03-16-2008, 12:14 PM
Askeri bir uçağın içindeyiz. Kulaklarımız gaz bir müzikle çınlarken heyecanla ana kapının açılacağını bekliyoruz. Aşağıya atlayacağımız bir gerçek. Adrenalin pompalanıyor, müzik artıyor derken kapı aralanıyor. Koşan askerlerin ayakları altında titreşen kapı, dört beş adım sonra artık geride kalıyor. Şimdi her taraf bembeyaz. Müzik sesi gitmiş, kulaklarımızda sadece rüzgârın okşayan sesi, birde sinir bozucu brifingler. Bir anda yukarda kalan bulut tabakası, bizi mükemmel ve şu ana kadar görmediğiniz kadar detaylı bir şehir manzarasıyla yalnız bırakıyor. Gözümüzü alan güneş, binaların çatılarından parlıyor. Fakat biz yalnız değildik. Hemen etrafımıza bakıp uçan takım arkadaşlarımızı yanımızda görüyoruz. Şehir yavaş yavaş bize yaklaşırken bir anda paraşütümüz açılıyor. Ayaklarımız dans edercesine G kuvvetiyle sallanırken, adamımız; Scott Mitchell, doğru düzgün bir yere inmek için çabalıyor. Ve sonunda sanki bir iniş için oraya konmuş bir otobana iniyoruz.
Evet, böyle egzantrik bir girişle Ghost Recon: Advanced Warfighter (GRAW) yazımıza başlamak, gerçekten onun hakkı. Çünkü tam anlamıyla bir filmi andıran bu giriş, GRAW adıyla her zaman hatırlanmaya değer.
Uzun zamandır Ubisoft tarafından yapımının tamamlanmasını bekleyen PC oyuncuları, her dakika Xbox360 versiyonunun screenshotlarına bakıp bakıp iç çekiyorlardı. Derken oyun çıktı ve bir anda vurdu bizi. FEAR ve Quake4'ten sonra en çok beklenen FPS olmasının yanı sıra, gerçekçiliği ve grafikleriyle de en çok beklenenlerin liste başıydı. Oyunun savaş kurgusu eski bir özel tim çalışanı olan Tom Clancy tarafından geliştirilse de, grafikler; gerçekten mükemmel bir iş çıkartıyor. Oyunun muazzam büyüklükteki şehirlerde geçmesi bir yana, son teknoloji grafik teknikleri kullanımı ve atmosferi tamamen büyüleyici.
Bir şehir düşünün. Evet, gerçek bir şehir. Saklanabilecek ne kadar yer vardır acaba? Bina içleri, pencereler, çöp kutuları, arabalar, direkler, kapı kirişleri, kutular ve bilumum öğe. GRAW tüm bu hissi verebilmekte. Şehirde dolaşırken, şaşırmamak mümkün değil. Kollanacak ve kesilecek o kadar çok girinti ve çıkıntı var ki kendinizi kocaman bir bahçede küçük bir karınca gibi hissetmek içten bile değil. Bu yüzden sadece yeryüzüne bakmak yetmiyor. Tüm bina çatıları, balkonlar, pencereler hep kesilmek zorunda. sürekli tetikte olunması gerekiyor. Hiç beklemediğiniz bir yerden teröristin teki fırladıktan sonra "Ah be" dememek için en azından. Biliyorsunuz, bu simülasyon oyununda sağlığınız 100 üzerinden değerlendirilmiyor. Maksimum 4 mermi yeme hakkınız var. o da değişiyor tabi. 2 mermiyi gövdeye yediğiniz anda da gidebilirsiniz.
Oyuna, Meksikalı isyancıların (terörist desek daha doğru olur) şehri basıp, büyük rütbeli devlet adamlarını tehdit edip, birde üstüne bir tanesini kaçırmasıyla patlak veren krizin tam ortasında giriyoruz. Takımımız her bölümde 4 kişi. Bölümlere başlamadan önce geniş silah yelpazesinden takımımıza seçimler yapabiliyoruz. Tabancalar, keskin nişancı tüfekleri, makineli tüfekler, el bombası, roketatar, ekstra şarjör gibi şeyler hep bizim seçimimiz dahilinde. Silahlar çok fazla çeşitli değil fakat hepsi işimizi görür nitelikte. Ayrıca seçtiğimiz silaha dürbün, tutamak ve susturucu gibi eklentiler de yapabiliyoruz. Fakat bunların silahlarımızın özelliklerini kısıtlama gibi yan ektileri de var. Mesela susturucu taktığımızda silahın isabet gücü ve atış gücü düşüyor. Dürbün takarsak çok daha iyi nişan alabiliyoruz ama silahımızın ağırlığı arttığı için adamımızın hareket esnasında staminası çok daha hızlı düşüyor (bu konuya sonra değineceğim). Tüm silahları seçebilmemiz, bize pozisyon seçimini de otomatikman sağlıyor. Mesela keskin nişancı silahı seçerseniz takımınızda tam bir keskin nişancı gibi davranmak zorundasınız. Makineli tüfek seçerseniz, nişancılarınız etrafı kolaçan ederken, önden gitmeniz gerekiyor. Takımınızın iyiliği için. Unutmayın, bu oyun tam bir takım oyunu.
