir Grand Theft Auto`yu andırıyor dersek kötü bir benzetme yapmış olmayız. Ancak tabi ki derin farklılıklar söz konusu. Serbest dolaşımda haritanın bir ucundan diğerine yarış aramak istemeyen oyuncular için ise önceki yapımdaki gibi o an aktif olan yarışları görüp doğrudan katılabileceğiniz menü sistemi bulunuyor. Garaj menüsünde `World Map` kısmından bu seçeneğe ulaşmak mümkün.
Yapımcı birçok açıdan yaşayan bir şehir duygusunu başarıyla oyuncuya sunuyor. Aslen dört büyük bölgeye ayrılan şehrin her köşesi farklı bir karakteristiğe sahip. Şehir merkezinde gösterişli gökdelenler çevre düzenlemeleri ve geniş yollar bulunurken dış mahalleler ise daha sakin, dar, karanlık ve sade. Her türlü oyuncuya hitap edebilecek yol düzenlemeleri otoyollar, sert dönemeçler, yokuşlar, viyadükler ve dar sokaklar eşsiz bir sentez halinde oyuncuya sunulmuş. Aracınızla dar sokaklarda estetik dönüşler yapabilir ya da motorun sınırlarını şehri çevreleyen uzun otobanlarda zorlayabilirsiniz. Serbestlik duygusu bu olsa gerek. Her ne kadar yayalar olmasa da akan trafik, etrafta dolaşan diğer modifiye araçlar, rengarenk ışıklandırmalar ve çevredeki sesler size yaşayan bir şehrin varlığını hissettirmeye yetiyor.
Şehir içerisinde yolumuzu ekranın sol altındaki mini haritanın yardımıyla buluyoruz. Bu kısımda daha sonra detaylı bir biçimde değineceğimiz yarış türleri ve çevrede aracımız için modifikasyon yapabileceğimiz farklı merkezlerin konumunu belirlemek gayet basit. Bu küçük haritaya ek olarak yapımcı `m` tuşuyla erişilebilen özelleştirilebilir bir `world map` seçeneği de sunuyor. Bu kısmın özelliği tüm şehri ya da mahalleleri ayrı ayrı seçebilmeniz ve küçük haritadaki yer işaretlerinin ne anlama geldiğini buradaki künyeden öğrenebilmeniz. Bunun yanında oyunda yön bulmayı kolaylaştırmak adına GPS sistemi eklenmiş. Bu sistemle gitmek istediğiniz yeri büyük haritada belirledikten sonra bu özellik sayesinde ekranın üst kısmında size varmak istediğiniz yere en çabuk gidebileceğiniz yönü gösteren sesli uyarı özelliği de bulunan bir ok yardımcı oluyor. Örneğin zaman sınırlı yarışlarda varmak istediğiniz yerin logosuna haritadan tıklayıp GPS aktif hale getirirseniz yolu bulmakta sıkıntı yaş**ıyorsunuz. Aksi takdirde karmaşık yollara alışmadan yön bulmak epey dikkat gerektiriyor. GPS özelliğinin sorunsuz kullanımıyla gayet ilgi çekici ve yararlı bir özellik olduğunu düşünüyorum.
Oyunda birçok bağlantımızı cep telefonu aracılığıyla kuruyor, yeni modifikasyonlar, oyun ipuçları, yeni araçlar ve yarışlarla ilgili SMSler ve çağrılar alıyoruz. Ayrıca Rachel`la bağlantımızı da yine bu sistemle sağlıyoruz. `Tab` tuşuyla kullanılan bu sistem sayesinde aracınız için en güncel parçaları çıktığı gibi haber almak mümkün. Üstelik burada biriken mesajların kafa karıştırmaması için mesajlar `inbox`un yanında farklı klasörler halinde güncellik sırasına göre sıralanıyor; böylelikle ihtiyacınız olan bilgiye rahatça erişmek mümkün hale gelmiş. Az önce değindiğimiz `GPS World Map` ve bu servis birbirlerini mükemmel bir biçimde tamamlıyor.
Kariyer modunda önceki yapımdan bildiğimiz Circuit, Sprint, Drag ve Drift modlarına ek olarak yeni yapımda StreetX ve Underground Racing League adlı iki yeni modda oyunseverlerin beğenisine sunulmuş. Kariyer modunda bahsettiğimiz yarışlarda hem aracımızı modifiye etmek için para kazanıyor, hem de `reputation points` kazanarak şehirdeki saygınlığımızı arttırıyoruz. Kariyer durumumuzu gösteren ve oyun içerisinde serbest dolaşım modundayken `t` tuşuyla açılan bilgi ekranını kullanarak şu ana dek kazandığınız yarış ve ödüllerin detayları, aracınızın görsel puanları (yıldızlar şeklinde) gibi birçok detaya ulaşmak mümkün. Özellikle aracınız için 10 yıldıza kadar görsel puan alabiliyorsunuz. Bu kısım ayrıca durumunuzla ilgili işe yarayan çok sayıda istatistik bilgiyi de barındırıyorYeni yapımda göze çarpan önemli farklılıklardan birisi de artık ayrı bir garajımızın bulunması. Şehir merkezinin hemen güney kısmında bulunan garajımıza (haritada mor renkli daire olarak gösteriliyor) eğer istersek free mode`da ESC tuşuna basarak doğrudan da ulaşabiliyoruz. Burada aracımız için satın aldığımız parçaları takıp, değiştirebilme ve test/dyno kısmında aracımızı en uygun biçmi ve ayarlarıyla test etme imkanlarına sahibiz. Garaja hemen ilk bakışta fark edilecek bir başka detay ise artık birden fazla aracı garajımıza eklemenin mümkün olması. Bu yeni özellik sayesinde birden fazla aracı istediğimiz gibi modifiye etmek mümkün hale gelmiş. Ancak her satın aldığınız aracın eski yapımın aksine garajınıza `stock` yani varsayılan ve modifiyesiz haliyle gelmesi yüzünden her araç için tekrar uygun modifiyeleri satın almak durumundayız. Bu durum oyunda para kazanmanın önemini daha da arttırıyor. Öte yandan her modifiye parçanın her araca yakışmadığını düşünürsek yeni yaklaşımın daha gerçekçi ve yerinde olduğunu anlamak kolaylaşacaktır. Garaja yeni araç eklerken yine bazı kısıtlamalar söz konusu. Garajımız toplam 5 araç barındırabiliyor. Araçları genellikle daha sonra tekrar değineceğimiz sponsorluk anlaşmaları sonucu bir çeşit promosyon olarak alıyoruz.
Yine serbest dolaşımın bu modda getirdiği bir diğer yenilik ise şehirde dolaşan rakiplerinize meydan okuyup onlarla yapımcının `outrun challenge` olarak adlandırdığı yarış modunda şehirde serbestçe yarışabilmeniz. Burada amacımız rakibimize tabiri caizse toz yutturmak, rakiple aranızdaki fark 300 metre ya da 1000 feet`i aşınca otomatik olarak kazanıyoruz ve 100 dolar tozu yutan arkadaşın hesabından doğrudan kendimizinkine aktarılıyor. Tabi her zaman kazanmak olmuyor, bazı dişli rakipler de size toz yutturabiliyor. Bu yarışların güzel yanlarından biri ise öndeki oyuncunun rotayı serbestçe belirlemesi, yani pist yarışlarındaki gibi herhangi bir zorunluluk olmaması, gerçek bir düello fırsatı sağlaması. Bu özellik sinematik görsellikte harika takip sahneleri yaratıyor. Üstelik rakibiniz sizdeki cevheri fark ederek sizi bilinmeyen `unique` modifikasyonlar için yönlendirebiliyor.
Şehirde aradığımız modifikasyonları bulabileceğimiz birçok dükkan bulunuyor. Bu merkezlerden istediğimiz değişiklikleri satın aldıktan sonra, gerekirse tekrar garajımızda düzenleme yapmak mümkün. Şehirde araç satın almak için `Car Lot`a aracımızın dış parçalarını değiştirebilmek için `Body Shop`a, adından da anlaşılabildiği gibi aracımızın motor, yürüyen aksam vb. teknik özelliklerini yükseltmek için `Performance Shop`a, aracımızın rengi ve üzerindeki sanatsal değerdeki vinil (bakmayın öyle Türkçesi yok bunun n`apalım) ve logolar için `Graphics Shop`a ve aracımızı diğerlerinden farklı ve özel hale getirecek ihtiyaçlarımız (neon, cam filtreleri, dönen jant kapakları!, ses sistemi!, hidrolikler!, yukarı doğru açılan kapılar ve hatta hız göstergesi gibi şeyler) için ise `Car Specialities Shop`a gitmemiz gerekiyor. Böylece hayatımın en uzun cümlelerinden birini daha tamamlamış bulunuyorum.
Hayaller olmasın diye sözlerim açık her hece...
Aynı işi yapan modifiye dükkandan farklı mahallelerde birden fazla bulunabiliyor. Her dükkanda farklı modeller bulmak mümkün. Her parçayı her yerde bulmak her zaman mümkün olamayabiliyor. Öyle ki henüz haritada gösterilmeyen dükkanların yerini şehri dolaşırken bulabilirseniz, buralardan normal zamanından çok daha önce, başka yerde henüz bulunamayan parçalar ya da size özel `unique` parçalar satın alma fırsatı yakalayabiliyorsunuz. Üstelik her mağazanın farklı fiyatları olabiliyor, yani bu merkezler zaman zaman indirim fırsatları sunabiliyor. Bu yüzden yeni modifiye parçaları almadan önce gelen sms`leri kontrol edip bu tür fırsatların olduğu yerlere yönelmek akıllıca olacaktır. Bu tür fırsatları mümkün olduğunca yakalamak için şehri gezerken etrafa dikkatlice bakıp bu tür dükkanların yerini belirlemek önemli. Bu mağazaları bir kez ziyaret etmeniz halinde konumları haritanıza ekleniyor, böylece bir dahaki sefer yerlerini bulmanız kolaylaşıyor. Tabi modifiyeler satın alıp rüyalarınızdaki aracı oluşturmak için yapmanız gereken daha önemli bir şey var; para kazanmak.
Kariyer yaparken para kazanmanın çeşitli yolları var. Yarışları kazanmak, `outrun challenge` ve etrafta bulabileceğiniz yeşil renkli para ödüllerini (bank reward) toplamak, dergi ve DVD kapaklarında boy göstermek ve sponsorluk anlaşmaları imzalamak gibi. Özellikle sponsorluk anlaşmaları yeni yapımda ilgi toplayacak özelliklerden biri gibi görünüyor. Bu anlaşmalar bize belirli koşulları yerine getirmek kaydıyla araç ve para sağlıyor. Bizden istenen koşullar genellikle belirli sayıdaki yarışta başarılı olmak, dergi ya da DVD kapaklarına çıkmak gibi görevlerden oluşuyor. Bu anlaşmalar finansal açıdan oyuncuyu bir nebze de olsa rahatlatıyor. DVD ve dergi kapaklarına çıkmak ise bir diğer para ve şöhret kazanma yolu. Bunun için çoğunlukla Rachel`ın bize fotoğrafçıların o anki konumlarıyla ilgili haber vermesini bekliyoruz. Hemen ardından kendimizi göstermek için sınırlı bir zaman diliminde oraya ulaşıp dikkat çekiyoruz. Karşımıza çıkan bir başka değişiklik ise burada aracımızla istediğimiz gibi poz verebiliyor olmamız. Kamera açılarını, aracımızın kapılarını vs. gibi özellikleri tamamen isteğimiz doğrultusunda ayarlayıp fotoğrafı çekmek mümkün. Daha sonra küçük bir animasyon eşliğinde dergiyi görebiliyoruz. Bunlar dışında para kazanmak için ana kaynağımız yarışlara katılarak başarılı olmak.
Bak,bunun bir anlamı yoktu...
Yeni eklenenlerin bahsettiğimiz modların yanında drift modunda da bazı değişikliklere gidilmiş. Önceki yapımın aksine bu modda artık rakiplerimizle birlikte en çok puanı almak için yarışıyoruz. Ancak pistte rakiplerimiz olmasına rağmen birinci bitirmek gibi bir zorunluluğumuz yok. Zaten çoğu zaman daha uzun driftler yapabilmek için genelde hızlı giden rakiplerinizin gerisinde kalıyorsunuz. Ancak yapımcının bu bölüm için yeni kuralına göre birinci bitiren oyuncu turlarını bitirdikten 30 saniye içerisinde son çizgiyi geçmeniz gerekiyor. Bu da oyuncunun çok geride kalıp oyalanmasının önüne geçmek için alınmış küçük bir önlem. Ancak herhangi bir yaptırımı da yok, yani bu süreyi aştığınızda eğer puanınız rakiplerinizden yüksekse yine birinci olabiliyorsunuz. Drift modundaki diğer bir yenilik ise artık sadece küçük pistlere sıkışıp kalmak zorunda olmamamız. Yeni yapım beraberinde inişli uzun yokuşlar şeklinde drift pistleri de barındırıyor. Bu pistlerde trafiğin açık olması drift modunu çok daha farklı ve eğlenceli bir boyuta taşıyor. Bunun dışında `Circuit`, `Drag` ve `Sprint` modunda göze çarpan oynanışa dair bir değişiklik yok. 31 Circuit, 23 Sprint, 10 Drag, 17 Drift, 8 StreetX, 11 URL ve Free Mode ile sınırsız eğlenceyi 200 km`yi aşkın büyüklükteki Bayview şehrine sığdırmayı başaran firma büyük övgüler hak ediyor.
