Oyun Hileleri, silkroad online, Knight online, Oyun yapımı, PokemonCreator,fifa 2008,Travian online,Oyun download,

Tam Versiyon: Halo 2 İncelemesi
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
1- HALO’yu “HALO” yapan nedir ?
“Oyun” diye adlandırdığımız pc programları, bazen hayatımızın akışını değiştirecek kadar ileri gidebiliyorlar. Kimi oyunlar var; başında biraz daha kalabilmek için insanın dersten, işten kaytarmasına neden oluyor. Kimisi paralar döktürüyor uğruna. Kimisi, yüksek performansta çalışmak için müstakbel kullancısını aylar evvelden para biriktirmeye itiyor. Fakat bazıları var ki; tek başına koskoca konsolu almak için yeterli sebep oluyor…
Bir oyun uğruna hiç aklınızda olmayan, sadece merak ettiğiniz bir konsolu almak delilik değil ise bahsi geçen oyun herhalde sanat eseri olmalıdır. HALO ilk duyurulduğunda; dönemin bilgisayarları ile boy ölçuşebilecek bir sistemden kurulu X-BOX adında bir konsola çıkacağı söylenmişti. Hem oyuna hem de konsola yabancı olduğumdan pek üstünde durmamıştım ama ne yalan söyleyeyim merak etmekten de kendimi alamadım. İlk görüntüler yayınlanmaya başladığında biraz daha dikkatimi çekmeye başladı oyun. Özellikle oyun fuarlarında yayınlanan videolar, sadece oyun meraklıları tarafından değil tüm eleştirmen kesimler tarafından da epey ilgi toplamıştı. İzlediğim videoların ardından, kişisel bilgisayarımda göremediğim kadar güzel grafikler ve son derece başarılı aksiyon aklımda kalmıştı. Elindeki silahı ustaca kullanan adam, garip yaratıklar öldürüyor, dört bir yana fosforlu renklerde kanlar sıçrıyordu. Elbette dikkat çeken sadece grafikler değildi. Uzay giysileri içindeki usta silahşor, karizmatik bir arazi taşıtını kullanmaya başlayıp yanındaki askerler de yukarıdaki makineli tüfeği kullanarak ona eşlik edince işler değişti. İzlediğim sadece bir tanıtım videosuydu sırf o aracı kullanabilmek için bile oyunu oynamayı düşündüm. Sonra aksiyon derinleşti ve yaratıkların yapay zekâsı dikkatimi çekti. Hiçbiri yok yere saldırmıyor, akıllıca hareket ediyordu. Artık kafama koymuştum; bu oyunu ne pahasına olursa olsun oynamalıydım.

Neye niyet neye kısmet
Xbox tüm dünya’da satışa çıktığında Türkiye’ye gelmeyecek olması tıpkı benim gibi oyun delisi olan herkesi bir anda üzdü. Microsoft’un satış politikası ve “kopya ile mücadele” adı altındaki saçma düşüncesi üzerine, bırakın konsolunu, oyunu bile sınırlarımızdan içeri giremedi. Dolayısıyla uzun süre X-Box isteğim sadece hayal olarak kaldı. Ben hala HALO oynayabilmek için yanıp tutuşurken, Microsoft rekorlar kırarak oyununu ve konsolunu satmaya devam ediyordu. En yakın rakibi PlayStation 2 ile büyük rekabet girmişti ve teknik olarak rakibinden kat be kat üstündü ama yine de oyun konusunda bir türlü rakibini yakalayamıyordu. HALO ve bir iki tane kendine özgü oyunu dışında doğru dürüst oyunu olmayan X-box’a göre PS2 çok daha geniş yelpaze sunuyordu. Oyunların “bulunabilirliğine” önem veren insanlar ise yanına bile yaklaşmıyordu X-Box’ın.Microsoft’un asıl ilgi alanı Pc olduğundan HALO’nun da PC platformunda boy göstermesi kaçınılmazdı. Ben ve benim gibi pek çok oyun sever de konsola ulaşamadıklarından PC versiyonunu beklemeye başladılar. Nihayet tarihler eylül 2003’u gösterdiğinde, PC versiyonundan bir adet edinip bilgisayarımın başına geçtim. Oyunun kutusunu açtığım andaki şaşkınlığı asla kelimelerle ifade edemem. Konsolda bir DVD dolusu olan oyun nasıl olmuştu da bir adet CD’ye sığdırılmıştı bir türlü anlayamadım. Kurulumun ardından bir darbe daha yaşadım. Normalde her türlü oyunu rahatlıkla çalıştırabilen bilgisayarım, HALO’yu oynarken o kadar yavaş kalmıştı ki; delicesine oynamak istememe rağmen yarıda bırakmak zorunda kaldım. Hevesim kursağımda merakla beklediğim oyunu bir türlü oynayamıyordum. Açıkçası sırf bu oyun için bilgisayarımı upgrade etmeyi düşündüm ama mali yönden sıkıntı içerisinde olduğumdan bu isteğim sonuçsuz kaldı. Yaklaşık bir ay ne yapsam diye kendi kendime sordum durdum. Ve sonunda önemli bir adım atıp PlayStation2’mi satarak, X-Box almaya karar verdim.