Takım kaptanı olarak, emirleri vermek de size düşüyor tabi ki. Sağ üst köşede bulunan isim listesinde faremizin tekerleği yardımıyla eleman seçebiliyoruz. Takım elemanlarının isimlerinin yanında silahlarının sembolünün gösterilmesi, hangisinin nişancı olup olmadığı gibi önemli detayları görebiliyoruz. Elemanı seçtikten sonra karşımıza çıkan ufak menüde "Git" , "Dur", "Saldır", "Koru", "Takip Et" gibi bir kaç komutu anında uygulayabiliyoruz. Adamı seçtikten sonra "Git" komutunu seçersek, adam, faremizin işaret ettiği yere gidiyor.
Ayrıca oyunda bir kaptan olarak, ufak çaplı bir uydu desteğine de sahibiz. Tab tuşuna bastığımızda o anda bulunduğumuz bölgenin gerçek zamanlı ve hareketli haritası geliyor. Yani adamlarımızı gerçek zamanlı olarak bu harita üstünde görebiliyoruz. Zoom yaparsak bir binanın arkasındaki düşmanı görme şansınız bile var. İlerleyen tanklar, uçan helikopterler, hepsi bu haritada gözüküyor. İşin güzel yanı, bu harita üstünden adamlarımıza komut verebiliyoruz. Hem de daha detaylı bir şekilde. Mesela zincirleme bir "Git" komutunu harita üstünde bir kaç yere tıklayarak verebiliyoruz. İstersek bu verdiğimiz komut zincirinin ilk halkasını, istersek hepsini birden adamımıza uygulatabiliyoruz. İşte oyun bu anda tam bir strateji oyununa dönüşüyor. Kendimiz haritaya bakarak ilerleyemesek de, gerçek zamanlı olarak adamlarımızı yönetmek sanki FPS olmayan bir başka strateji oyununu oynuyormuş hissi veriyor. Adamlarımızı ayrıntılı bir şekilde buradan yerleştirmekte mümkün. Commandos vari görüş açılarını bu haritadan da ayarlayabiliyoruz. Mesela bir sokakta, bir adamımız sağ tarafı keserken, bir diğerinin sol tarafı kesmesini ayarlayabiliyoruz. Her zaman açılar çok önemli. Oyun; 3 adamımızı da hep tam verimde kullanmayı gerekli kılıyor.
İstediğimiz zaman takımımızın kasketlerinde bulunan kameralardan da görüntü alabiliyoruz. Fakat bu özelliği ben oyun boyunca hiç kullanmadım desem yalan olmaz. Sağ üst köşede bulunan ufak kutucuğun içinde de o anda seçili bulunan takım arkadaşımızın kamerasının çektiği görüntünün ufak bir siluetini görmek de mümkün. En azından ilerleyip ilerlemediğinden emin olmak için buraya veya isminin yanındaki boşluğa bakmak yeterli. Takım elemanının aldığı komuta göre yanında da ufak bir simge çıkıyor. Mesela gidiyorsa, yeşil bir ok, duruyorsa tamamen bomboş oluyor. Takımın sağlığını da yine isimlerinin sağ tarafından görmek mümkün. Yeşil renkteki ufak kutu sağlığının iyi, açık kahverengi; orta, koyu kahverengi de ağır yaralı olduğunun göstergesi.
Takımdan bu kadar bahsettik, biraz da yapay zekadan bahsedelim. Oyunda saklanılacak çok yer olduğundan yapay zekanın üstünde çok zaman harcandığı hemen anlaşılıyor. Her kapı eşiği, her duvar çıkıntısı, düşmanların saklanması için çok iyi yerler. Bir düşman sizi gördüğünde öyle pervasızca etrafta dolaşmıyor. Genelde bir çıkıntının arkasına geçip, arada bir size ateş ediyor. Böyle bir oyunda olması gereken de bu zaten. Yalnız bazen etrafta koşan askerler durup size ateş edebiliyor. o zamanda size çok rahat hedef olabiliyorlar. Ama genelde bir arabanın arkasında veya yanında çökmüş halde veya devriye gezerken görüyorsunuz onları. Sizleri gördüklerinde eğer yanlarında saklanılacak çok bir şey yoksa veya ona uzaksalar, tetiğe sarılıp kesinlikle bırakmıyorlar. Bu yüzden karşı karşıya geldiğinizde çok hızlı olmalısınız. Genelde koşuşturmadıkları ve önceden yerleştirildikleri için yapay zeka çok fazla etkili değil. Görüp ateş etmeleri dışında çok fazla yaptıkları bir şey yok. Sadece ellerindeki silahlarını kullanıyorlar.