Gelelim yeni olanlara... Yeni eklenen iki yeni mod, StreetX ve URL`de oyuna yeni bir renk katmış. StreetX modu Drift modunda gibi küçük boyuttaki pistlerde rakiplerimizi geçip ilk sırayı almaya çalıştığımız bir mod. Bu moddaki belirleyici faktör virajlara giriş biçiminiz. Bu pistler yapısı gereği sadece viraj geçişlerine uygun. Bu durum sürücü yeteneklerini ve fırsatçılığını ön plana çıkarıyor. Drift gibi bu modda da N2O kullanamıyoruz. Virajlara giriş ve çıkış, fren noktaları vites, araç devri ve içerde kalmak bu bölüm için anahtar kelimeler. Genellikle çok hızlı bir tempoda kısacık süren bu yarışlar online oyun severlerin de yeni gözdesi olmaya aday. Gerek oyunun kavramsal yapısına uyumu, zorlayıcılığı, aradaki farkı çok açamadığınızdan oyuncuyu sürekli tetikte hissettirmesi ve yüksek eğlence dozuyla StreetX yarışları yapıma yeni bir boyut kazandırıyor.
URL ya da uzun haliyle Undergound Racing League`de ise sokaklardan uzaklaşıp profesyonel yarış pistlerine uzanıyoruz. Bu modda şehrin motor sporları pistinde rakiplerimize karşı boy göstermeye çalışıyoruz. Sokak yarışlarının aksine yarıştığımız yer gerçek bir pist olduğundan bu bölümde aracımızı kontrol etmek konusunda daha rahatız. Bunun nedeni viraj yapıları ve tabi ki de profesyonel pistlerin vazgeçilmez öğeleri: yan bordürler (Tamam, kaldırımlar da bordür olarak kullanılabiliyor ama bir yere kadar). Hatta karşınıza sert virajlar çıkmadıkça çoğu zaman fren kullanmak yerine gaz kesmek yeterli oluyor. StreetX`de olduğu gibi yine birkaç turdan oluşan bu yarışların da oyuna farklı, yeni bir tat kattığını söyleyebiliriz. URL`in konuş amacı bekli de `bu bir spor ve bu işin asıl yeri pistler` mesajı önüne ve ardına tırnak işareti konularak ima edebilmek. Ama siz gene de Underground oynayın. ;) Bunlar dışında diğer bölümlerde yapılan çarpıcı bir yenilikten bahsetmek mümkün olmasa da küçük detaylarda gizlenmiş onlarca yenilik var. Bunların başında N2O`nun ya da daha tanıdık bir deyişle NOS`un kullanım şeklindeki değişiklik geliyor. Önceki yapımın aksine Underground 2`de NOS seviyesi oyun içerisinde yaptığınız kayma (powerslide), yakın takip (drifting) ya da kazadan sakınma (avoiding accident) gibi sürüş stilinize bağlı birçok hareket sonucunda kazandığınız puanlarla sürekli artıyor. Bu arada araçla yapabileceğiniz ve size puan kazandıran birçok farklı hareket bulunuyor. Bunlar arasında 360 derece dönüşler, Geri viteste arkanıza bakmadan gitmek (reverse), lastik yakma (burnout), aracın havada asılı kalma süresi (hang time) ve hatta aracınızın hidrolik sistemiyle oynayarak aracı zıplattığınız ilginç bir hareket (bounce) de var. Ayrıca turları birinci bitirmek de ekstra puan kaynaklarından biri. Unutmadan N2O`yu yeni yapımda sadece ekstra güç elde etmek için değil ayrıca `spray show` adlı ufak bir gösteri yapmak için de kullanabildiğimizi de notlarımıza eklemekte fayda var. Aracımız dururken ya da hareket halindeyken gaza basılı değilken yapabildiğimiz bu küçük gösteriyi kişiselleştirmek mümkün.
Küçük bir eleştiri yapalım bu arada; Oyun içerisinde varsayılan ayar olarak gelmeyen otomatik kaydetme `autosave` fonksiyonunu aktif hale getirmeniz şiddetle önerilir. Bunun için seçenekler kısmındaki `Gameplay menüsünden Save ile ilgili kısmı `Prompt`tan `Auto` ya getirmeniz gerekiyor. Aksi takdirde her oyun sonunda bazen sinir bozucu olabilen bir `Save` bürokrasisi ile uğraşmanız gerekebilir. Ancak bu otomasyonun istenmeyen sonuçlarının da olabileceğini unutmayın.
Yeni yapımda değişenler tabi ki sadece oynanış ve haritadaki farklılıklarla sınırlı değil. Öncelikle yapımı uç ana bölümde incelemek gerekiyor. Bunlar sırasıyla biraz önce detaylı bir biçimde bahsettiğimiz career (kariyer) modu, quick race ve online modları. Kariyer modunda yukarıda bahsettiğimiz gibi şehirde en iyi olmaya çalıştığımız hikayeyi oynarken, quick race bölümünde ise istediğimiz araçlarla istediğimiz yarış türünde istediğimiz modifiyelerle oynayabiliyoruz. Career modunda araç almadan önce kendiniz için en doğru araç seçimini yapmak için burada kendinizi deneyebilirsiniz. Quick Race kısmında hikayeye bağlı kalmadan şehri rahatça gezebilmeniz için `Free Mode` adlı serbest dolaşım da unutulmayan detaylar arasında. Ancak bu bölümün Kariyer kısmındaki ilerleme durumuyla doğrudan ilişkilendirildiğini belirtmekte fayda var.
Gelelim Underground 2`nin çoklu oyuncu seçeneklerine. Yeni yapımın en iddialı özelliklerinin başında gelişmiş multiplayer seçenekleri geliyor. Göze çarpan en önemli eklenti ise önceki yapımdaki büyük bir eksiklik olan yerel ağ desteği (LAN). Buna özellikle ağ partisi yapmaya bayılan oyunseverler ve internet cafeler epey sevinecek gibi görünüyor. Bu kısımda Circuit, Sprint, Drag, Drift, StreetX ve URL yarışlarının yanında daha önce değindiğim Outrun Challenge`da da gerçek rakiplere karşı yeteneklerinizin sınırlarını zorlayabilirsiniz. Rakiplerinize karşı bu modda şehirde serbestçe dolaşmanın verdiği zevki şu an piyasadaki sayılı yapım sağlayabiliyor. Bunun dışında iddialı oyuncular yeteneklerini internet üzerinden de dünyadaki diğer Underground 2 oyuncularına karşı da deneyebilirler. Bunun için EA.com hesabı ve hesabımızla ilişkilendirilmiş ürün anahtarımıza ihtiyacımız var. Yine bahsettiğimiz modlar bu kısımda da oynanabilir durumda. Aracınızı arzu ettiğiniz gibi modifiye edip ne kadar iyi olduğunuzu herkese gösterebilmek için multiplayer modu eşsiz bir fırsat sunuyor. Oyun kurulumunda istenirse araç performanslarını eşdeğer düzeylerde getirmek için bir seçenek de oyun severlere sunularak 350bg`lik araçlarla 150bg`lik araçlar arasında oluşabilecek herhangi bir haksız rekabetin önüne geçilmesi düşünülmüş.
Online mod için önemli bir not; hem sizin hem de rakiplerinizin iyi bir internet bağlantı hızına sahip olduğundan emin olmadan oyuna başlamamaya özen gösterin. Çünkü yapısı gereği gayet tempolu olan bir oyunda `lag` diye tabir edilen takılmalar rahatsız edici boyutlarda olabiliyor. En iyisi oyuna girmeden bağlandığınız sunucuların gecikme sürelerine (ping) dikkat etmek. Yapımcı buna önlem olarak maksimum oyuncu sayısını çoğu modda 4 ile sınırlamış (Sadece URL modunda 6 kişiye izin var). eğer her iki tarafta da hızlı ve istikrarlı bir internet bağlantısı varsa oyunu yerel ağdan oynarmışçasına rahat oynamak mümkün. Burada oyuncu sayısı da belirleyici bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Nitekim 256k ADSL bağlantılı iki bilgisayarla yakın bir arkadaşımla (aynı şehirdeki) yaptığımız denemeden gayet olumlu bir sonuç aldık. Sonuçta çoklu oyuncu seçenekleri de özellikle LAN eksikliğinin de giderilmesiyle yeni bir boyuta taşınmış. Bu, önümüzdeki günlerde internet kafelerin motor sesleriyle inleyeceğinin küçük bir habercisi...
Şimdi gerçek değilim sana
Gelelim araç portföyümüze; yeni yapımda eski yapımda beğenilen araçların yanı sıra oyuna bir dizi de yeni araç eklenmiş. 32 araçtan oluşan Underground 2 filosundaki araçlar kariyer modunda ilerledikçe açılıyor. Resmi araç listesine göz atmakta yarar var.
NFS Underground`dan gelen araçlar:
Acura RSX (US sürümü)
Honda Civic Si Coupe (US sürümü)
Ford Focus
Hyundai Tiburon GT
Mazda RX7
Mazda Miata MX5
Mitsubishi Eclipse GSX
Mitsubishi Lancer
Nissan 240SX
Nissan 350Z
Nissan Sentra SE-R Spec V
Nissan Skyline R34
Peugeot 206
Subaru Impreza
Toyota Supra
Toyota Celica
Volkswagen Golf
NFS Underground 2`deki yeni araçlar:
** General Hummer H2
Audi A3
Audi TT
Cadillac Escalade
`05 Ford Mustang GT
Infiniti G35 Coupe
Lincoln Navigator
Lexus IS 300
Mazda RX8
Mitsubishi 3000GT
Opel/Vauxhall Corsa (Avrupa sürümü)
Peugeot 106 (Avrupa sürümü)
`04 Pontiac GTO
Toyota Trueno AE86 (Corolla)
Listemize bakınca ilk dikkat çekici şey NFS`nin Amerika ve Avrupa sürümlerinde karşılaştığımız farklılık. Ülkemize Avrupa versiyonu ithal edilen yapımda bu versiyonda Opel Corsa ve Peugeot 106 bulunurken US versiyonunda bu araçlar yerine Acura RSX ve Honda Civic Si Coupe bulunuyor. Bu sürüm farklılığının bir tür yerel pazarlama stratejisi olduğunu söylemek mümkün. Avrupa sürümü tüm dünyaya dağıtılacakken, US sürümü haliyle sadece ABD ve Kanada`ya özgü. EA dünyanın en büyük tüketim toplumu olan anavatanına ufak bir ayrıcalık göstermiş gibi görünüyor. Yorum sizin...
Yeni eklenen araçlara baktığımızda da şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz. İlk olarak dikkatimizi 4x4`ler çekiyor. Yeni yapımda Hummer H2 ve Cadillac Escalade ve Lincoln Navigator gibi şehir jeepleri de bulunuyor. Bu araçlar öyle çok yüksek performans vaat edemeseler de gerek görsel ve performans olarak modifiye edilebilmeleri gerekse o kocaman tekerlekleri ve gövdeleriyle çok şık görünüyorlar. Bu araçlar şehri öğrenmek amacıyla dolaşmak için gayet iyi bir tercih olarak karşımıza çıkıyor. Her oyuncu mutlaka garajında bu koca oyuncaklardan birine yer verecektir. Yeni eklenen diğer araçlar arasında ilgi çekici olanlar Ford Mustang GT, Audi A3, TT ve Lexus IS300. Yapımcıların ilgi odağında ise yine Nissan 350Z bulunuyor. Yeni eklenen araçlar arasında herkes için ilgi çekici bir şeyler bulmak mümkün, tabi Porsche, Ferrari, Mercedes ya da Ferrari aramıyorsanız (Hadi yapmayın fabrika çıkışında en az 350 bg güç üreten bir canavarı modifiye ederseniz havaalanlarındaki iniş pistleri bile size yetmez). Araçların tasarımı ile ilgili detaylara izin verirseniz grafiklerle ilgili konuşurken değinelim. Sonuçta araç sayısı ve çeşitliliği itibarıyla NFS:U2 beklentileri yine büyük ölçüde karşılamayı başarmış görünüyor.
Gelelim araçlarımıza ekleyebileceğimiz performans ve görsel modifiye parçalara. İlk yapımdaki zenginliğin daha da arttırıldığını yeni yapımda görmek mümkün. Oyun bu konuda beraberinde dev bir arşivle geliyor. Tamı tamına evet, kemerleri sıkıca bağlayıp, boyun travmalarını engellemek için geriye yaslanın, tam 70 milyar olasılık söz konusu. Evet, kesinlikle doğru duydunuz tamı tamına 70.000.000.000! Küçük bir hesaplama yaparsak pistte her aracın tek başına görünüm ve performansı 2 milyar! olasılıktan biri olabilir. Bu kısaca beklemediğiniz araçların doğru ayarlama ve parçalarla korkunç bir canavara dönüşebilme potansiyelini gözler önüne seriyor. Ummadığınız bir araç yanınızdan fırtına gibi geçerse şaşırmamanız gerekiyor.
