04-20-2008, 02:07 PM
Standart Project Gotham Racing 4 İnceleme
Xbox360 tartışmasız araba yarışlarında oyuncuların bir numarası. İster Forza 2, Colin McRae Dirt, Flatout, Juiced veya ister Project Gotham Racing olsun. Peki Microsaft’un sunduğu Project Gotham Racing sokak yarışları oyunda bize ne türlü yenilikler getiriyor bir inceleyelim bakalım.
İlk olarak gözümüze çarpan Microsoft’un Bizarre Creations stüdyolarında önceki geliştirmiş oyunlardan epey bir şeyler öğrenmiş olmalı ki, heyecanımızı devamlı maksimumda tutabiliyorlar. Aslına bakılırsa diğer yarış oyunlarından bir farkı yok. Siz mükemmel tasarlanmış hızlı bir arabaya atlıyorsunuz ve işiniz gaza basmak oluyor. Forza 2 ile PGR 4’u karşılaştırdığımızda arabaların kullanımı daha kolay ve keyif verici. En büyük sorun ise arabalarda devamlı arka tampon bölümünün düşmesi ki, bu arabadan arabaya fark ediyor. Lakin bazen de gerekli olabilir, çünkü siz ne kadar gösterişli bir dönemeçten dönerseniz, bir o kadar puan topluyorsunuz. Bu durumda avantajlı olabiliyor. Ayrıca isteğinize sunulmuş 100 üzeri arabaları da teker teker denemek çok eğlenceli.
Stil ile araba sürmek
PGR’de her ne kadar birinci olarak varış çizgisinde geçmek önemli ise, bir o kadar da düzgün araba kullanmanın önemi burada vurgulanıyor. Bundan dolayı rakibinize her dokunuşunuzda veya kazanızda sizden puanlar düşürülüyor. Yani burada aslında birinci olarak varış çizgisinden geçmeniz lazım ve üstüne bir de hatasız kullanmanız lazım. Bundan dolayı da istediğiniz gibi gaza basamamanız gayet normal. Böyle olmasına rağmen puanlama sistemi son derece basit ve anlaşılır yapılmış.
Kazandığınız oyunlarla yeni pistler, arabalar açabiliyor ve yeni eklenenleri hemen kullanabiliyorsunuz. Buradaki hedefiniz en alt sıralamada en üste kadar çıkmak. Bunun içinde sadece kazasız bitirmeniz gereken sokak yarışı yok, yani aynı zamanda Slalom yarışları ve pistlerde gerçekleşen hız yarışları da yapılmak durumunda. Bir etapta toplam 3 ile 5 arası yarış yapmak durumundasınız.
Sizin beğeninize sunulmuş arabaların dışında buradaki fark ise bir de motosiklet ile yarışıyor olabilmeniz. Gerçi efektleri harika olmasına rağmen arabalara ciddi bir rakip olabileceklerini düşünmüyorum. Hızlarına denilecek bir şey yok, fakat dar dönemeçlerde ciddi problemler sizi bekliyor olacak. Takdir edilmesi gereken şu ki, yapımcılar bu oyunda bu motosikletleri kullanıma sunarak gerçektende bir değişiklik yaratmışlar.
Dünya turu
Aslında bir önceki oyundan hatırlayacağınız kadar Londra, New York, Tokyo ve Las Vegas gibi yerleri yeterince turlamış olmanız gerekiyor. Bunlara Quebec, Macau, Shanghai ve St. Petersburg ekleniyor. Bundan dolayı PGR 3’u oynamış olanlar birçok parkuru tanıyor olacaklar. Oyuna başlarken aslında biraz az yarış pisti sürüşe açık durumda. Onları açmak için bir sürü yarış kazanmanız gerekiyor.
Grafik olarak bir önceki oyundan çok bir fark yok. Yeniliği ise hava durumuna bağlı olan sürüş zorluk derecesi. Bundan dolayı sağanak yağışta Cockpit bakış açısından birisi hala pistin hâkimiyetini kurabiliyorsa, onun önünde saygıyla eğilmek lazım. Hatta yarış yaparken bile hava durumu değişebiliyor ve işiniz duruma göre zorlaşabiliyor. Aslında üzücü olan bir tek şey var ki, o da büyük kazalar yapsanız bile arabalarınızda sadece birkaç çizik oluyor ve bundan dolayı pek de gerçekçi izlenim bırakmıyor.