Oyunun en güzel kısmı, büyüleyici grafikleri. Oyunda her şey gerçekten çok detaylı modellenmiş. Silahlarımız bile şaşırtıcı derecede detaylı. Bunu silah seçim penceresinde silahınıza bakarken de görebilirsiniz. Takım arkadaşlarımızın kıyafetleri (Evet, buruşukluklardan bahsediyorum), yüzleri, kasketleri ve alet edevatları da süper çizilmiş. Kaplamalar da gerçekten çok kaliteli. 512 MB bir erkan kartınız yoksa oyun size normalde sadece orta ve düşük kaliteli kaplamaları seçmenize izin veriyor. Fakat oyunun klasöründeki bir dosyadan bunu kendinizin yüksek değerine getirme imkanınız da var. Oyunda her yer shader kaynıyor. Asfalta baktığınızda o sıcak parlamayı hemen görebiliyorsunuz. Özellikle oyunda kullanılan HDR desteği ve detaylı bump mapping çalışması, neredeyse bazı sahneleri gerçek yapmış diyebilirim. Bazı duvarlar, uzaktan bakıldığında resmen gerçek. Ağaçlar, arabalar, tahta çitler, teller, pencereler, borular, kutular, variller, kum yığınları, su, hepsi gerçekten çok başarılı. Özellikle patlama efektleri şu ana kadar gördüğüm en iyisi diyebilirim. Hazır patlama demişken, oyunun fizik motorundan da bahsetsek hiç fena olmaz.
Bildiğiniz üzere oyun, Ageia fizik kartını destekleyen ilk oyunlardan biri. Oyunu yüklerken, fizik kartınız olsa da olmasa da fizik sürücüleri otomatik olarak yükleniyor. Hatta her Windows’u başlattığınızda sistem tepsinizde otomatik olarak bir Ageia ikonu çıkıyor. Bu, sürücülerin yüklendiğinin bir işareti. Fizik kartımız olmadığından bu pek bir işe yaramıyor. Hatta bu sürücüleri kaldırsak bile oyunda herhangi bir performans düşüklüğu olmuyor. Fizik kartınız olduğunda oyuna katılan tek şey, patlamalarda ve ateş ettiğinizde etrafa saçılan partiküllerin artması. Başka hiç bir şey katmıyor. Aksine, kartın; ekran kartı ve işlemci ile iletişiminin çok uzun sürdüğu için oyunda büyük bir performans kaybı olduğu söyleniyor. Fizik kartınız olmadan da oyundaki fizikler oldukça etkileyici. Bir arada bulunan bir kutu kümesine atılan el bombası, tamamen gerçekçi bir patlama yaratıyor. Etrafa saçılan kutular tamamen gerçek bir biçimde yuvarlanıyor. Ağaçlar hariç, oyundaki tahta şeyler de silah ateşine karşı oldukça duyarlı. Duvara ve yere ateş ettiğinizde de yeni oyunlarda gördüğümüz poligonik değişiklikler hemen göze çarpıyor. Oluşan oyuklar aynı zamanda bump mappingle de süslenmiş. Bu şekilde çok gerçekçi hasarlar görmek mümkün. Gözüme çarpan, daha iyi bir tabirle, gözüme batan bir şey ise neredeyse tüm bölümlerde etrafa saçılmış ufak içecek kutular. Neredeyse her yerde var. sırf "Biz iyi bir fizik motoru kullanıyoruz" demek için etrafa saçıldıkları hemen anlaşılıyor. Boşluğa bir el bombası atsanız bile etrafa saçılan bir şeyler göstermek istedikleri belli. Bunları taş toprakla değiştirseler çok daha gerçekçi olurdu. Her el bombasında etrafa saçılan kutular yerine taş toprak görmek isterdim. Oyundaki sokak lambaları ve arabalar da patlamalardan oldukça güzel bir biçimde etkileniyor. Lamba direkleri yamuluyor, camları, hatta ampulleri kırılıyor. Arabaların kapıları açılıyor, camları kırılıyor, lastikleri patlıyor, süspansiyonlarından dolayı sallanıyor. Gayet gerçekçi ve hoş. Hatta hiç hasar görmemiş bir arabaya ateş ettiğinizde bazen alarmı bile çalabiliyor. Gayet güzel detaylar.