Görsel modifiyelerimiz önceki yapımdan hatırladığımız tamponlardan egzozlara kadar uzanan bir dizi seçeneğe sahip. Burada dikkat çekici yenilikler artık yan aynalarımızı da değiştirebilmemiz. Ayrıca karbon-fiber parçalar ayrı bir kısımda oyuna eklenmiş. Bunun dışında varolan diğer upgrade`lerdeki seçeneklerimiz de bir hayli artmış görünüyor. Özellikle yeni jantlar görmeye değer nitelikte. Yeni yapımda bir diğer değişiklik ise aracın dış görünüm seçeneklerinin yanında özel aksesuarlar ve yeni araç içi tasarımının bulunduğu kısmında eklenmiş olması. Bu kısımda aracımız için kadran takımı (hız göstergesi), neon ışıklar, cam filtreleri, far renkleri, nitro efekti, hidrolikler, bagaj içi ses sistemleri!, dönen hareketli jant kapakları! ve farklı yönlere doğru açılan kapı ve kaput seçenekleri bulunuyor. Hız göstergesini değiştirmek gerçekten çok iyi düşünülmüş bir eklenti. Far rengini değiştirmek ise biraz fantezi kaçmış. Özellikle bagajınızı güçlü ses sistemleri, kolonlar, LCD ekranlarla tasarlamak her ne kadar içeridekileri her zaman göremesek de ilgi çekici. Bu arada oyun severler bir sonraki yapım için kesinlikle kabin içi ve konsol tasarımları da bekleyecekler, Electronic Art`taki arkadaşların haberi olsun. (Undergound 3... sadece hayal edin!)
Gelelim Graphics Shop`ta oluşturacağımız sanatsal renk ve desenlere. Aracımızı satın aldıktan sonra Gloss (Opak), Metallic (Metalik) ve Pearlescent türlerinde olmak üzere birbirinden farklı 150 civarında seçenek sunan paletimizi kullanarak aracımızı istediğimiz gibi boyayabiliyoruz. Bu kısımda aracın tümünü boyayabildiğimiz gibi disk frenler, yan aynalar gibi parçaları farklı renklerde boyamak mümkün. Ancak aracımızın karbon-fiber kısımlarının rengini `olması gerektiği gibi` değiştiremiyoruz. Gelelim işin sanatsal yanına; Underground 2 beraberinde yüzlerce yeni `vinyl` ve `decal` (çıkartma) barındırıyor (vinyl`in Türkçe karşılığı olmadığını söylemiştim). Buradaki çeşitlilik türünün tek temsilcisi olarak kabul edebileceğimiz yapımdan bekleyebileceğiniz en büyük arşiv. Bu geniş kütüphanede seçeneklerin düzgün gruplaması sayesinde aradığınızı bulmak kolaylaşmış. Aksi takdirde bu dev arşivde kaybolmak işten değil. Sonuç olarak fabrika çıkışlı araçlarda, bu bölümdeki zengin seçeneklerle görsel açıdan tam anlamıyla bir evrim gerçekleştirmek mümkün.
Ve gelelim seri üretim araçlara ruh ve saf güç vermeye... Performans modifiyeleri yeni yapımda büyük değişiklikler geçiren bölümlerden biri. Öncelikle parçaları satın alırken iki yöntem kullanmak mümkün. İlki, seri haline dönüşen yapımın ilk temsilcisinde olduğu gibi, sınıflara ayrılan parçaları toplu olarak paketler halinde satın almak. Paketler yine Street, Pro ve Extreme olarak sınıflandırılmış İkincisi ise her parçayı teker teker satın almak. Yeni eklenen ikinci seçeneğin getirisi para konusunda sıkıntı yaşıyorken parçaları teker teker alarak bir anda toplu para ödemekten kurtuluyor olmamız. Ayrıca aracını ilmek ilmek dokumak isteyen oyuncular da yine bu yolu tercih edeceklerdir (tamam, alakasız bir benzetme oldu). Bu detaylar dışında bu bölümde başka bir değişiklik yok. Güncelleme yapabileceğimiz seçenekler sırasıyla Engine (motor), ECU (eletronik beyin), Transmission (vites vb.), Suspension (süspansiyon), NitrousOxide (nitro), Tires (Lastikler), Brakes (Frenler), Weight Reduction (ağırlık azaltma) ve Turbo olarak sıralanıyor. Aracınız için aldığınız her eklenti doğrudan ya da dolaylı olarak oyun içi performansınıza katkı sağlıyor. Öyle ki frenleri bile küçümsemeyin, çok işe yarıyorlar! Ancak mükemmel aracı oluşturmanın sırrı sadece bu pahalı modifikasyon parçalarını almaktan geçmiyor.
Daha önce detaylı bir biçimde bahsettiğimiz garajımızda ve parçaları satın aldığımız yerlerde `Performance Tuning/Dyno` sekmesinden aracımızın performansını ihtiyacımıza göre en iyi biçimde ayarlayabiliyoruz. Bu işlem kısaca şu şekilde gerçekleşiyor. Örneğin sponsorluk anlaşmalarınız nedeniyle birçok StreetX`e katılmanız gerektiğini varsayalım. Bu durumda aracınızın ayarları StreetX modu için en uygun ayarlara garajımızın bu kısmında bulunan ve gerekli koşulları sağlayan yapay bir simülasyon yardımıyla ayarlayabiliyoruz. süspansiyonlardan aerodinamiğe, frenlerden nitroya kadar her şeyi daha önce hiçbir yapımda eşine rastlanmamış detaylarla ayarlamak mümkün. Sadece süspansiyon ayarları için sertlik, yükseklikleri gibi 8 farklı değer söz konusu. Hatta ön ve arka tekerlekleri birbirinden farklı ayarlarla bile kullanabilirsiniz gerisini siz düşünün.
Burada yaptığımız tüm ayarlamaların alacağınız sonuçlarda hayati önem taşıdığını da unutmamak gerekiyor. Örneğin N2O ya da NOS`u, ister kısa süreli ama daha güçlü itme gücü için ya da daha uzun ancak daha az hızlanma sağlamasını istediğiniz gibi ayarlamak elinizde. Güçlü itişi kısa yarışlarda, uzun süreli ancak daha az etkili nitroyu ise uzun turlu yarışlar için tercih etmek mümkün. Bu arada N2O`dan bahsederken unutmadan küçük bir hatırlatma yapalım. Nitro`yu özellikle vites değiştirirken ya da değiştirmeye yakın bir devirde aracı sürerken kullanmayın. Sebep olarak eğer iyi bir vites kutusuna da sahip değilseniz kullandığınız nitronun vites geçişlerindeki debriyaj mesafesinde etkisiz kalması ve boşa gitmesi gösterilebilir. Üstelik bu ayarları yaparken bize yardım ve ipucu ekranları ve grafikler eşlik ediyor.
Bütün ayarlarımızı tamamladığımızda aracımızın yeni performansı ile ilgili bilgi ve istatistikleri alabilmek için `Dyno Run` olarak adlandırılan simülasyon testini gerçekleştirebiliyoruz. Bu test sonucu karşımıza bir çeşit telemetri bilgi ekranı geliyor ve aracımızın maksimum gücünü ve en ideal gücü hangi devirde ürettiği gibi yararlı bilgilere ulaşıyoruz. eğer seçenekler kısmında göstergeleri MPH olarak ayarladıysanız bu değerler güç için bhp (beygir gücü) tork (torque) için feet/lbs, KPH olarak ayarladıysanız güç için kW ve tork için Nm cinsinden değerler elde ediyorsunuz. Aracınızın ayarlı ve modifiyeli haliyle nasıl bir evrim geçirdiğinin kanıtını görmek isteyenler için ilginç bilgiler gibi görünüyor. Ancak bununla da yetinmeyip aracınızın gerçek performansını test sürüşüyle (Test Run) yerinde, yaşayarak inceleyebilirsiniz. Son olarak ayarlarımızın geçerli olabilmesi için kaydetmemiz yeterli. Özetlemek gerekirse, ilk yapımda sadece modifiye yaparken Underground 2`de artık ince ayar da yapabilmemiz önemli ve takdire değer bir yenilik olarak karşımıza çıkıyor.
Susamıştın...
Oynanış ve yeni haritamız hakkında söylemek istediklerim bu kadar. Gelelim yapımın teknik detaylarına. Görsel açıdan değerlendirdiğimizde yapımın beklentileri karşıladığını söylemek mümkün. Çevresel grafikler, şehrin tasarımı, trafikteki araçlar, yollar ve otobanlar oyuncunun yaşayan bir şehir duygusunu bir bütün olarak hissedebilmesi için olabildiğince detaylı ve gösterişli bir biçimde tasarlanmış. Konusu gereği sürekli gece devam eden oyunda gecenin tüm renkleri bir şekilde şehrin atmosferiyle harmanlanmış. Etraftaki binalar, gökdelenler, mağazalar olabildiğince detaylı bir biçimde yapımda kullanılmış. Ara sokakları, caddeleri, bulvarları, kavşakları, viyadükleri ve otobanlarıyla EA serbest ruhlu bir yarış oyunu için gerekli cennet koşullarının tümünü Need for Speed: Underground 2`de oyuncuya sunmuş. Ancak bununla da yetinmeyen yapımcı, lensflare gibi basit efektlerden tutun blur ve tint gibi daha ileri düzey onlarca efekti de bu dev yapımın bir parçası haline getirmiş. Öyle ki, belirli bir yerden sonra görsel efektleri anlatmak için kelimeler bir şekilde yetersiz kalıyor. Aracınızın ıslak asfaltta hayal meyal görünen görüntüsü, gölgeler, ışık çizgileri, lensflare, fren yaptığınızda ortaya çıkan lastik izleri ve duman, egzozumuzdan çıkan alevler, yağmur yağdığında ekranınıza çarpan damlacıklar ve tek kelimeyle muhteşem sayılabilecek nitro efekti bize elimizde görsel kalitesi için bile yıllarca oynanabilecek bir başyapıt olduğunu kanıtlıyor. Ekran görüntülerine göz atmakta yarar var.
Araç tasarımlarındaki detaylar önceki yapıma oranla büyük bir atlama ya da evrim geçirmese de üzerinde biraz daha çalışıldığını ve özenli bir makyaj gerçekleştirildiğini görmek mümkün. Özellikle bu kez çok daha yüksek çözünürlükte kaplama (texture) altyapısının kullanıldığını özellikle yüksek çözünürlüklerde belirgin biçimde görmek mümkün. Yeni yapımda yan aynalarında belirgin bir biçimde yapıma eklenmesi eleştirilebilir bir eksikliği gidermiş. Çevresel efekt düzeni aracın üzerindeki gerçek zamanlı yansıma efektleri gibi bir dizi efektle birleşip bize sanatsal kalitede görüntüler sunuyor. Trafikteki araçlar ise haliyle kullandığımız araçlarla karşılaştırdığımızda sönük kalsalar da bu yoğun efekt cümbüşünün içerisinde kaybolup gidiyorlar. Zaten yanlarından 200 km hızla geçtiğinizde detaylarının pek bir önemi kalmıyor. Bunun dışında ilk yapımda olduğu gibi start anında bize güzel bayanlar ve meraklı bir kalabalık eşlik ediyor.
Underground 2`deki görsel öğelerin ve efektlerin kaynağında gelişmiş pixel ve vertex shader modellemeleri yatıyor. Yapımcının kullandığı efektler günümüz standartlarını belirleyebilecek düzeyde. Güncel ekran kartlarının teknolojilerinin sonuna kadar kullandığı yapımda karanlık yerlerin daha koyu gösterilmesini sağlayan `Enhanced Contrast` ve ışık kaynaklarının ve parlama, aydınlık efektinin olduğu alanları daha berrak göstermeyi sağlayan `Over Bright` teknolojileri dikkat çekici görünüyor. Detaylı grafik ayarlarını kullanarak oyundan en iyi kalitede ve performansta görüntü alabilmek için bazı ayarlamalar yapmanız gerekiyor. Ne yazık ki sistem performansını otomatik algılayıp uygun ayarları sağlayan bir seçenek oyunda bulunmuyor. Kendiniz için en iyi seviyeyi deneme, yanılma yoluyla bulmak zorundasınız. eğer gelişmiş ayarlarla uğraşmak istemiyorsanız yapmanız gereken grafik sekmesinin girişindeki genel ayar düğmesini kullanmak olacaktır. Ancak kullanmayı tercih etmeyebileceğiniz ve size donanımınıza bağlı olarak büyük performans kayıpları yaşatabilecek anti-aliasing (köşeleri düzeltme) özelliğinin de bu ayara göre şekillendiğinin altını iki kez çizmekte fayda var. Bu yüzden iyisi mi detaylı ayarları kullanarak sizin için en uygun görsellik/performans dengesini sağlamaya çalışın.
Underground`da bulamayarak hayal kırıklığına uğradığımız replay özelliği nihayet yeni yapımda kendisine yer bulmuş. Aslına bakarsanız Need for Speed serisinde izlemeye değer nitelikte replay özelliği Porsche Unleashed`den beri göremiyorduk. Nihayet EA bu büyük eksikliği fark edip hız duygusunu, görsellik ve sanatsal kamera açılarıyla birleştiren takdire değer bir replay eklentisini yapıma eklemeyi başarmış. Bunun dışında kadran takımlarının tasarım ve renklerini yeni oyunda değiştirebilmemizi oyuna ayrı bir tat katan ilginç bir detay olarak notlarımıza ekleyelim. Oyunun eleştirebileceğimiz az sayıdaki yanlarından biri ise hasar modellemesinin bulunmaması. Her ne kadar yapımcılar oyunun kavramsal yapısına ters düşmesini mazeret olarak gösterseler de, en azından açıp kapatılabilen ekstra özellik hiç fena olmazdı doğrusu. Oyunda hasar namına görebileceğiniz tek şey kaza anındaki yavaş çekim görüntülerine aracınızın camlarının kırılıp etrafa saçılması efekti. Bu da zaten kamera açısı normale dönüp oyuna devam ettiğinizde yok oluyor. Bu özellik her ne kadar olmazsa olmaz bir özellik olmasa da zaman zaman eksikliğinin hissedilebileceğini düşünüyorum.