Xbox360 tartışmasız araba yarışlarında oyuncuların bir numarası. İster Forza 2, Colin McRae Dirt, Flatout, Juiced veya ister Project Gotham Racing olsun. Peki Microsaft’un sunduğu Project Gotham Racing sokak yarışları oyunda bize ne türlü yenilikler getiriyor bir inceleyelim bakalım.
İlk olarak gözümüze çarpan Microsoft’un Bizarre Creations stüdyolarında önceki geliştirmiş oyunlardan epey bir şeyler öğrenmiş olmalı ki, heyecanımızı devamlı maksimumda tutabiliyorlar. Aslına bakılırsa diğer yarış oyunlarından bir farkı yok. Siz mükemmel tasarlanmış hızlı bir arabaya atlıyorsunuz ve işiniz gaza basmak oluyor. Forza 2 ile PGR 4’u karşılaştırdığımızda arabaların kullanımı daha kolay ve keyif verici. En büyük sorun ise arabalarda devamlı arka tampon bölümünün düşmesi ki, bu arabadan arabaya fark ediyor. Lakin bazen de gerekli olabilir, çünkü siz ne kadar gösterişli bir dönemeçten dönerseniz, bir o kadar puan topluyorsunuz. Bu durumda avantajlı olabiliyor. Ayrıca isteğinize sunulmuş 100 üzeri arabaları da teker teker denemek çok eğlenceli.
Stil ile araba sürmek
PGR’de her ne kadar birinci olarak varış çizgisinde geçmek önemli ise, bir o kadar da düzgün araba kullanmanın önemi burada vurgulanıyor. Bundan dolayı rakibinize her dokunuşunuzda veya kazanızda sizden puanlar düşürülüyor. Yani burada aslında birinci olarak varış çizgisinden geçmeniz lazım ve üstüne bir de hatasız kullanmanız lazım. Bundan dolayı da istediğiniz gibi gaza basamamanız gayet normal. Böyle olmasına rağmen puanlama sistemi son derece basit ve anlaşılır yapılmış.
Kazandığınız oyunlarla yeni pistler, arabalar açabiliyor ve yeni eklenenleri hemen kullanabiliyorsunuz. Buradaki hedefiniz en alt sıralamada en üste kadar çıkmak. Bunun içinde sadece kazasız bitirmeniz gereken sokak yarışı yok, yani aynı zamanda Slalom yarışları ve pistlerde gerçekleşen hız yarışları da yapılmak durumunda. Bir etapta toplam 3 ile 5 arası yarış yapmak durumundasınız.
Sizin beğeninize sunulmuş arabaların dışında buradaki fark ise bir de motosiklet ile yarışıyor olabilmeniz. Gerçi efektleri harika olmasına rağmen arabalara ciddi bir rakip olabileceklerini düşünmüyorum. Hızlarına denilecek bir şey yok, fakat dar dönemeçlerde ciddi problemler sizi bekliyor olacak. Takdir edilmesi gereken şu ki, yapımcılar bu oyunda bu motosikletleri kullanıma sunarak gerçektende bir değişiklik yaratmışlar.
Dünya turu
Aslında bir önceki oyundan hatırlayacağınız kadar Londra, New York, Tokyo ve Las Vegas gibi yerleri yeterince turlamış olmanız gerekiyor. Bunlara Quebec, Macau, Shanghai ve St. Petersburg ekleniyor. Bundan dolayı PGR 3’u oynamış olanlar birçok parkuru tanıyor olacaklar. Oyuna başlarken aslında biraz az yarış pisti sürüşe açık durumda. Onları açmak için bir sürü yarış kazanmanız gerekiyor.
Grafik olarak bir önceki oyundan çok bir fark yok. Yeniliği ise hava durumuna bağlı olan sürüş zorluk derecesi. Bundan dolayı sağanak yağışta Cockpit bakış açısından birisi hala pistin hâkimiyetini kurabiliyorsa, onun önünde saygıyla eğilmek lazım. Hatta yarış yaparken bile hava durumu değişebiliyor ve işiniz duruma göre zorlaşabiliyor. Aslında üzücü olan bir tek şey var ki, o da büyük kazalar yapsanız bile arabalarınızda sadece birkaç çizik oluyor ve bundan dolayı pek de gerçekçi izlenim bırakmıyor.