Bütün bu güzellikleri yaşamak için, emin olun, tam bir oyun canavarına sahip olmanız gerekiyor. Oyun 1 GB DDR bellek, P4 3.0 GHz ve GeForce 6600 GT çipli bir kartla, üzgünüm, oynanamayacak derecede yavaş. Yani kesinlikle zevk almazsınız, aksine, oynayışınız bile etkileniyor. En az 7600 çipli bir kart, 1 GB DDR2 bellekle (en az) birazcık rahat oynamak mümkün. Ancak o da eğer tüm efektleri aktif hale getirdikten sonra çözünürlüğu 1024’e 768 ve yukarısına getirirseniz, kesinlikle yetersiz. Emin olun, bu oyunun piyasada Oblivion'ı bile sollayan bir sistem gereksinimi var. Oyunun grafik menüsünde çok ayrıntılı bir seçim yapamıyorsunuz. Bu yüzden ufak ayarlar yaparak grafikleri sisteminize gore optimal düzeye getirmek bir hayli zor. Oyunu ilk açtığınızda kartınıza gore grafikler ayarlansa da, grafikler ve FPS değerleri çok tatmin edici değil. Bu yüzden oyun klasöründe bulunan bir dosyada oynamalar yapmak mümkün. Fakat bunun nasıl yapıldığını söylemeyeceğim çünkü eğer bir yanlışlık yaparsanız, oyunda ciddi hatalar meydana gelebiliyor. Ama bu ayarların nasıl yapılacağını detaylı olarak internetten arama yaparak bulmanız mümkün.
Oyunda sesler gerçekten film standartları düzeyinde. Bunu ilk kez helikopterden aşağıya iple indiğinizde, yanınıza bırakılan iplerin seslerinden anlıyorsunuz. Silah sesleri ve patlama sesleri de bir hayli gerçekçi. Müzik konusunda çok fazla bir şey söyleyemeyeceğim çünkü bu oyun bir simülasyon olduğundan, çoğu sahnede müzik yok. Anda sağlam bir çarpışmaya girerseniz biraz hareketli bir müzik çalmaya başlıyor. Ama ben gerçekçilik için müziği kapatın derim. Oyun güncel EAX teknolojilerini destekliyor. eğer surround destekli bir karta sahipseniz, ses konusunda hiç şüphesiz çok memnun kalacaksınız. Etrafa göre yankılanan takım arkadaşlarınızın sesleri gerçekten büyüleyici. Silah sesleriniz de binalardan geri sekip gelmiyor değil.
GRAW multiplayer desteği de içeriyor. İster Co-operative, ister deathmatch tarzı oyun oynamak sizin elinizde. Benim tercihim böyle bir oyunda tabiki co-op'dan yana olur. Oyunu kuran arkadaşımız kaptan olduğundan, diğerlerine emirleri de o veriyor. Yani eğer kaptan değilseniz, kafanıza esen şeyi yapamıyorsunuz. Özellikle kaptanınızdan çok uzağa giderseniz, ne yazık ki oyun bitiyor. Kaptan ölürse de oyun bitiyor, bu yüzden kaptanı her zaman korumalısınız. Kaptan size, aynı hikaye modunda olduğu gibi tüm emirleri verebiliyor. Sizi uydudan yönlendirebiliyor. Mesela bir yere tıkladığında "sizing" ekranınızda o yer işaretleniyor ve oraya gitmeniz bekleniyor. Bence gayet hoş. Özellikle oyundaki tüm bölümleri bu şekilde oynamak süper zevkli oluyor.
Oyunda hatalar da yok değil. Takım arkadaşlarınız engebeli ve çıkıntılı arazilerde çoğu zaman takılabiliyor. Bunu tekrar "Dur" ve "Git" komutlarıyla çözmeniz mümkün. Ayrıca bir yerden diğerine giderken elemanlarınız çok fazla kendine göz kulak olamıyor. Saçma sapan yerlere bakarak ilerliyorlar. Bu da düşmanlarını görememelerine neden oluyor. Çoğu zaman bu yüzden adam kaybetmeniz mümkün. Fakat verdiğiniz görüş açılarını gayet kusursuz bir biçimde uyguluyorlar. Her zaman istediğiniz yeri kesiyorlar. Bazen düşman gözükse bile, öldür dediğiniz zaman düşmanı kendi fark edemeyebiliyor. Bu da oraya gidemediğinizde can sıkıcı bir hal alıyor.