Menü sisteminden de bahsetmeden geçmeyelim. Yeni yapımda en az ilk yapımda olduğu kadar ilgi çekici bir menü sistemi bulunuyor. Kullanımı ön plana çıkaran yapımcı olabildiğince anlaşılabilir bir arabirim kullanmış. Menülerde gezerken aracımız arka planda bize eşlik ediyor. Aracımızın kamera açılarını farenin 3. tuşu (orta tuş ya da farenin kaydırma tuşunu) kullanarak değiştirmek mümkün. Yine de görsel modifiyeleri vb. uygularken sistem bizim için doğru kamera açısını seçebiliyor. Ancak bununla sınırlı kalmayıp farklı açılardan parçaların nasıl göründüğüne de dikkat etmek yerinde olacaktır. Ayrıca daha önce değindiğimiz mağaza garajlarının her biri birbirinden farklı tasarlanmış. Aracımızla ilgili uygun parçaları vs. ararken arka planda bunu görmek mümkün. Menüyü kullanırken eğer eski yapımda benim gibi `backspace` tuşunu `önceki menüye / kısma` dönmek için kullanıyorsanız yeni oyuna alışmak için biraz zorlanabilirsiniz. Çünkü bu işlem için artık `Backspace` tuşunu kullanmıyoruz. Bunun yerine ya `esc` tuşunu ya da yeni eklenen farenin sağ klik tuşunu kullanmanız gerekiyor. Her ne kadar alışmak en azından benim için biraz güç görünse de özellikle sağ klik fonksiyonunun gayet kullanışlı olduğu açık. Sonuçta menü ve arabirim sistemi sadeliği ve özgünlüğüyle aranılan bilgiye ulaşma konusunda gayet başarılı. Bunu sms sisteminde, ara menülerde hatta oyun içindeki bilgi ekranları ve kadran takımında bile görmek mümkün.
Ses ve müzik alanında bu yıl türünün en iddialı yapımı olmaya aday bir oyun Need for Speed: Underground 2. Öncelikle ses efektlerinin geçirdiği büyük değişimden bahsetmek sanırım daha doğru olacak. İlk yapımda çoğumuzun daha iyisi can sağlığı diye düşündüğu ses düzenleri olağanüstü bir biçimde geliştirilmiş. Fark edeceğiniz ilk değişiklik tabi ki motor sesleri olacaktır. Yapım uzak ara türünün gelmiş geçmiş en detaylı ve berrak ses efektlerine sahip. Her aracın motor sesi birbirinden tamamen farklı olduğunu hatta aracınızda yaptığınız motor modifikasyonlarından ve dahası egzoz değişimlerinde bile motor sesinin olağanüstü değiştirdiğini hayretler içerisinde işiteceksiniz. Ve sesler o kadar berrak, net ve hatasız ki pistonların hareketinden, turbo`nun devreye girmesine kadar her türlü sesi kulaklarınız ayırt edebiliyor. İçeride bir şeylerin yandığını hissedebiliyorsunuz.
Vites değişimlerinde meydana gelen mekanik gürültü ve egzozunuzdan alevler eşliğinde çıkan iniltiler bir çeşit sarhoşluk etkisi yapıyor. Vites düşürürken çıkan korkunç iniltileri anlatmak için şiirler romanlar hatta TDK onaylı sözlükler bile yetersiz kalır belki de. Hayranlığınız aracınızı hareket ettirdiğiniz ilk andan sınırları zorlamaya yaklaştığınız 300km hıza kadar aynı heyecanla sürüyor. Bu hızdan sonra ise zaten yarı-trans haline geçtiğinizden seslerin hatta bir yerde grafiklerin bile önemi kalmıyor. Ancak direksiyon başında fazla dalmak şiddetli kazalara yol açabiliyor. Ve işte o anda eğer benim şu an yaptığım gibi güçlü bir ses sisteminde yüksek sesle (oyun içi müzikleri kapatarak motor sesiyle baş başa) oynuyorsanız, inanılmaz, korkunç, dehşet, disastrous, destructive, terrific hatta hiçbir dildeki sıfatın tam olarak tanımlamakta kifayetsiz kalacağı bir gürültüyle irkiliyorsunuz. Atmosfer sizi nefes nefese bırakıyor. Ve içinizden bayram tatili için ayrılan apartman sakinleri için `keşke burada olsalardı ?!^^+!+ pardon yanlış oldu `iyi ki de burada yoksunuz` demek geliyor.
Çevresel efekt ve ses düzenlemelerine de olağanüstü bir özen gösterilmiş. Canlı grafikleri tamamlayan ses düzeni size yaşayan bir şehrin kapılarını açıyor. Yapımcı her şeyi o kadar ince düşünmüş ki lastiklerin yerde çıkardığı sesten, etrafta dolaşan diğer modifiye araçlar yanınızdan geçerken müzik sistemlerinden gelen baslara kadar her sesi oyunda bulmak mümkün. Ama yine de bazen bu gürültü bolluğundan uzaklaşıp yağmurlu havalarda sessiz bir köşeye park edip yere düşen yağmur damlalarının seslerini dinlemenin verdiği hazzı yaşamak da apayrı bir zevk. Doğrusunu söylemek gerekirse hayatım boyunca hiçbir oyundaki ses özelliklerinden bu derece etkilenmemiştim. Stereo sistemlerden, son teknoloji 7+1`e kadar her türlü desteği bulunan ve THX sertifikası ve EAX gibi teknolojileri barındıran yapım en çok ses ve müzik altyapısı için övgüyü hak ediyor.
Tavsiyem, oyun içerisindeki atmosferi daha iyi hissedebilmek için zaman zaman da olsa müzikleri kapatmanız. Bırakın güzel müzikler size menülerde eşlik etsin. İşte o zaman oyunun gerçek yüzünü görme fırsatını yakalıyorsunuz. Sesle ilgili detaylı ayarlar size bu olanağı sunuyor.
Gelelim müziklere... EA Games Trax bir kez daha bu konuda üstüne kimseyi tanımadığını kanıtlarcasına 2`si sırf bu oyun için yazılmış ya da elden geçirilmiş toplam 27 şarkıyı bu muhteşem yapıma eklemiş. Genellikle oyunun kavramsal yapısına uygun tekno ve rap, hip-hop tarzı müziklerin özenle seçildikleri her hallerinden belli. Sanırım burada yapımdaki şarkıların tümünün listesini vermek gereksiz olur. Bu oyunda da ilk yapımda `Get low`da olduğu gibi hit olma potansiyeline sahip birçok şarkı bulmak mümkün. Ancak benim favorilerim oyun için özel olarak remix`i hazırlanmış `Snoop Doggs (feat. The Doors) - Riders on the Storm` ve `Terror Squad – Lean Back`. Sonuç olarak müziklerin ve seslerin beklentilerimizin çok üstünde bir kalitede olduğunu söylemek doğru olacaktır.
Unutmadan zorluk seviyeleri ve oynanışa etkisi hakkında da birkaç notum var. Bu konuda ilk fark edilecek şey yeni yapımda yapay zeka`nın (AI) epey geliştiği olacaktır. Öyle ki, türünün standart oyuncuları (ki ben sanırım tipik olmasam da böyle bir örneğim) özellikle zor modda soğuk terler dökmeye hazır olmalılar. Rakipler tek kelimeyle uçuyorlar, nerdeyse sıfır hatayla oynayan ve yaklaştığınızda geçmenizi önlemek için oldukça agresif manevralar yapan, hatta sizi alıkoymak için kendisi yoldan çıkmayı göze alabilen bu rakipler, türünün üst uç kategorisinde beceriye sahip oyun guruları için ideal görünüyorlar. Ancak tabii ki yapay zeka`nın da bir sınırı var. Demek istediğim hiçbiri `geçilemez` değil. Ancak itiraf ediyorum çok zorlayıcılar; serbest modda outrun challenge da beni on dakikadan fazla süre kovaladıktan sonra geçen sonra da izini kaybettiren Hyundai Tiburon GT açıkçası sinirlerimi bozdu. Orta derece zorluk ise benim gibi standart oyuncular için ideal. Kolay modda ise ilk defa oynayan bir oyuncu bile bilgisayara karşı rahat üstünlük kurabiliyor.
Son olarak kontrollerle ilgili değişikliklerden de bahsetmek gerekirse. Oyuna eklenen yeni tuşlara alışmak aslına bakarsanız çok da uzun sürmüyor. N2O`nunun yerinin değiştirilmesi ve Space yerine Sol Alt tuşa geçmesiyle `(space) boşluk` tuşunu el freni olarak kullanabiliyoruz. Bunun dışında pek bir değişiklik yok. Tabi iyi kalibre edilmiş titreşimli bir direksiyonla yapımı oynarken alacağınız zevk kat ve kat artacaktır. Ve son bir tavsiye daha, aracınızı sürerken bilgisayar desteklerini daha oyuna başlamadan kapatın. Stability Control`u kapattığınızda gerçek kontroller elinizde olacak. İşte gerçek heyecanın kopma noktası burası. Emin olun alışmak çok uzun sürmeyecektir.
Çok iyi bir teknik altyapıya sahip olan yapım her ne kadar resmi teknik veriler aksini söylese de haliyle iyi bir sistem gerektiriyor. Minimum 933 mhz işlemci GeForce 2 / Ati 7500 ve üzeri ekran kartı, 256 MB RAM oyunu çalıştırmak için yeterli olsa da iyi bir kalite/performans oranı için daha fazlasına ihtiyaç var. Test sistemimiz P4 2.8E HT, Geforce 5600 ve 512 RAM`e sahipti ve V-sync, Enhanced Contrast ve Over Bright hariç tüm detaylar açık 800x600 çözünürlükte 1. seviye (2x) anti-aliasing aktif halde akıcı bir performans elde ettik. 1024x768 çözünürlükte ise anti-aliasing kapalı bir biçimde akıcı görüntü elde edilebiliyor. Ancak ben oyundaki blur efektine olan düşkünlüğüm nedeniyle düşük çözünürlükte anti-aliasing ile oynamayı tercih ediyorum. Diğer bir sistemimiz ise AMD XP 2500+, FX5200 ve 256 MB yapılandırmasına sahipti ve yine 800x600 çözünürlükte `reflection update rate` gibi birkaç özellikten feragat ederek akıcı bir biçimde oyunu oynamak mümkündü. MX kartlar ise birçok efektten mahrum olarak yapımı oynayabiliyorlar. Ancak MX kart sahipleri akıcılık için düşük kalite ayarlara ve tercihen biraz daha yüksek işlemci ve ram`e sahip olmalılar. Ekran kartınızın ve diğer önemli donanımlarınızın güncel sürücülerini yüklemeniz şiddetle tavsiye edilir. Ayrıca sesler için de iyi bir çevresel ses sistemiyle yine kaliteli bir ses kartı oyunun atmosferini iyi hissetmenize büyük oranda yardımcı olacaktır. Yapımın kalitesini göz önünde bulundurarak sistem ihtiyaçlarının biraz yüksek olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Sonuç olarak önümüzdeki günlerin en çok ses getirecek yapımlarından biri Need for Speed: Underground 2. Hangi türe ilgi duyarsanız duyun kesinlikle göz atmaya değebilecek bir oyun karşımızda duruyor. Yarış severler için ise başucunda bulundurulması gereken bir referans kaynağından farksız. yıllarca oynanılabilirliğini koruyacak, görsel öznitelikleri ve ses, müzik altyapısıyla tam bir Need For Speed başyapıtıyla karşı karşıyayız. Tüm bu güzellikleri 2CD`ye sığdırabilmeyi başaran yapımcı bir kez daha kendini kanıtlıyor ve sonsuz övgüyü hak ediyor.
Bu uzun inceleme metnini okuyarak bu kısma kadar ulaştıysanız, kesinlikle bu oyun hakkında olumlu düşünceleriniz olmalı. Büyük bir ihtimalle bu oyunu almış ya da almayı düşünüyor olmalısınız. Umarım yararlı bir inceleme olmuştur. Gösterdiği sonsuz sabır için saygıdeğer okuyucularımıza teşekkür ediyorum. Evet, hepsi bu.
Yine de yetmedi.. Öyle ki, motor sporlarına meraklı bir toplum olup çıkıverdik. o hevesle Dünya Ralli Şampiyonasını ve Formula 1`e ev sahibi olduk. Çok güzel organizasyonlar düzenledik ve düzenlemeye de hazırlanıyoruz (oldukça da iddialıyız). Otomotiv sektörümüz ihracat ve ithalat rekorları kırdı. Şehirlerimizde `geleneksel` sıfatıyla drag yarışları bile düzenlenmeye başladı. Ve dahası geçen gün altındaki modifiye Peugeot`suyla beni taciz edip sollamaya çalışan bayan aracımın arkasındaki parlayan 911 rakamlarını ve Turbo yazısını görünce çevre yoluna sapmak durumunda kaldı. (pardon bu rüyaydı... unutun) Tüm bunlar aslında bir iki sene içerisinde birden gerçekleşmemiş olsa da bu oyun içimizde varolan yatkınlığı bir şekilde ortaya çıkaran önemli dönemeçlerden biriydi.
Kitleler üzerinde bu düzeyde etkili olan bir yapımın devamı da gelmekte çok gecikmedi aslında. Hayalleriyle yanıp tutuşan bekleyenlerini çok üzmeyen saygıdeğer yapımcı, Need for Speed: Underground 2`yi oyun severlerle buluşturmakta gecikmedi. Ancak büyük bir hayran kitlesine sahip bir oyun için beklentiler de bir şekilde çok daha yükseklere taşındı. NFS: Underground 2`nin bu kez bize kanıtlaması gereken birçok şey var. Çoğumuz için `şaheser` niteliğindeki bir yapımın devam oyunu bize çok daha fazlasını sunmak ve mükemmelliğe yaklaşmak zorunda. Aslına bakarsanız Underground 2`nin bunu fazlasıyla sağladığını çok irdelemeden ilk bakışta görmek mümkün. Girişteki olağanüstü video bunun en net kanıtı ve kısa bir özet niteliğinde. Olağanüstü grafik ve ses altyapısı ve takdire değer oynanabilirliğiyle karşımızda yepyeni safkan bir NFS şaheseri var. Hadi biraz daha derinlere inelim...