Bir oyun için konsol mu alınırmış…
Şu anda düşünüyorum da ne kadar basit bir nedenle almışım X-Box’ı; sadece HALO oynayabilmek için. Kutu elimde eve gelirken, ne işlemcisini gücü ne de oyun bulunabilirliğinin düşüklüğu umurumdaydı. Tek isteğim bir an evvel HALO’yu oynayabilmekti. Endişem ise; game-pad ile nasıl nişan alacağımdı. Bunların haricinde aklıma iyi ya da kötü hiçbir şey gelmiyordu.

DVD’yi çalıştırdığımda hala kulaklarımda olan o müthiş müziği dinledim. Hatta havaya girip tempo tuttum. Oyun başladı ve PC’den daha iyi ekran görüntülerini televizyonda görünce çok şaşırdım. PC’de ancak bir bölümü geçmeye dayanabilmiştim. X-Box üzerinde ise tuvalete gitmek için ilk kalkışımda 4. bölümde idim. Olağanüstü kontroller, televizyon ekranında görebileceğiniz en yüksek düzey grafikler ve mükemmel aksiyon beni alıp ***ürmüştü. İzlediğim demolar, oyunun ne denli kaliteli bir senaryoya sahip olduğu düşüncesini vermişti. En çok beğendiğim noktalardan biri ise düşmanların silahlarını da kullanabilmek olmuştu.

Konsol başındaki ikinci oturumum da oyunla ilgili görüşlerim daha da üst düzey seviyeye çıktı. Hemen bitirmek istediğimden ve kontrollerin zor olacağını düşündüğümden kolay modda oynuyordum ama düşmanlar bana hiç kolaymış gibi gelmedi. Açık söylemek gerekirse, “Unreal”dan beri bu kadar akıllı düşmanlara hiçbir oyunda rastlamamıştım. Her biri siper alıyor, ateş etmek için bir anda çıkıyordu. Yapışkan bombalarını akıllıca kullanıyor, haritaların önemli noktalarını hemen ele geçiriyorlardı. Özellikle üzerlerinde koruyucu zırh olan yaratıklar zırhları sıfırlandığında hemen bir sipere saklanıyor, kalkanları şarj olduktan sonra savaşmaya devam ediyorlardı. Açıkçası PC’de oynarken bu kadar akıllı olduklarını fark edememiştim. (Veya bu kadar akıllı değildiler!)

HALO’yu tek oturumda, sabah 4 civarında bitirdim. Son iki bölümde izlediğim entrikalara ve insanın ağzını açık bırakacak kadar kaliteli senaryoya alkış tuttum. Tüm oyun boyunca kafamda kurduğum senaryonun ve oyunun sonu ile ilgili düşündüğüm her şeyin yanlış çıkması beni gerçekten etkiledi. Oyunu bitirip yatağıma uzandığımda HALO’nun verdiğim parayı sonuna kadar hak ettiğini düşündüm. Ayrıca pc versiyonunun bununla neredeyse hiç alakası olmadığına kadar verdim. 2 sene evvel yapılmış bir oyunun 2003 tarihinde değerlendirmek zaten başlı başına bir hata idi.

İnsan bir oyunu bitirdi mi; başka oyuna geçmek ister. Hele benim gibi her şeyden çabuk sıkılan bir insansa; DVD’yi alır tozlanmaya en müsait çekmeceye koyar. Oysa ki benim bir gün sonra yaptığım ilk iş; oyunu bir üst zorluk seviyesinde bitirmek oldu…

HALO, konsol dünyasının en çok satan, en çok beğenilen ve X-Box eleştirmenleri tarafından seçilen en iyi oyunu idi. Tarihler 9 Kasım 2004’u gösterene kadar…
Referans URL