Sonuç olarak, GRAW şu anda piyasadaki en güzel grafikli FPS simülasyonlarından biri. eğer önceki oyunların hayranıysanız ve süper bir sisteminiz varsa oyunu hemen alın derim. Ama benden bir tavsiye, oyunu almadan önce demoyu indirin ve sisteminizde nasıl çalıştığına bir göz atın. Çünkü oyunu aldığınızda sisteminizin yetmediğini görürseniz paranızı iade edemeyebilirsiniz. Oyundaki buglar bazen can sıksa da, atmosferi yine de onu normal bir oyun olmaktan kurtarıyor. Başka bir yazıda görüşmek üzere! İyi oyunlar dostlarım.
Evet, böyle egzantrik bir girişle Ghost Recon: Advanced Warfighter (GRAW) yazımıza başlamak, gerçekten onun hakkı. Çünkü tam anlamıyla bir filmi andıran bu giriş, GRAW adıyla her zaman hatırlanmaya değer.
Uzun zamandır Ubisoft tarafından yapımının tamamlanmasını bekleyen PC oyuncuları, her dakika Xbox360 versiyonunun screenshotlarına bakıp bakıp iç çekiyorlardı. Derken oyun çıktı ve bir anda vurdu bizi. FEAR ve Quake4'ten sonra en çok beklenen FPS olmasının yanı sıra, gerçekçiliği ve grafikleriyle de en çok beklenenlerin liste başıydı. Oyunun savaş kurgusu eski bir özel tim çalışanı olan Tom Clancy tarafından geliştirilse de, grafikler; gerçekten mükemmel bir iş çıkartıyor. Oyunun muazzam büyüklükteki şehirlerde geçmesi bir yana, son teknoloji grafik teknikleri kullanımı ve atmosferi tamamen büyüleyici.
Bir şehir düşünün. Evet, gerçek bir şehir. Saklanabilecek ne kadar yer vardır acaba? Bina içleri, pencereler, çöp kutuları, arabalar, direkler, kapı kirişleri, kutular ve bilumum öğe. GRAW tüm bu hissi verebilmekte. Şehirde dolaşırken, şaşırmamak mümkün değil. Kollanacak ve kesilecek o kadar çok girinti ve çıkıntı var ki kendinizi kocaman bir bahçede küçük bir karınca gibi hissetmek içten bile değil. Bu yüzden sadece yeryüzüne bakmak yetmiyor. Tüm bina çatıları, balkonlar, pencereler hep kesilmek zorunda. sürekli tetikte olunması gerekiyor. Hiç beklemediğiniz bir yerden teröristin teki fırladıktan sonra "Ah be" dememek için en azından. Biliyorsunuz, bu simülasyon oyununda sağlığınız 100 üzerinden değerlendirilmiyor. Maksimum 4 mermi yeme hakkınız var. o da değişiyor tabi. 2 mermiyi gövdeye yediğiniz anda da gidebilirsiniz.
Oyuna, Meksikalı isyancıların (terörist desek daha doğru olur) şehri basıp, büyük rütbeli devlet adamlarını tehdit edip, birde üstüne bir tanesini kaçırmasıyla patlak veren krizin tam ortasında giriyoruz. Takımımız her bölümde 4 kişi. Bölümlere başlamadan önce geniş silah yelpazesinden takımımıza seçimler yapabiliyoruz. Tabancalar, keskin nişancı tüfekleri, makineli tüfekler, el bombası, roketatar, ekstra şarjör gibi şeyler hep bizim seçimimiz dahilinde. Silahlar çok fazla çeşitli değil fakat hepsi işimizi görür nitelikte. Ayrıca seçtiğimiz silaha dürbün, tutamak ve susturucu gibi eklentiler de yapabiliyoruz. Fakat bunların silahlarımızın özelliklerini kısıtlama gibi yan ektileri de var. Mesela susturucu taktığımızda silahın isabet gücü ve atış gücü düşüyor. Dürbün takarsak çok daha iyi nişan alabiliyoruz ama silahımızın ağırlığı arttığı için adamımızın hareket esnasında staminası çok daha hızlı düşüyor (bu konuya sonra değineceğim). Tüm silahları seçebilmemiz, bize pozisyon seçimini de otomatikman sağlıyor. Mesela keskin nişancı silahı seçerseniz takımınızda tam bir keskin nişancı gibi davranmak zorundasınız. Makineli tüfek seçerseniz, nişancılarınız etrafı kolaçan ederken, önden gitmeniz gerekiyor. Takımınızın iyiliği için. Unutmayın, bu oyun tam bir takım oyunu.