Önceki yapımda şehirde yenilmezliğini kanıtlayan karakterimiz arkasında soru işaretleri dolu esrarengiz bir kaza geçirir. Psikolojik olarak derinden etkilendiğimiz için değişikliğe ihtiyacımız olduğunu düşünen önceki oyundan yakından tanıdığımız Samantha, karakterimizi yakın arkadaşı Rachel`in (Brooke Burke) yaşadığı `Bayview` adlı metropole gitme konusunda ikna eder. Bayview şehri kahramanımızın her şeye yeniden başlaması için büyük bir fırsattır. Rachel`ın da yardımıyla Bayview`in sokaklarında hız ve adrenalin dolu uzun geceler böylece başlamış olur. Oyun boyunca yine ilk yapımda olduğu gibi en iyi olmak için kıran kırana mücadele ediyoruz. Hikaye, çizgi roman benzeri ara videolarla ve kısa ara animasyonlarla olabildiğince desteklenip sürükleyici hale getiriliyor.
Underground 2`nin göze çarpan ilk özelliği önceki yapımın aksine şehrin tümünde serbest dolaşabilmeniz. Yapımcının 200 km`den fazla yol kullandığı şehirde ilk yapımdaki gibi oyunun arabirimini kullanmak yerine şehrin etrafında düzenlenen yarışlara katılmak için ya da aracınıza parça almak için belirlenen noktaya gitmemiz gerekiyor. Yapım bu haliyle görsel efektlerle makyajlanmış bir Grand Theft Auto`yu andırıyor dersek kötü bir benzetme yapmış olmayız. Ancak tabi ki derin farklılıklar söz konusu. Serbest dolaşımda haritanın bir ucundan diğerine yarış aramak istemeyen oyuncular için ise önceki yapımdaki gibi o an aktif olan yarışları görüp doğrudan katılabileceğiniz menü sistemi bulunuyor. Garaj menüsünde `World Map` kısmından bu seçeneğe ulaşmak mümkün.
Yapımcı birçok açıdan yaşayan bir şehir duygusunu başarıyla oyuncuya sunuyor. Aslen dört büyük bölgeye ayrılan şehrin her köşesi farklı bir karakteristiğe sahip. Şehir merkezinde gösterişli gökdelenler çevre düzenlemeleri ve geniş yollar bulunurken dış mahalleler ise daha sakin, dar, karanlık ve sade. Her türlü oyuncuya hitap edebilecek yol düzenlemeleri otoyollar, sert dönemeçler, yokuşlar, viyadükler ve dar sokaklar eşsiz bir sentez halinde oyuncuya sunulmuş. Aracınızla dar sokaklarda estetik dönüşler yapabilir ya da motorun sınırlarını şehri çevreleyen uzun otobanlarda zorlayabilirsiniz. Serbestlik duygusu bu olsa gerek. Her ne kadar yayalar olmasa da akan trafik, etrafta dolaşan diğer modifiye araçlar, rengarenk ışıklandırmalar ve çevredeki sesler size yaşayan bir şehrin varlığını hissettirmeye yetiyor.
Şehir içerisinde yolumuzu ekranın sol altındaki mini haritanın yardımıyla buluyoruz. Bu kısımda daha sonra detaylı bir biçimde değineceğimiz yarış türleri ve çevrede aracımız için modifikasyon yapabileceğimiz farklı merkezlerin konumunu belirlemek gayet basit. Bu küçük haritaya ek olarak yapımcı `m` tuşuyla erişilebilen özelleştirilebilir bir `world map` seçeneği de sunuyor. Bu kısmın özelliği tüm şehri ya da mahalleleri ayrı ayrı seçebilmeniz ve küçük haritadaki yer işaretlerinin ne anlama geldiğini buradaki künyeden öğrenebilmeniz. Bunun yanında oyunda yön bulmayı kolaylaştırmak adına GPS sistemi eklenmiş. Bu sistemle gitmek istediğiniz yeri büyük haritada belirledikten sonra bu özellik sayesinde ekranın üst kısmında size varmak istediğiniz yere en çabuk gidebileceğiniz yönü gösteren sesli uyarı özelliği de bulunan bir ok yardımcı oluyor. Örneğin zaman sınırlı yarışlarda varmak istediğiniz yerin logosuna haritadan tıklayıp GPS aktif hale getirirseniz yolu bulmakta sıkıntı yaş**ıyorsunuz. Aksi takdirde karmaşık yollara alışmadan yön bulmak epey dikkat gerektiriyor. GPS özelliğinin sorunsuz kullanımıyla gayet ilgi çekici ve yararlı bir özellik olduğunu düşünüyorum.
Oyunda birçok bağlantımızı cep telefonu aracılığıyla kuruyor, yeni modifikasyonlar, oyun ipuçları, yeni araçlar ve yarışlarla ilgili SMSler ve çağrılar alıyoruz. Ayrıca Rachel`la bağlantımızı da yine bu sistemle sağlıyoruz. `Tab` tuşuyla kullanılan bu sistem sayesinde aracınız için en güncel parçaları çıktığı gibi haber almak mümkün. Üstelik burada biriken mesajların kafa karıştırmaması için mesajlar `inbox`un yanında farklı klasörler halinde güncellik sırasına göre sıralanıyor; böylelikle ihtiyacınız olan bilgiye rahatça erişmek mümkün hale gelmiş. Az önce değindiğimiz `GPS World Map` ve bu servis birbirlerini mükemmel bir biçimde tamamlıyor.
Kariyer modunda önceki yapımdan bildiğimiz Circuit, Sprint, Drag ve Drift modlarına ek olarak yeni yapımda StreetX ve Underground Racing League adlı iki yeni modda oyunseverlerin beğenisine sunulmuş. Kariyer modunda bahsettiğimiz yarışlarda hem aracımızı modifiye etmek için para kazanıyor, hem de `reputation points` kazanarak şehirdeki saygınlığımızı arttırıyoruz. Kariyer durumumuzu gösteren ve oyun içerisinde serbest dolaşım modundayken `t` tuşuyla açılan bilgi ekranını kullanarak şu ana dek kazandığınız yarış ve ödüllerin detayları, aracınızın görsel puanları (yıldızlar şeklinde) gibi birçok detaya ulaşmak mümkün. Özellikle aracınız için 10 yıldıza kadar görsel puan alabiliyorsunuz. Bu kısım ayrıca durumunuzla ilgili işe yarayan çok sayıda istatistik bilgiyi de barındırıyorYeni yapımda göze çarpan önemli farklılıklardan birisi de artık ayrı bir garajımızın bulunması. Şehir merkezinin hemen güney kısmında bulunan garajımıza (haritada mor renkli daire olarak gösteriliyor) eğer istersek free mode`da ESC tuşuna basarak doğrudan da ulaşabiliyoruz. Burada aracımız için satın aldığımız parçaları takıp, değiştirebilme ve test/dyno kısmında aracımızı en uygun biçmi ve ayarlarıyla test etme imkanlarına sahibiz. Garaja hemen ilk bakışta fark edilecek bir başka detay ise artık birden fazla aracı garajımıza eklemenin mümkün olması. Bu yeni özellik sayesinde birden fazla aracı istediğimiz gibi modifiye etmek mümkün hale gelmiş. Ancak her satın aldığınız aracın eski yapımın aksine garajınıza `stock` yani varsayılan ve modifiyesiz haliyle gelmesi yüzünden her araç için tekrar uygun modifiyeleri satın almak durumundayız. Bu durum oyunda para kazanmanın önemini daha da arttırıyor. Öte yandan her modifiye parçanın her araca yakışmadığını düşünürsek yeni yaklaşımın daha gerçekçi ve yerinde olduğunu anlamak kolaylaşacaktır. Garaja yeni araç eklerken yine bazı kısıtlamalar söz konusu. Garajımız toplam 5 araç barındırabiliyor. Araçları genellikle daha sonra tekrar değineceğimiz sponsorluk anlaşmaları sonucu bir çeşit promosyon olarak alıyoruz.
Yine serbest dolaşımın bu modda getirdiği bir diğer yenilik ise şehirde dolaşan rakiplerinize meydan okuyup onlarla yapımcının `outrun challenge` olarak adlandırdığı yarış modunda şehirde serbestçe yarışabilmeniz. Burada amacımız rakibimize tabiri caizse toz yutturmak, rakiple aranızdaki fark 300 metre ya da 1000 feet`i aşınca otomatik olarak kazanıyoruz ve 100 dolar tozu yutan arkadaşın hesabından doğrudan kendimizinkine aktarılıyor. Tabi her zaman kazanmak olmuyor, bazı dişli rakipler de size toz yutturabiliyor. Bu yarışların güzel yanlarından biri ise öndeki oyuncunun rotayı serbestçe belirlemesi, yani pist yarışlarındaki gibi herhangi bir zorunluluk olmaması, gerçek bir düello fırsatı sağlaması. Bu özellik sinematik görsellikte harika takip sahneleri yaratıyor. Üstelik rakibiniz sizdeki cevheri fark ederek sizi bilinmeyen `unique` modifikasyonlar için yönlendirebiliyor.
Şehirde aradığımız modifikasyonları bulabileceğimiz birçok dükkan bulunuyor. Bu merkezlerden istediğimiz değişiklikleri satın aldıktan sonra, gerekirse tekrar garajımızda düzenleme yapmak mümkün. Şehirde araç satın almak için `Car Lot`a aracımızın dış parçalarını değiştirebilmek için `Body Shop`a, adından da anlaşılabildiği gibi aracımızın motor, yürüyen aksam vb. teknik özelliklerini yükseltmek için `Performance Shop`a, aracımızın rengi ve üzerindeki sanatsal değerdeki vinil (bakmayın öyle Türkçesi yok bunun n`apalım) ve logolar için `Graphics Shop`a ve aracımızı diğerlerinden farklı ve özel hale getirecek ihtiyaçlarımız (neon, cam filtreleri, dönen jant kapakları!, ses sistemi!, hidrolikler!, yukarı doğru açılan kapılar ve hatta hız göstergesi gibi şeyler) için ise `Car Specialities Shop`a gitmemiz gerekiyor. Böylece hayatımın en uzun cümlelerinden birini daha tamamlamış bulunuyorum.
Hayaller olmasın diye sözlerim açık her hece...
Aynı işi yapan modifiye dükkandan farklı mahallelerde birden fazla bulunabiliyor. Her dükkanda farklı modeller bulmak mümkün. Her parçayı her yerde bulmak her zaman mümkün olamayabiliyor. Öyle ki henüz haritada gösterilmeyen dükkanların yerini şehri dolaşırken bulabilirseniz, buralardan normal zamanından çok daha önce, başka yerde henüz bulunamayan parçalar ya da size özel `unique` parçalar satın alma fırsatı yakalayabiliyorsunuz. Üstelik her mağazanın farklı fiyatları olabiliyor, yani bu merkezler zaman zaman indirim fırsatları sunabiliyor. Bu yüzden yeni modifiye parçaları almadan önce gelen sms`leri kontrol edip bu tür fırsatların olduğu yerlere yönelmek akıllıca olacaktır. Bu tür fırsatları mümkün olduğunca yakalamak için şehri gezerken etrafa dikkatlice bakıp bu tür dükkanların yerini belirlemek önemli. Bu mağazaları bir kez ziyaret etmeniz halinde konumları haritanıza ekleniyor, böylece bir dahaki sefer yerlerini bulmanız kolaylaşıyor. Tabi modifiyeler satın alıp rüyalarınızdaki aracı oluşturmak için yapmanız gereken daha önemli bir şey var; para kazanmak.
Kariyer yaparken para kazanmanın çeşitli yolları var. Yarışları kazanmak, `outrun challenge` ve etrafta bulabileceğiniz yeşil renkli para ödüllerini (bank reward) toplamak, dergi ve DVD kapaklarında boy göstermek ve sponsorluk anlaşmaları imzalamak gibi. Özellikle sponsorluk anlaşmaları yeni yapımda ilgi toplayacak özelliklerden biri gibi görünüyor. Bu anlaşmalar bize belirli koşulları yerine getirmek kaydıyla araç ve para sağlıyor. Bizden istenen koşullar genellikle belirli sayıdaki yarışta başarılı olmak, dergi ya da DVD kapaklarına çıkmak gibi görevlerden oluşuyor. Bu anlaşmalar finansal açıdan oyuncuyu bir nebze de olsa rahatlatıyor. DVD ve dergi kapaklarına çıkmak ise bir diğer para ve şöhret kazanma yolu. Bunun için çoğunlukla Rachel`ın bize fotoğrafçıların o anki konumlarıyla ilgili haber vermesini bekliyoruz. Hemen ardından kendimizi göstermek için sınırlı bir zaman diliminde oraya ulaşıp dikkat çekiyoruz. Karşımıza çıkan bir başka değişiklik ise burada aracımızla istediğimiz gibi poz verebiliyor olmamız. Kamera açılarını, aracımızın kapılarını vs. gibi özellikleri tamamen isteğimiz doğrultusunda ayarlayıp fotoğrafı çekmek mümkün. Daha sonra küçük bir animasyon eşliğinde dergiyi görebiliyoruz. Bunlar dışında para kazanmak için ana kaynağımız yarışlara katılarak başarılı olmak.
Bak,bunun bir anlamı yoktu...
