Oyun Hileleri, silkroad online, Knight online, Oyun yapımı, PokemonCreator,fifa 2008,Travian online,Oyun download,

Tam Versiyon: Gran Turismo 5: Prologue
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
he Real Driving Simulator diye 1997 Aralık'ında girdi hayatımıza. Oyun almak için 5 saat otobüs seyahatleri yaptığım zamanlardı. Hani o zamanlar oyunların haberleri uç, beş sene öncesinden değil çıktığında ya da 'Abi bir oyun çıkmış var ya..' muhabbetlerinin döndüğu sıralarda haberimiz olurdu. Çok şanslıysak da 56k internet dönemlerinde videogames'den duyardık. Üzeri örtülü bu araç ne olabilirdi? hımm Gran Turismo, deneyelim bakalım diye aldığım sonrasında ise hep tartışma muhabbetlerinde 'ya bırakın Gran Turismo oynayın' muhabbeti etmeme sebep olan, The Real Driving Simulator diye hafızama kazınan oyun. Sonrasında hiçbir yarış oyunu beni böylesine etkilemeyecek, Gran Turismo adı bir yarış oyunu olarak değil bir sonraki sanat eserini bekleyiş olarak değişecekti. yıllar geçtikçe yeni seriler, her seri ile bir öncekini katlayan güzellikler, hiçbir beklentiyi boşa çıkarmayan yeni bir Gran Turismo oyunu gelecekti. 1999 yılında Gran Turismo 2 gelince yok canım 600 araç şaka yapıyorlar herhalde diyerek başladığım, bu yarış biter mi diye 365 defa turladığım yarışlar ile gönlümde hak ettiği yeri bir kez daha kazanacaktı. Gün geldi çattı artık devir Playstation 2 devriydi, 3. ve 4 . oyunda Playstation 2 sattıran oyunlar olacaktı ki zaten serinin bugüne kadar 50 milyon kopya satmasına da şaşırmamalı. Gran Turismo 4 ile Playstation 2'nin tüm nimetleri kullanılmış, 720 araç ile oyun tarihine kazınmıştı. Playstation 3 ile birlikte en çok beklenen devam oyunu kervanına Gran Turismo 5 katılacak ve bizi bekleme komalarına sokacaktı. o günde gelecek Playstation 3'de Gran Turismo oynayacaktık, beklemeliydik. 2MB grafik belleği ile harikalar yaratanlar PS3'de neler yapamazdı ki? Gün geldi çattı artık aperatif HD demolar ile uğraşmamıza gerek yoktu. Her ne kadar bu bir tam sürüm Gran Turismo olmasa da ya da kim ne kadar buna tam sürüm demez tartışılır ama önceki seriler ile karşılaştıracak isek devasa bir demo, buna da şükür. Bir sene bizi idare edecek bir Gran Turismo'muz var artık. Ustalara saygı kuşağının ardından gelelim Gran Turismo 5 Prologue'muza..






Getir bakalım Nazım'ım şu oyunu

Abi daha tamamlanmamış oyun, şu an 71 Araç ve 6 pist var

Nazım'ım sende hiç vicdan yok mu?


Moon Over The Castle ve yeni bir Intro

Her yeni GT ile yeni bir açılış videosu buna ek olarak Moon Over The Castle'in farklı versiyonları çalar, garajdan çıkan araçlar ile gaza gelirdik. Menü müziklerinde sanki kız arkadaşımızla marketin şarküteri reyonunda dolaşır gibi hissederdik kendimizi tamam olmadı burası.. Her yeni GT ile gelen açılış videolarıyla 'acaba bir gün bu grafikte oynayabilecek miyiz?' diye sorardık kendimize. İşte o rüyamız gerçek oldu. Grafik her şey değil mi? Gerisi zaten Gran Turismo..

71 Araç ve 6 Pist bir Gran Turismo fanatiğine az değil mi?

Az tabi olmaz mı hiç! 720 Araç görmüşlüğümüz var. Ama dur bir dakika henüz Prologue (Oyunun tamamlanan kısmının piyasaya sürülmüş hali) sürümü elimizdeki. GT5'in habercisi, bunla idare edin bak biz size neler hazırlıyoruz diye söyleyen bir oyun var. o zaman 71 aracın yanına bir adet 0 koyabiliriz GT5 ile değil mi sevgili Polyphony? Ama Sony bize şöyle birde kıyak yapacak gibi; ilerleyen zamanlarda yeni araç ve pistlerin PSN'den sunulacağını düşünüyorum. En azından umutluyum. Zaten ilerde güncelleme ile araçlara deformasyon özelliğinin geleceğini Kazunori Yamauchi geçtiğimiz günlerde duyurdu. Bu da yeni pist ve araçlar için umutlanmamız demek oluyor. Aslansınız, kaplansınız siz yaparsınız diye gazlıyoruz..
oyun ağrısı, sol omuzda hafif sızı, sol elde uyuşukluk ve gözlerde yorgunluk. Tüm bu olumsuzlukların nedeninin ufak ekranlarda zıplayan, hoplayan karakterlerin olabileceğini inanın tahmin bile edemezdim. Tecmo'nun uzun zamandır beklenen ve bizi yayımladıkları demo ile oyalayan Ryu Hyabusa’nın Dragon Sword macerası en sonunda NDS için özel olarak piyasaya çıktı ve bir çırpıda bitirildi. Tabii bu 'bir çırpı' sürecinin tahmin edilenden kolay ve kısa oluşu bizleri biraz üzdü.