Takım kaptanı olarak, emirleri vermek de size düşüyor tabi ki. Sağ üst köşede bulunan isim listesinde faremizin tekerleği yardımıyla eleman seçebiliyoruz. Takım elemanlarının isimlerinin yanında silahlarının sembolünün gösterilmesi, hangisinin nişancı olup olmadığı gibi önemli detayları görebiliyoruz. Elemanı seçtikten sonra karşımıza çıkan ufak menüde "Git" , "Dur", "Saldır", "Koru", "Takip Et" gibi bir kaç komutu anında uygulayabiliyoruz. Adamı seçtikten sonra "Git" komutunu seçersek, adam, faremizin işaret ettiği yere gidiyor.
Ayrıca oyunda bir kaptan olarak, ufak çaplı bir uydu desteğine de sahibiz. Tab tuşuna bastığımızda o anda bulunduğumuz bölgenin gerçek zamanlı ve hareketli haritası geliyor. Yani adamlarımızı gerçek zamanlı olarak bu harita üstünde görebiliyoruz. Zoom yaparsak bir binanın arkasındaki düşmanı görme şansınız bile var. İlerleyen tanklar, uçan helikopterler, hepsi bu haritada gözüküyor. İşin güzel yanı, bu harita üstünden adamlarımıza komut verebiliyoruz. Hem de daha detaylı bir şekilde. Mesela zincirleme bir "Git" komutunu harita üstünde bir kaç yere tıklayarak verebiliyoruz. İstersek bu verdiğimiz komut zincirinin ilk halkasını, istersek hepsini birden adamımıza uygulatabiliyoruz. İşte oyun bu anda tam bir strateji oyununa dönüşüyor. Kendimiz haritaya bakarak ilerleyemesek de, gerçek zamanlı olarak adamlarımızı yönetmek sanki FPS olmayan bir başka strateji oyununu oynuyormuş hissi veriyor. Adamlarımızı ayrıntılı bir şekilde buradan yerleştirmekte mümkün. Commandos vari görüş açılarını bu haritadan da ayarlayabiliyoruz. Mesela bir sokakta, bir adamımız sağ tarafı keserken, bir diğerinin sol tarafı kesmesini ayarlayabiliyoruz. Her zaman açılar çok önemli. Oyun; 3 adamımızı da hep tam verimde kullanmayı gerekli kılıyor.
İstediğimiz zaman takımımızın kasketlerinde bulunan kameralardan da görüntü alabiliyoruz. Fakat bu özelliği ben oyun boyunca hiç kullanmadım desem yalan olmaz. Sağ üst köşede bulunan ufak kutucuğun içinde de o anda seçili bulunan takım arkadaşımızın kamerasının çektiği görüntünün ufak bir siluetini görmek de mümkün. En azından ilerleyip ilerlemediğinden emin olmak için buraya veya isminin yanındaki boşluğa bakmak yeterli. Takım elemanının aldığı komuta göre yanında da ufak bir simge çıkıyor. Mesela gidiyorsa, yeşil bir ok, duruyorsa tamamen bomboş oluyor. Takımın sağlığını da yine isimlerinin sağ tarafından görmek mümkün. Yeşil renkteki ufak kutu sağlığının iyi, açık kahverengi; orta, koyu kahverengi de ağır yaralı olduğunun göstergesi.
Takımdan bu kadar bahsettik, biraz da yapay zekadan bahsedelim. Oyunda saklanılacak çok yer olduğundan yapay zekanın üstünde çok zaman harcandığı hemen anlaşılıyor. Her kapı eşiği, her duvar çıkıntısı, düşmanların saklanması için çok iyi yerler. Bir düşman sizi gördüğünde öyle pervasızca etrafta dolaşmıyor. Genelde bir çıkıntının arkasına geçip, arada bir size ateş ediyor. Böyle bir oyunda olması gereken de bu zaten. Yalnız bazen etrafta koşan askerler durup size ateş edebiliyor. o zamanda size çok rahat hedef olabiliyorlar. Ama genelde bir arabanın arkasında veya yanında çökmüş halde veya devriye gezerken görüyorsunuz onları. Sizleri gördüklerinde eğer yanlarında saklanılacak çok bir şey yoksa veya ona uzaksalar, tetiğe sarılıp kesinlikle bırakmıyorlar. Bu yüzden karşı karşıya geldiğinizde çok hızlı olmalısınız. Genelde koşuşturmadıkları ve önceden yerleştirildikleri için yapay zeka çok fazla etkili değil. Görüp ateş etmeleri dışında çok fazla yaptıkları bir şey yok. Sadece ellerindeki silahlarını kullanıyorlar.