Yeni eklenenlerin bahsettiğimiz modların yanında drift modunda da bazı değişikliklere gidilmiş. Önceki yapımın aksine bu modda artık rakiplerimizle birlikte en çok puanı almak için yarışıyoruz. Ancak pistte rakiplerimiz olmasına rağmen birinci bitirmek gibi bir zorunluluğumuz yok. Zaten çoğu zaman daha uzun driftler yapabilmek için genelde hızlı giden rakiplerinizin gerisinde kalıyorsunuz. Ancak yapımcının bu bölüm için yeni kuralına göre birinci bitiren oyuncu turlarını bitirdikten 30 saniye içerisinde son çizgiyi geçmeniz gerekiyor. Bu da oyuncunun çok geride kalıp oyalanmasının önüne geçmek için alınmış küçük bir önlem. Ancak herhangi bir yaptırımı da yok, yani bu süreyi aştığınızda eğer puanınız rakiplerinizden yüksekse yine birinci olabiliyorsunuz. Drift modundaki diğer bir yenilik ise artık sadece küçük pistlere sıkışıp kalmak zorunda olmamamız. Yeni yapım beraberinde inişli uzun yokuşlar şeklinde drift pistleri de barındırıyor. Bu pistlerde trafiğin açık olması drift modunu çok daha farklı ve eğlenceli bir boyuta taşıyor. Bunun dışında `Circuit`, `Drag` ve `Sprint` modunda göze çarpan oynanışa dair bir değişiklik yok. 31 Circuit, 23 Sprint, 10 Drag, 17 Drift, 8 StreetX, 11 URL ve Free Mode ile sınırsız eğlenceyi 200 km`yi aşkın büyüklükteki Bayview şehrine sığdırmayı başaran firma büyük övgüler hak ediyor.
Gelelim yeni olanlara... Yeni eklenen iki yeni mod, StreetX ve URL`de oyuna yeni bir renk katmış. StreetX modu Drift modunda gibi küçük boyuttaki pistlerde rakiplerimizi geçip ilk sırayı almaya çalıştığımız bir mod. Bu moddaki belirleyici faktör virajlara giriş biçiminiz. Bu pistler yapısı gereği sadece viraj geçişlerine uygun. Bu durum sürücü yeteneklerini ve fırsatçılığını ön plana çıkarıyor. Drift gibi bu modda da N2O kullanamıyoruz. Virajlara giriş ve çıkış, fren noktaları vites, araç devri ve içerde kalmak bu bölüm için anahtar kelimeler. Genellikle çok hızlı bir tempoda kısacık süren bu yarışlar online oyun severlerin de yeni gözdesi olmaya aday. Gerek oyunun kavramsal yapısına uyumu, zorlayıcılığı, aradaki farkı çok açamadığınızdan oyuncuyu sürekli tetikte hissettirmesi ve yüksek eğlence dozuyla StreetX yarışları yapıma yeni bir boyut kazandırıyor.
URL ya da uzun haliyle Undergound Racing League`de ise sokaklardan uzaklaşıp profesyonel yarış pistlerine uzanıyoruz. Bu modda şehrin motor sporları pistinde rakiplerimize karşı boy göstermeye çalışıyoruz. Sokak yarışlarının aksine yarıştığımız yer gerçek bir pist olduğundan bu bölümde aracımızı kontrol etmek konusunda daha rahatız. Bunun nedeni viraj yapıları ve tabi ki de profesyonel pistlerin vazgeçilmez öğeleri: yan bordürler (Tamam, kaldırımlar da bordür olarak kullanılabiliyor ama bir yere kadar). Hatta karşınıza sert virajlar çıkmadıkça çoğu zaman fren kullanmak yerine gaz kesmek yeterli oluyor. StreetX`de olduğu gibi yine birkaç turdan oluşan bu yarışların da oyuna farklı, yeni bir tat kattığını söyleyebiliriz. URL`in konuş amacı bekli de `bu bir spor ve bu işin asıl yeri pistler` mesajı önüne ve ardına tırnak işareti konularak ima edebilmek. Ama siz gene de Underground oynayın. ;) Bunlar dışında diğer bölümlerde yapılan çarpıcı bir yenilikten bahsetmek mümkün olmasa da küçük detaylarda gizlenmiş onlarca yenilik var. Bunların başında N2O`nun ya da daha tanıdık bir deyişle NOS`un kullanım şeklindeki değişiklik geliyor. Önceki yapımın aksine Underground 2`de NOS seviyesi oyun içerisinde yaptığınız kayma (powerslide), yakın takip (drifting) ya da kazadan sakınma (avoiding accident) gibi sürüş stilinize bağlı birçok hareket sonucunda kazandığınız puanlarla sürekli artıyor. Bu arada araçla yapabileceğiniz ve size puan kazandıran birçok farklı hareket bulunuyor. Bunlar arasında 360 derece dönüşler, Geri viteste arkanıza bakmadan gitmek (reverse), lastik yakma (burnout), aracın havada asılı kalma süresi (hang time) ve hatta aracınızın hidrolik sistemiyle oynayarak aracı zıplattığınız ilginç bir hareket (bounce) de var. Ayrıca turları birinci bitirmek de ekstra puan kaynaklarından biri. Unutmadan N2O`yu yeni yapımda sadece ekstra güç elde etmek için değil ayrıca `spray show` adlı ufak bir gösteri yapmak için de kullanabildiğimizi de notlarımıza eklemekte fayda var. Aracımız dururken ya da hareket halindeyken gaza basılı değilken yapabildiğimiz bu küçük gösteriyi kişiselleştirmek mümkün.
Küçük bir eleştiri yapalım bu arada; Oyun içerisinde varsayılan ayar olarak gelmeyen otomatik kaydetme `autosave` fonksiyonunu aktif hale getirmeniz şiddetle önerilir. Bunun için seçenekler kısmındaki `Gameplay menüsünden Save ile ilgili kısmı `Prompt`tan `Auto` ya getirmeniz gerekiyor. Aksi takdirde her oyun sonunda bazen sinir bozucu olabilen bir `Save` bürokrasisi ile uğraşmanız gerekebilir. Ancak bu otomasyonun istenmeyen sonuçlarının da olabileceğini unutmayın.
Yeni yapımda değişenler tabi ki sadece oynanış ve haritadaki farklılıklarla sınırlı değil. Öncelikle yapımı uç ana bölümde incelemek gerekiyor. Bunlar sırasıyla biraz önce detaylı bir biçimde bahsettiğimiz career (kariyer) modu, quick race ve online modları. Kariyer modunda yukarıda bahsettiğimiz gibi şehirde en iyi olmaya çalıştığımız hikayeyi oynarken, quick race bölümünde ise istediğimiz araçlarla istediğimiz yarış türünde istediğimiz modifiyelerle oynayabiliyoruz. Career modunda araç almadan önce kendiniz için en doğru araç seçimini yapmak için burada kendinizi deneyebilirsiniz. Quick Race kısmında hikayeye bağlı kalmadan şehri rahatça gezebilmeniz için `Free Mode` adlı serbest dolaşım da unutulmayan detaylar arasında. Ancak bu bölümün Kariyer kısmındaki ilerleme durumuyla doğrudan ilişkilendirildiğini belirtmekte fayda var.
Gelelim Underground 2`nin çoklu oyuncu seçeneklerine. Yeni yapımın en iddialı özelliklerinin başında gelişmiş multiplayer seçenekleri geliyor. Göze çarpan en önemli eklenti ise önceki yapımdaki büyük bir eksiklik olan yerel ağ desteği (LAN). Buna özellikle ağ partisi yapmaya bayılan oyunseverler ve internet cafeler epey sevinecek gibi görünüyor. Bu kısımda Circuit, Sprint, Drag, Drift, StreetX ve URL yarışlarının yanında daha önce değindiğim Outrun Challenge`da da gerçek rakiplere karşı yeteneklerinizin sınırlarını zorlayabilirsiniz. Rakiplerinize karşı bu modda şehirde serbestçe dolaşmanın verdiği zevki şu an piyasadaki sayılı yapım sağlayabiliyor. Bunun dışında iddialı oyuncular yeteneklerini internet üzerinden de dünyadaki diğer Underground 2 oyuncularına karşı da deneyebilirler. Bunun için EA.com hesabı ve hesabımızla ilişkilendirilmiş ürün anahtarımıza ihtiyacımız var. Yine bahsettiğimiz modlar bu kısımda da oynanabilir durumda. Aracınızı arzu ettiğiniz gibi modifiye edip ne kadar iyi olduğunuzu herkese gösterebilmek için multiplayer modu eşsiz bir fırsat sunuyor. Oyun kurulumunda istenirse araç performanslarını eşdeğer düzeylerde getirmek için bir seçenek de oyun severlere sunularak 350bg`lik araçlarla 150bg`lik araçlar arasında oluşabilecek herhangi bir haksız rekabetin önüne geçilmesi düşünülmüş.
Online mod için önemli bir not; hem sizin hem de rakiplerinizin iyi bir internet bağlantı hızına sahip olduğundan emin olmadan oyuna başlamamaya özen gösterin. Çünkü yapısı gereği gayet tempolu olan bir oyunda `lag` diye tabir edilen takılmalar rahatsız edici boyutlarda olabiliyor. En iyisi oyuna girmeden bağlandığınız sunucuların gecikme sürelerine (ping) dikkat etmek. Yapımcı buna önlem olarak maksimum oyuncu sayısını çoğu modda 4 ile sınırlamış (Sadece URL modunda 6 kişiye izin var). eğer her iki tarafta da hızlı ve istikrarlı bir internet bağlantısı varsa oyunu yerel ağdan oynarmışçasına rahat oynamak mümkün. Burada oyuncu sayısı da belirleyici bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Nitekim 256k ADSL bağlantılı iki bilgisayarla yakın bir arkadaşımla (aynı şehirdeki) yaptığımız denemeden gayet olumlu bir sonuç aldık. Sonuçta çoklu oyuncu seçenekleri de özellikle LAN eksikliğinin de giderilmesiyle yeni bir boyuta taşınmış. Bu, önümüzdeki günlerde internet kafelerin motor sesleriyle inleyeceğinin küçük bir habercisi...
Şimdi gerçek değilim sana
Gelelim araç portföyümüze; yeni yapımda eski yapımda beğenilen araçların yanı sıra oyuna bir dizi de yeni araç eklenmiş. 32 araçtan oluşan Underground 2 filosundaki araçlar kariyer modunda ilerledikçe açılıyor. Resmi araç listesine göz atmakta yarar var.
NFS Underground`dan gelen araçlar:
Acura RSX (US sürümü)
Honda Civic Si Coupe (US sürümü)
Ford Focus
Hyundai Tiburon GT
Mazda RX7
Mazda Miata MX5
Mitsubishi Eclipse GSX
Mitsubishi Lancer
Nissan 240SX
Nissan 350Z
Nissan Sentra SE-R Spec V
Nissan Skyline R34
Peugeot 206
Subaru Impreza
Toyota Supra
Toyota Celica
Volkswagen Golf
NFS Underground 2`deki yeni araçlar:
** General Hummer H2
Audi A3
Audi TT
Cadillac Escalade
`05 Ford Mustang GT
Infiniti G35 Coupe
Lincoln Navigator
Lexus IS 300
Mazda RX8
Mitsubishi 3000GT
Opel/Vauxhall Corsa (Avrupa sürümü)
Peugeot 106 (Avrupa sürümü)
`04 Pontiac GTO
Toyota Trueno AE86 (Corolla)
Listemize bakınca ilk dikkat çekici şey NFS`nin Amerika ve Avrupa sürümlerinde karşılaştığımız farklılık. Ülkemize Avrupa versiyonu ithal edilen yapımda bu versiyonda Opel Corsa ve Peugeot 106 bulunurken US versiyonunda bu araçlar yerine Acura RSX ve Honda Civic Si Coupe bulunuyor. Bu sürüm farklılığının bir tür yerel pazarlama stratejisi olduğunu söylemek mümkün. Avrupa sürümü tüm dünyaya dağıtılacakken, US sürümü haliyle sadece ABD ve Kanada`ya özgü. EA dünyanın en büyük tüketim toplumu olan anavatanına ufak bir ayrıcalık göstermiş gibi görünüyor. Yorum sizin...
Yeni eklenen araçlara baktığımızda da şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz. İlk olarak dikkatimizi 4x4`ler çekiyor. Yeni yapımda Hummer H2 ve Cadillac Escalade ve Lincoln Navigator gibi şehir jeepleri de bulunuyor. Bu araçlar öyle çok yüksek performans vaat edemeseler de gerek görsel ve performans olarak modifiye edilebilmeleri gerekse o kocaman tekerlekleri ve gövdeleriyle çok şık görünüyorlar. Bu araçlar şehri öğrenmek amacıyla dolaşmak için gayet iyi bir tercih olarak karşımıza çıkıyor. Her oyuncu mutlaka garajında bu koca oyuncaklardan birine yer verecektir. Yeni eklenen diğer araçlar arasında ilgi çekici olanlar Ford Mustang GT, Audi A3, TT ve Lexus IS300. Yapımcıların ilgi odağında ise yine Nissan 350Z bulunuyor. Yeni eklenen araçlar arasında herkes için ilgi çekici bir şeyler bulmak mümkün, tabi Porsche, Ferrari, Mercedes ya da Ferrari aramıyorsanız (Hadi yapmayın fabrika çıkışında en az 350 bg güç üreten bir canavarı modifiye ederseniz havaalanlarındaki iniş pistleri bile size yetmez). Araçların tasarımı ile ilgili detaylara izin verirseniz grafiklerle ilgili konuşurken değinelim. Sonuçta araç sayısı ve çeşitliliği itibarıyla NFS:U2 beklentileri yine büyük ölçüde karşılamayı başarmış görünüyor.