Storm*

Dragon Sword'u oynamaya başladığınızda ilk dikkat çeken şey NDS'nin yan tutulma zorunluluğu ve oynanışın %99 gibi bir oranının sadece kalemimize dayalı oluşu. Bu düzenin gerçekten çok iyi işlediğini söylemek zorundayım. Sağ ekranın (normalde alt ekran) dikey olarak kullanılması kamera açılarının ve görüşün çok daha geniş olmasına olanak sağlamış. Sol ekranda bulunan harita ise yine dikey tutulduğu için yeterince büyük ve detaylı hazırlanmış. Oynanışın sadece kalemimize endekslenmesi ise şaşırtıcı derecede sağlıklı ve etkili bir seçim olmuş. En basit yürümeden, en karmaşık gibi görünen kombolara kadar her şeyi, NDS üzerindeki herhangi bir tuşa ihtiyaç olmadan yapabiliyoruz. İstediğimiz yöne gitmek için, o yöne doğru kalemimizle dokunmamız yeterli oluyor. Aynı şekilde zıplamayı da yukarıya doğru bir çizgi çekerek hallediyoruz. (Çift-zıplama için iki çizgi). Saldırılar ise yine aynı temele bağlı. Düşmanların üzerine çektiğimiz her çizgi Ryu’nun saldırmasını sağlıyor. Oyun süresince öğrendiğimiz çeşitli komboları da bu doğrultu da gerçekleştiriyoruz. Hepsi fazlasıyla basit ve eğlenceli. Sadece karakterimizin korunması için kolayımıza gelen herhangi bir tuşa basmamız gerek.

Oynanışın verdiği bu güven ile birlikte bize anlatılmak istenen hikayeye de daha rahat odaklanıyoruz. Oyun içi sinematiklerinden çok iki ekrana da dağıtılmış çizgi-roman tarzı resimlere dayalı bir hikaye anlatımı benimsenmiş Dragon Sword için. Ryu’nun fazlasıyla değer verdiği Momiji adlı bir Ninja’nın başına gelenleri konu alan olaylarda bizim amacımız temel olarak onu kötülerden kurtarmak. Tabii ki bu basit kurtarma operasyonunun zamanla çok daha derinlere inişi, özellikle serinin eski oyunları ile bazı bağlantıların su yüzüne çıkışı hikayeyi çok daha anlamlı bir hale getiriyor. Tüm bu olan bitenlerin, türe yatkın bir oyuncu tarafından 6-7 saat içerisinde bitirilmesi ise ne yazık ki üzücü bir durum.





Static*

NDS'nin belki de yapımcıları en çok zorlayan tarafı (her konsolda olduğu gibi) sistemin zorlanması durumunda görüntülerin hissedilir derecede yavaşlaması. Örneklerini birçok oyunda gördüğümüz üzere gayet rahatsız edici bir durum. Tecmo, belki de bu durumdan uzak durmak için güzel bir seçim yapmış ve karakterler hariç tüm dünyayı 2B tasarlamış, aynı Onimusha'da olduğu gibi. İlk başta ufak bir tereddüt yaratsa da bu seçim, zamanla tasarım çeşitliliği ile bu korkunun yerini tebriklere bırakıyor. Toplamda 13 bölümden oluşan Dragon Sword’da piramitlerden buzullara, kalelerden lavlarla kaplı dağlara kadar birçok yer ziyaret ediyoruz. Hepsinin içinde barındırdığı mekanlar özenle hazırlanmış ve birbirlerinin tekrar etmeyecek şekilde düzenlenmişler. İçinde yer alan yaratıklar da yine o yöreye(!) uygun. Piramitlerde mumyalar gelirken, ormanda maymun-insan tarzı düşmanlarla karşılaşmak mümkün. Düşman çeşitliliği açısından hayli tatmin edilir bir düzeyde. 3B olarak tasarlanan karakterler ise yeterli miktarda poligon sayısına sahip, göze batmayan güzellikteler. İşin en can alıcı noktası ise ekrana yansıyan animasyon başarısı. Karakterimiz Ryu'dan en pasif isme kadar herkesin oyun içindeki animasyonu takdiri hak eder cinsten. Fazlasıyla yumuşak, çevre ile uyumlu tepkiler veren ve karakter sayısı çoğalsa da kesinlikle hiçbir yavaşlamaya neden olmayan kusursuz bir güzellik. Özellikle bölüm sonu yaratıklarının tasarımları, büyük boyutlarının hakkını verir derecede başarılı. Tüm bunların yanında ekrana yansıyan diğer görsel efektler de yine üst düzeylerde.
lütfen resimde ekliyelim
Referans URL