Oyunun en güzel kısmı, büyüleyici grafikleri. Oyunda her şey gerçekten çok detaylı modellenmiş. Silahlarımız bile şaşırtıcı derecede detaylı. Bunu silah seçim penceresinde silahınıza bakarken de görebilirsiniz. Takım arkadaşlarımızın kıyafetleri (Evet, buruşukluklardan bahsediyorum), yüzleri, kasketleri ve alet edevatları da süper çizilmiş. Kaplamalar da gerçekten çok kaliteli. 512 MB bir erkan kartınız yoksa oyun size normalde sadece orta ve düşük kaliteli kaplamaları seçmenize izin veriyor. Fakat oyunun klasöründeki bir dosyadan bunu kendinizin yüksek değerine getirme imkanınız da var. Oyunda her yer shader kaynıyor. Asfalta baktığınızda o sıcak parlamayı hemen görebiliyorsunuz. Özellikle oyunda kullanılan HDR desteği ve detaylı bump mapping çalışması, neredeyse bazı sahneleri gerçek yapmış diyebilirim. Bazı duvarlar, uzaktan bakıldığında resmen gerçek. Ağaçlar, arabalar, tahta çitler, teller, pencereler, borular, kutular, variller, kum yığınları, su, hepsi gerçekten çok başarılı. Özellikle patlama efektleri şu ana kadar gördüğüm en iyisi diyebilirim. Hazır patlama demişken, oyunun fizik motorundan da bahsetsek hiç fena olmaz.
Bildiğiniz üzere oyun, Ageia fizik kartını destekleyen ilk oyunlardan biri. Oyunu yüklerken, fizik kartınız olsa da olmasa da fizik sürücüleri otomatik olarak yükleniyor. Hatta her Windows’u başlattığınızda sistem tepsinizde otomatik olarak bir Ageia ikonu çıkıyor. Bu, sürücülerin yüklendiğinin bir işareti. Fizik kartımız olmadığından bu pek bir işe yaramıyor. Hatta bu sürücüleri kaldırsak bile oyunda herhangi bir performans düşüklüğu olmuyor. Fizik kartınız olduğunda oyuna katılan tek şey, patlamalarda ve ateş ettiğinizde etrafa saçılan partiküllerin artması. Başka hiç bir şey katmıyor. Aksine, kartın; ekran kartı ve işlemci ile iletişiminin çok uzun sürdüğu için oyunda büyük bir performans kaybı olduğu söyleniyor. Fizik kartınız olmadan da oyundaki fizikler oldukça etkileyici. Bir arada bulunan bir kutu kümesine atılan el bombası, tamamen gerçekçi bir patlama yaratıyor. Etrafa saçılan kutular tamamen gerçek bir biçimde yuvarlanıyor. Ağaçlar hariç, oyundaki tahta şeyler de silah ateşine karşı oldukça duyarlı. Duvara ve yere ateş ettiğinizde de yeni oyunlarda gördüğümüz poligonik değişiklikler hemen göze çarpıyor. Oluşan oyuklar aynı zamanda bump mappingle de süslenmiş. Bu şekilde çok gerçekçi hasarlar görmek mümkün. Gözüme çarpan, daha iyi bir tabirle, gözüme batan bir şey ise neredeyse tüm bölümlerde etrafa saçılmış ufak içecek kutular. Neredeyse her yerde var. sırf "Biz iyi bir fizik motoru kullanıyoruz" demek için etrafa saçıldıkları hemen anlaşılıyor. Boşluğa bir el bombası atsanız bile etrafa saçılan bir şeyler göstermek istedikleri belli. Bunları taş toprakla değiştirseler çok daha gerçekçi olurdu. Her el bombasında etrafa saçılan kutular yerine taş toprak görmek isterdim. Oyundaki sokak lambaları ve arabalar da patlamalardan oldukça güzel bir biçimde etkileniyor. Lamba direkleri yamuluyor, camları, hatta ampulleri kırılıyor. Arabaların kapıları açılıyor, camları kırılıyor, lastikleri patlıyor, süspansiyonlarından dolayı sallanıyor. Gayet gerçekçi ve hoş. Hatta hiç hasar görmemiş bir arabaya ateş ettiğinizde bazen alarmı bile çalabiliyor. Gayet güzel detaylar.