Gelelim araçlarımıza ekleyebileceğimiz performans ve görsel modifiye parçalara. İlk yapımdaki zenginliğin daha da arttırıldığını yeni yapımda görmek mümkün. Oyun bu konuda beraberinde dev bir arşivle geliyor. Tamı tamına evet, kemerleri sıkıca bağlayıp, boyun travmalarını engellemek için geriye yaslanın, tam 70 milyar olasılık söz konusu. Evet, kesinlikle doğru duydunuz tamı tamına 70.000.000.000! Küçük bir hesaplama yaparsak pistte her aracın tek başına görünüm ve performansı 2 milyar! olasılıktan biri olabilir. Bu kısaca beklemediğiniz araçların doğru ayarlama ve parçalarla korkunç bir canavara dönüşebilme potansiyelini gözler önüne seriyor. Ummadığınız bir araç yanınızdan fırtına gibi geçerse şaşırmamanız gerekiyor.
Görsel modifiyelerimiz önceki yapımdan hatırladığımız tamponlardan egzozlara kadar uzanan bir dizi seçeneğe sahip. Burada dikkat çekici yenilikler artık yan aynalarımızı da değiştirebilmemiz. Ayrıca karbon-fiber parçalar ayrı bir kısımda oyuna eklenmiş. Bunun dışında varolan diğer upgrade`lerdeki seçeneklerimiz de bir hayli artmış görünüyor. Özellikle yeni jantlar görmeye değer nitelikte. Yeni yapımda bir diğer değişiklik ise aracın dış görünüm seçeneklerinin yanında özel aksesuarlar ve yeni araç içi tasarımının bulunduğu kısmında eklenmiş olması. Bu kısımda aracımız için kadran takımı (hız göstergesi), neon ışıklar, cam filtreleri, far renkleri, nitro efekti, hidrolikler, bagaj içi ses sistemleri!, dönen hareketli jant kapakları! ve farklı yönlere doğru açılan kapı ve kaput seçenekleri bulunuyor. Hız göstergesini değiştirmek gerçekten çok iyi düşünülmüş bir eklenti. Far rengini değiştirmek ise biraz fantezi kaçmış. Özellikle bagajınızı güçlü ses sistemleri, kolonlar, LCD ekranlarla tasarlamak her ne kadar içeridekileri her zaman göremesek de ilgi çekici. Bu arada oyun severler bir sonraki yapım için kesinlikle kabin içi ve konsol tasarımları da bekleyecekler, Electronic Art`taki arkadaşların haberi olsun. (Undergound 3... sadece hayal edin!)
Gelelim Graphics Shop`ta oluşturacağımız sanatsal renk ve desenlere. Aracımızı satın aldıktan sonra Gloss (Opak), Metallic (Metalik) ve Pearlescent türlerinde olmak üzere birbirinden farklı 150 civarında seçenek sunan paletimizi kullanarak aracımızı istediğimiz gibi boyayabiliyoruz. Bu kısımda aracın tümünü boyayabildiğimiz gibi disk frenler, yan aynalar gibi parçaları farklı renklerde boyamak mümkün. Ancak aracımızın karbon-fiber kısımlarının rengini `olması gerektiği gibi` değiştiremiyoruz. Gelelim işin sanatsal yanına; Underground 2 beraberinde yüzlerce yeni `vinyl` ve `decal` (çıkartma) barındırıyor (vinyl`in Türkçe karşılığı olmadığını söylemiştim). Buradaki çeşitlilik türünün tek temsilcisi olarak kabul edebileceğimiz yapımdan bekleyebileceğiniz en büyük arşiv. Bu geniş kütüphanede seçeneklerin düzgün gruplaması sayesinde aradığınızı bulmak kolaylaşmış. Aksi takdirde bu dev arşivde kaybolmak işten değil. Sonuç olarak fabrika çıkışlı araçlarda, bu bölümdeki zengin seçeneklerle görsel açıdan tam anlamıyla bir evrim gerçekleştirmek mümkün.
Ve gelelim seri üretim araçlara ruh ve saf güç vermeye... Performans modifiyeleri yeni yapımda büyük değişiklikler geçiren bölümlerden biri. Öncelikle parçaları satın alırken iki yöntem kullanmak mümkün. İlki, seri haline dönüşen yapımın ilk temsilcisinde olduğu gibi, sınıflara ayrılan parçaları toplu olarak paketler halinde satın almak. Paketler yine Street, Pro ve Extreme olarak sınıflandırılmış İkincisi ise her parçayı teker teker satın almak. Yeni eklenen ikinci seçeneğin getirisi para konusunda sıkıntı yaşıyorken parçaları teker teker alarak bir anda toplu para ödemekten kurtuluyor olmamız. Ayrıca aracını ilmek ilmek dokumak isteyen oyuncular da yine bu yolu tercih edeceklerdir (tamam, alakasız bir benzetme oldu). Bu detaylar dışında bu bölümde başka bir değişiklik yok. Güncelleme yapabileceğimiz seçenekler sırasıyla Engine (motor), ECU (eletronik beyin), Transmission (vites vb.), Suspension (süspansiyon), NitrousOxide (nitro), Tires (Lastikler), Brakes (Frenler), Weight Reduction (ağırlık azaltma) ve Turbo olarak sıralanıyor. Aracınız için aldığınız her eklenti doğrudan ya da dolaylı olarak oyun içi performansınıza katkı sağlıyor. Öyle ki frenleri bile küçümsemeyin, çok işe yarıyorlar! Ancak mükemmel aracı oluşturmanın sırrı sadece bu pahalı modifikasyon parçalarını almaktan geçmiyor.
Daha önce detaylı bir biçimde bahsettiğimiz garajımızda ve parçaları satın aldığımız yerlerde `Performance Tuning/Dyno` sekmesinden aracımızın performansını ihtiyacımıza göre en iyi biçimde ayarlayabiliyoruz. Bu işlem kısaca şu şekilde gerçekleşiyor. Örneğin sponsorluk anlaşmalarınız nedeniyle birçok StreetX`e katılmanız gerektiğini varsayalım. Bu durumda aracınızın ayarları StreetX modu için en uygun ayarlara garajımızın bu kısmında bulunan ve gerekli koşulları sağlayan yapay bir simülasyon yardımıyla ayarlayabiliyoruz. süspansiyonlardan aerodinamiğe, frenlerden nitroya kadar her şeyi daha önce hiçbir yapımda eşine rastlanmamış detaylarla ayarlamak mümkün. Sadece süspansiyon ayarları için sertlik, yükseklikleri gibi 8 farklı değer söz konusu. Hatta ön ve arka tekerlekleri birbirinden farklı ayarlarla bile kullanabilirsiniz gerisini siz düşünün.
Burada yaptığımız tüm ayarlamaların alacağınız sonuçlarda hayati önem taşıdığını da unutmamak gerekiyor. Örneğin N2O ya da NOS`u, ister kısa süreli ama daha güçlü itme gücü için ya da daha uzun ancak daha az hızlanma sağlamasını istediğiniz gibi ayarlamak elinizde. Güçlü itişi kısa yarışlarda, uzun süreli ancak daha az etkili nitroyu ise uzun turlu yarışlar için tercih etmek mümkün. Bu arada N2O`dan bahsederken unutmadan küçük bir hatırlatma yapalım. Nitro`yu özellikle vites değiştirirken ya da değiştirmeye yakın bir devirde aracı sürerken kullanmayın. Sebep olarak eğer iyi bir vites kutusuna da sahip değilseniz kullandığınız nitronun vites geçişlerindeki debriyaj mesafesinde etkisiz kalması ve boşa gitmesi gösterilebilir. Üstelik bu ayarları yaparken bize yardım ve ipucu ekranları ve grafikler eşlik ediyor.
Bütün ayarlarımızı tamamladığımızda aracımızın yeni performansı ile ilgili bilgi ve istatistikleri alabilmek için `Dyno Run` olarak adlandırılan simülasyon testini gerçekleştirebiliyoruz. Bu test sonucu karşımıza bir çeşit telemetri bilgi ekranı geliyor ve aracımızın maksimum gücünü ve en ideal gücü hangi devirde ürettiği gibi yararlı bilgilere ulaşıyoruz. eğer seçenekler kısmında göstergeleri MPH olarak ayarladıysanız bu değerler güç için bhp (beygir gücü) tork (torque) için feet/lbs, KPH olarak ayarladıysanız güç için kW ve tork için Nm cinsinden değerler elde ediyorsunuz. Aracınızın ayarlı ve modifiyeli haliyle nasıl bir evrim geçirdiğinin kanıtını görmek isteyenler için ilginç bilgiler gibi görünüyor. Ancak bununla da yetinmeyip aracınızın gerçek performansını test sürüşüyle (Test Run) yerinde, yaşayarak inceleyebilirsiniz. Son olarak ayarlarımızın geçerli olabilmesi için kaydetmemiz yeterli. Özetlemek gerekirse, ilk yapımda sadece modifiye yaparken Underground 2`de artık ince ayar da yapabilmemiz önemli ve takdire değer bir yenilik olarak karşımıza çıkıyor.
Susamıştın...
Oynanış ve yeni haritamız hakkında söylemek istediklerim bu kadar. Gelelim yapımın teknik detaylarına. Görsel açıdan değerlendirdiğimizde yapımın beklentileri karşıladığını söylemek mümkün. Çevresel grafikler, şehrin tasarımı, trafikteki araçlar, yollar ve otobanlar oyuncunun yaşayan bir şehir duygusunu bir bütün olarak hissedebilmesi için olabildiğince detaylı ve gösterişli bir biçimde tasarlanmış. Konusu gereği sürekli gece devam eden oyunda gecenin tüm renkleri bir şekilde şehrin atmosferiyle harmanlanmış. Etraftaki binalar, gökdelenler, mağazalar olabildiğince detaylı bir biçimde yapımda kullanılmış. Ara sokakları, caddeleri, bulvarları, kavşakları, viyadükleri ve otobanlarıyla EA serbest ruhlu bir yarış oyunu için gerekli cennet koşullarının tümünü Need for Speed: Underground 2`de oyuncuya sunmuş. Ancak bununla da yetinmeyen yapımcı, lensflare gibi basit efektlerden tutun blur ve tint gibi daha ileri düzey onlarca efekti de bu dev yapımın bir parçası haline getirmiş. Öyle ki, belirli bir yerden sonra görsel efektleri anlatmak için kelimeler bir şekilde yetersiz kalıyor. Aracınızın ıslak asfaltta hayal meyal görünen görüntüsü, gölgeler, ışık çizgileri, lensflare, fren yaptığınızda ortaya çıkan lastik izleri ve duman, egzozumuzdan çıkan alevler, yağmur yağdığında ekranınıza çarpan damlacıklar ve tek kelimeyle muhteşem sayılabilecek nitro efekti bize elimizde görsel kalitesi için bile yıllarca oynanabilecek bir başyapıt olduğunu kanıtlıyor. Ekran görüntülerine göz atmakta yarar var.
Araç tasarımlarındaki detaylar önceki yapıma oranla büyük bir atlama ya da evrim geçirmese de üzerinde biraz daha çalışıldığını ve özenli bir makyaj gerçekleştirildiğini görmek mümkün. Özellikle bu kez çok daha yüksek çözünürlükte kaplama (texture) altyapısının kullanıldığını özellikle yüksek çözünürlüklerde belirgin biçimde görmek mümkün. Yeni yapımda yan aynalarında belirgin bir biçimde yapıma eklenmesi eleştirilebilir bir eksikliği gidermiş. Çevresel efekt düzeni aracın üzerindeki gerçek zamanlı yansıma efektleri gibi bir dizi efektle birleşip bize sanatsal kalitede görüntüler sunuyor. Trafikteki araçlar ise haliyle kullandığımız araçlarla karşılaştırdığımızda sönük kalsalar da bu yoğun efekt cümbüşünün içerisinde kaybolup gidiyorlar. Zaten yanlarından 200 km hızla geçtiğinizde detaylarının pek bir önemi kalmıyor. Bunun dışında ilk yapımda olduğu gibi start anında bize güzel bayanlar ve meraklı bir kalabalık eşlik ediyor.
Underground 2`deki görsel öğelerin ve efektlerin kaynağında gelişmiş pixel ve vertex shader modellemeleri yatıyor. Yapımcının kullandığı efektler günümüz standartlarını belirleyebilecek düzeyde. Güncel ekran kartlarının teknolojilerinin sonuna kadar kullandığı yapımda karanlık yerlerin daha koyu gösterilmesini sağlayan `Enhanced Contrast` ve ışık kaynaklarının ve parlama, aydınlık efektinin olduğu alanları daha berrak göstermeyi sağlayan `Over Bright` teknolojileri dikkat çekici görünüyor. Detaylı grafik ayarlarını kullanarak oyundan en iyi kalitede ve performansta görüntü alabilmek için bazı ayarlamalar yapmanız gerekiyor. Ne yazık ki sistem performansını otomatik algılayıp uygun ayarları sağlayan bir seçenek oyunda bulunmuyor. Kendiniz için en iyi seviyeyi deneme, yanılma yoluyla bulmak zorundasınız. eğer gelişmiş ayarlarla uğraşmak istemiyorsanız yapmanız gereken grafik sekmesinin girişindeki genel ayar düğmesini kullanmak olacaktır. Ancak kullanmayı tercih etmeyebileceğiniz ve size donanımınıza bağlı olarak büyük performans kayıpları yaşatabilecek anti-aliasing (köşeleri düzeltme) özelliğinin de bu ayara göre şekillendiğinin altını iki kez çizmekte fayda var. Bu yüzden iyisi mi detaylı ayarları kullanarak sizin için en uygun görsellik/performans dengesini sağlamaya çalışın.
Underground`da bulamayarak hayal kırıklığına uğradığımız replay özelliği nihayet yeni yapımda kendisine yer bulmuş. Aslına bakarsanız Need for Speed serisinde izlemeye değer nitelikte replay özelliği Porsche Unleashed`den beri göremiyorduk. Nihayet EA bu büyük eksikliği fark edip hız duygusunu, görsellik ve sanatsal kamera açılarıyla birleştiren takdire değer bir replay eklentisini yapıma eklemeyi başarmış. Bunun dışında kadran takımlarının tasarım ve renklerini yeni oyunda değiştirebilmemizi oyuna ayrı bir tat katan ilginç bir detay olarak notlarımıza ekleyelim. Oyunun eleştirebileceğimiz az sayıdaki yanlarından biri ise hasar modellemesinin bulunmaması. Her ne kadar yapımcılar oyunun kavramsal yapısına ters düşmesini mazeret olarak gösterseler de, en azından açıp kapatılabilen ekstra özellik hiç fena olmazdı doğrusu. Oyunda hasar namına görebileceğiniz tek şey kaza anındaki yavaş çekim görüntülerine aracınızın camlarının kırılıp etrafa saçılması efekti. Bu da zaten kamera açısı normale dönüp oyuna devam ettiğinizde yok oluyor. Bu özellik her ne kadar olmazsa olmaz bir özellik olmasa da zaman zaman eksikliğinin hissedilebileceğini düşünüyorum.
Menü sisteminden de bahsetmeden geçmeyelim. Yeni yapımda en az ilk yapımda olduğu kadar ilgi çekici bir menü sistemi bulunuyor. Kullanımı ön plana çıkaran yapımcı olabildiğince anlaşılabilir bir arabirim kullanmış. Menülerde gezerken aracımız arka planda bize eşlik ediyor. Aracımızın kamera açılarını farenin 3. tuşu (orta tuş ya da farenin kaydırma tuşunu) kullanarak değiştirmek mümkün. Yine de görsel modifiyeleri vb. uygularken sistem bizim için doğru kamera açısını seçebiliyor. Ancak bununla sınırlı kalmayıp farklı açılardan parçaların nasıl göründüğüne de dikkat etmek yerinde olacaktır. Ayrıca daha önce değindiğimiz mağaza garajlarının her biri birbirinden farklı tasarlanmış. Aracımızla ilgili uygun parçaları vs. ararken arka planda bunu görmek mümkün. Menüyü kullanırken eğer eski yapımda benim gibi `backspace` tuşunu `önceki menüye / kısma` dönmek için kullanıyorsanız yeni oyuna alışmak için biraz zorlanabilirsiniz. Çünkü bu işlem için artık `Backspace` tuşunu kullanmıyoruz. Bunun yerine ya `esc` tuşunu ya da yeni eklenen farenin sağ klik tuşunu kullanmanız gerekiyor. Her ne kadar alışmak en azından benim için biraz güç görünse de özellikle sağ klik fonksiyonunun gayet kullanışlı olduğu açık. Sonuçta menü ve arabirim sistemi sadeliği ve özgünlüğüyle aranılan bilgiye ulaşma konusunda gayet başarılı. Bunu sms sisteminde, ara menülerde hatta oyun içindeki bilgi ekranları ve kadran takımında bile görmek mümkün.
Ses ve müzik alanında bu yıl türünün en iddialı yapımı olmaya aday bir oyun Need for Speed: Underground 2. Öncelikle ses efektlerinin geçirdiği büyük değişimden bahsetmek sanırım daha doğru olacak. İlk yapımda çoğumuzun daha iyisi can sağlığı diye düşündüğu ses düzenleri olağanüstü bir biçimde geliştirilmiş. Fark edeceğiniz ilk değişiklik tabi ki motor sesleri olacaktır. Yapım uzak ara türünün gelmiş geçmiş en detaylı ve berrak ses efektlerine sahip. Her aracın motor sesi birbirinden tamamen farklı olduğunu hatta aracınızda yaptığınız motor modifikasyonlarından ve dahası egzoz değişimlerinde bile motor sesinin olağanüstü değiştirdiğini hayretler içerisinde işiteceksiniz. Ve sesler o kadar berrak, net ve hatasız ki pistonların hareketinden, turbo`nun devreye girmesine kadar her türlü sesi kulaklarınız ayırt edebiliyor. İçeride bir şeylerin yandığını hissedebiliyorsunuz.
Vites değişimlerinde meydana gelen mekanik gürültü ve egzozunuzdan alevler eşliğinde çıkan iniltiler bir çeşit sarhoşluk etkisi yapıyor. Vites düşürürken çıkan korkunç iniltileri anlatmak için şiirler romanlar hatta TDK onaylı sözlükler bile yetersiz kalır belki de. Hayranlığınız aracınızı hareket ettirdiğiniz ilk andan sınırları zorlamaya yaklaştığınız 300km hıza kadar aynı heyecanla sürüyor. Bu hızdan sonra ise zaten yarı-trans haline geçtiğinizden seslerin hatta bir yerde grafiklerin bile önemi kalmıyor. Ancak direksiyon başında fazla dalmak şiddetli kazalara yol açabiliyor. Ve işte o anda eğer benim şu an yaptığım gibi güçlü bir ses sisteminde yüksek sesle (oyun içi müzikleri kapatarak motor sesiyle baş başa) oynuyorsanız, inanılmaz, korkunç, dehşet, disastrous, destructive, terrific hatta hiçbir dildeki sıfatın tam olarak tanımlamakta kifayetsiz kalacağı bir gürültüyle irkiliyorsunuz. Atmosfer sizi nefes nefese bırakıyor. Ve içinizden bayram tatili için ayrılan apartman sakinleri için `keşke burada olsalardı ?!^^+!+ pardon yanlış oldu `iyi ki de burada yoksunuz` demek geliyor.
Çevresel efekt ve ses düzenlemelerine de olağanüstü bir özen gösterilmiş. Canlı grafikleri tamamlayan ses düzeni size yaşayan bir şehrin kapılarını açıyor. Yapımcı her şeyi o kadar ince düşünmüş ki lastiklerin yerde çıkardığı sesten, etrafta dolaşan diğer modifiye araçlar yanınızdan geçerken müzik sistemlerinden gelen baslara kadar her sesi oyunda bulmak mümkün. Ama yine de bazen bu gürültü bolluğundan uzaklaşıp yağmurlu havalarda sessiz bir köşeye park edip yere düşen yağmur damlalarının seslerini dinlemenin verdiği hazzı yaşamak da apayrı bir zevk. Doğrusunu söylemek gerekirse hayatım boyunca hiçbir oyundaki ses özelliklerinden bu derece etkilenmemiştim. Stereo sistemlerden, son teknoloji 7+1`e kadar her türlü desteği bulunan ve THX sertifikası ve EAX gibi teknolojileri barındıran yapım en çok ses ve müzik altyapısı için övgüyü hak ediyor.
Tavsiyem, oyun içerisindeki atmosferi daha iyi hissedebilmek için zaman zaman da olsa müzikleri kapatmanız. Bırakın güzel müzikler size menülerde eşlik etsin. İşte o zaman oyunun gerçek yüzünü görme fırsatını yakalıyorsunuz. Sesle ilgili detaylı ayarlar size bu olanağı sunuyor.
Gelelim müziklere... EA Games Trax bir kez daha bu konuda üstüne kimseyi tanımadığını kanıtlarcasına 2`si sırf bu oyun için yazılmış ya da elden geçirilmiş toplam 27 şarkıyı bu muhteşem yapıma eklemiş. Genellikle oyunun kavramsal yapısına uygun tekno ve rap, hip-hop tarzı müziklerin özenle seçildikleri her hallerinden belli. Sanırım burada yapımdaki şarkıların tümünün listesini vermek gereksiz olur. Bu oyunda da ilk yapımda `Get low`da olduğu gibi hit olma potansiyeline sahip birçok şarkı bulmak mümkün. Ancak benim favorilerim oyun için özel olarak remix`i hazırlanmış `Snoop Doggs (feat. The Doors) - Riders on the Storm` ve `Terror Squad – Lean Back`. Sonuç olarak müziklerin ve seslerin beklentilerimizin çok üstünde bir kalitede olduğunu söylemek doğru olacaktır.
Unutmadan zorluk seviyeleri ve oynanışa etkisi hakkında da birkaç notum var. Bu konuda ilk fark edilecek şey yeni yapımda yapay zeka`nın (AI) epey geliştiği olacaktır. Öyle ki, türünün standart oyuncuları (ki ben sanırım tipik olmasam da böyle bir örneğim) özellikle zor modda soğuk terler dökmeye hazır olmalılar. Rakipler tek kelimeyle uçuyorlar, nerdeyse sıfır hatayla oynayan ve yaklaştığınızda geçmenizi önlemek için oldukça agresif manevralar yapan, hatta sizi alıkoymak için kendisi yoldan çıkmayı göze alabilen bu rakipler, türünün üst uç kategorisinde beceriye sahip oyun guruları için ideal görünüyorlar. Ancak tabii ki yapay zeka`nın da bir sınırı var. Demek istediğim hiçbiri `geçilemez` değil. Ancak itiraf ediyorum çok zorlayıcılar; serbest modda outrun challenge da beni on dakikadan fazla süre kovaladıktan sonra geçen sonra da izini kaybettiren Hyundai Tiburon GT açıkçası sinirlerimi bozdu. Orta derece zorluk ise benim gibi standart oyuncular için ideal. Kolay modda ise ilk defa oynayan bir oyuncu bile bilgisayara karşı rahat üstünlük kurabiliyor.
Son olarak kontrollerle ilgili değişikliklerden de bahsetmek gerekirse. Oyuna eklenen yeni tuşlara alışmak aslına bakarsanız çok da uzun sürmüyor. N2O`nunun yerinin değiştirilmesi ve Space yerine Sol Alt tuşa geçmesiyle `(space) boşluk` tuşunu el freni olarak kullanabiliyoruz. Bunun dışında pek bir değişiklik yok. Tabi iyi kalibre edilmiş titreşimli bir direksiyonla yapımı oynarken alacağınız zevk kat ve kat artacaktır. Ve son bir tavsiye daha, aracınızı sürerken bilgisayar desteklerini daha oyuna başlamadan kapatın. Stability Control`u kapattığınızda gerçek kontroller elinizde olacak. İşte gerçek heyecanın kopma noktası burası. Emin olun alışmak çok uzun sürmeyecektir.
Çok iyi bir teknik altyapıya sahip olan yapım her ne kadar resmi teknik veriler aksini söylese de haliyle iyi bir sistem gerektiriyor. Minimum 933 mhz işlemci GeForce 2 / Ati 7500 ve üzeri ekran kartı, 256 MB RAM oyunu çalıştırmak için yeterli olsa da iyi bir kalite/performans oranı için daha fazlasına ihtiyaç var. Test sistemimiz P4 2.8E HT, Geforce 5600 ve 512 RAM`e sahipti ve V-sync, Enhanced Contrast ve Over Bright hariç tüm detaylar açık 800x600 çözünürlükte 1. seviye (2x) anti-aliasing aktif halde akıcı bir performans elde ettik. 1024x768 çözünürlükte ise anti-aliasing kapalı bir biçimde akıcı görüntü elde edilebiliyor. Ancak ben oyundaki blur efektine olan düşkünlüğüm nedeniyle düşük çözünürlükte anti-aliasing ile oynamayı tercih ediyorum. Diğer bir sistemimiz ise AMD XP 2500+, FX5200 ve 256 MB yapılandırmasına sahipti ve yine 800x600 çözünürlükte `reflection update rate` gibi birkaç özellikten feragat ederek akıcı bir biçimde oyunu oynamak mümkündü. MX kartlar ise birçok efektten mahrum olarak yapımı oynayabiliyorlar. Ancak MX kart sahipleri akıcılık için düşük kalite ayarlara ve tercihen biraz daha yüksek işlemci ve ram`e sahip olmalılar. Ekran kartınızın ve diğer önemli donanımlarınızın güncel sürücülerini yüklemeniz şiddetle tavsiye edilir. Ayrıca sesler için de iyi bir çevresel ses sistemiyle yine kaliteli bir ses kartı oyunun atmosferini iyi hissetmenize büyük oranda yardımcı olacaktır. Yapımın kalitesini göz önünde bulundurarak sistem ihtiyaçlarının biraz yüksek olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Sonuç olarak önümüzdeki günlerin en çok ses getirecek yapımlarından biri Need for Speed: Underground 2. Hangi türe ilgi duyarsanız duyun kesinlikle göz atmaya değebilecek bir oyun karşımızda duruyor. Yarış severler için ise başucunda bulundurulması gereken bir referans kaynağından farksız. yıllarca oynanılabilirliğini koruyacak, görsel öznitelikleri ve ses, müzik altyapısıyla tam bir Need For Speed başyapıtıyla karşı karşıyayız. Tüm bu güzellikleri 2CD`ye sığdırabilmeyi başaran yapımcı bir kez daha kendini kanıtlıyor ve sonsuz övgüyü hak ediyor.
Bu uzun inceleme metnini okuyarak bu kısma kadar ulaştıysanız, kesinlikle bu oyun hakkında olumlu düşünceleriniz olmalı. Büyük bir ihtimalle bu oyunu almış ya da almayı düşünüyor olmalısınız. Umarım yararlı bir inceleme olmuştur. Gösterdiği sonsuz sabır için saygıdeğer okuyucularımıza teşekkür ediyorum. Evet, hepsi bu.