Bütün bu güzellikleri yaşamak için, emin olun, tam bir oyun canavarına sahip olmanız gerekiyor. Oyun 1 GB DDR bellek, P4 3.0 GHz ve GeForce 6600 GT çipli bir kartla, üzgünüm, oynanamayacak derecede yavaş. Yani kesinlikle zevk almazsınız, aksine, oynayışınız bile etkileniyor. En az 7600 çipli bir kart, 1 GB DDR2 bellekle (en az) birazcık rahat oynamak mümkün. Ancak o da eğer tüm efektleri aktif hale getirdikten sonra çözünürlüğu 1024’e 768 ve yukarısına getirirseniz, kesinlikle yetersiz. Emin olun, bu oyunun piyasada Oblivion'ı bile sollayan bir sistem gereksinimi var. Oyunun grafik menüsünde çok ayrıntılı bir seçim yapamıyorsunuz. Bu yüzden ufak ayarlar yaparak grafikleri sisteminize gore optimal düzeye getirmek bir hayli zor. Oyunu ilk açtığınızda kartınıza gore grafikler ayarlansa da, grafikler ve FPS değerleri çok tatmin edici değil. Bu yüzden oyun klasöründe bulunan bir dosyada oynamalar yapmak mümkün. Fakat bunun nasıl yapıldığını söylemeyeceğim çünkü eğer bir yanlışlık yaparsanız, oyunda ciddi hatalar meydana gelebiliyor. Ama bu ayarların nasıl yapılacağını detaylı olarak internetten arama yaparak bulmanız mümkün.
Oyunda sesler gerçekten film standartları düzeyinde. Bunu ilk kez helikopterden aşağıya iple indiğinizde, yanınıza bırakılan iplerin seslerinden anlıyorsunuz. Silah sesleri ve patlama sesleri de bir hayli gerçekçi. Müzik konusunda çok fazla bir şey söyleyemeyeceğim çünkü bu oyun bir simülasyon olduğundan, çoğu sahnede müzik yok. Anda sağlam bir çarpışmaya girerseniz biraz hareketli bir müzik çalmaya başlıyor. Ama ben gerçekçilik için müziği kapatın derim. Oyun güncel EAX teknolojilerini destekliyor. eğer surround destekli bir karta sahipseniz, ses konusunda hiç şüphesiz çok memnun kalacaksınız. Etrafa göre yankılanan takım arkadaşlarınızın sesleri gerçekten büyüleyici. Silah sesleriniz de binalardan geri sekip gelmiyor değil.
GRAW multiplayer desteği de içeriyor. İster Co-operative, ister deathmatch tarzı oyun oynamak sizin elinizde. Benim tercihim böyle bir oyunda tabiki co-op'dan yana olur. Oyunu kuran arkadaşımız kaptan olduğundan, diğerlerine emirleri de o veriyor. Yani eğer kaptan değilseniz, kafanıza esen şeyi yapamıyorsunuz. Özellikle kaptanınızdan çok uzağa giderseniz, ne yazık ki oyun bitiyor. Kaptan ölürse de oyun bitiyor, bu yüzden kaptanı her zaman korumalısınız. Kaptan size, aynı hikaye modunda olduğu gibi tüm emirleri verebiliyor. Sizi uydudan yönlendirebiliyor. Mesela bir yere tıkladığında "sizing" ekranınızda o yer işaretleniyor ve oraya gitmeniz bekleniyor. Bence gayet hoş. Özellikle oyundaki tüm bölümleri bu şekilde oynamak süper zevkli oluyor.
Oyunda hatalar da yok değil. Takım arkadaşlarınız engebeli ve çıkıntılı arazilerde çoğu zaman takılabiliyor. Bunu tekrar "Dur" ve "Git" komutlarıyla çözmeniz mümkün. Ayrıca bir yerden diğerine giderken elemanlarınız çok fazla kendine göz kulak olamıyor. Saçma sapan yerlere bakarak ilerliyorlar. Bu da düşmanlarını görememelerine neden oluyor. Çoğu zaman bu yüzden adam kaybetmeniz mümkün. Fakat verdiğiniz görüş açılarını gayet kusursuz bir biçimde uyguluyorlar. Her zaman istediğiniz yeri kesiyorlar. Bazen düşman gözükse bile, öldür dediğiniz zaman düşmanı kendi fark edemeyebiliyor. Bu da oraya gidemediğinizde can sıkıcı bir hal alıyor.
Sonuç olarak, GRAW şu anda piyasadaki en güzel grafikli FPS simülasyonlarından biri. eğer önceki oyunların hayranıysanız ve süper bir sisteminiz varsa oyunu hemen alın derim. Ama benden bir tavsiye, oyunu almadan önce demoyu indirin ve sisteminizde nasıl çalıştığına bir göz atın. Çünkü oyunu aldığınızda sisteminizin yetmediğini görürseniz paranızı iade edemeyebilirsiniz. Oyundaki buglar bazen can sıksa da, atmosferi yine de onu normal bir oyun olmaktan kurtarıyor. Başka bir yazıda görüşmek üzere! İyi oyunlar dostlarım.