EvaFanTR
06-26-2007, 10:37 PM
Charlie and the Chocolate Factory
Şu günlerde Uwe Boll yüzünden neredeyse her oyunun film olacağı haberini yapar olduk. Adamın işi gücü yok, piyasada ne kadar ses getiren oyun varsa hepsini film yapma derdinde. Tabi bunun tam tersi de yaşanmıyor değil. Piyasada tutulan ya da tutulacağı varsayılan sinema filmleri de, oyun olarak filmle aynı zamanlarda piyasaya sürülüyor. Geçtiğimiz haftalarda gösterime giren Fantastic 4 ve Batman Begins filmleriyle birlikte piyasaya çıkan, aynı adı taşıyan oyunlar da bunun birer örneğiydi. Geçen hafta gösterime giren Charlie and the Chocolate Factory de oyunu çıkan filmlerden.
Oyunun ve filmin konusu, paralel biçimde ilerliyor doğal olarak. Konu, Willy Wonka adlı çikolata imalatçısının, verdiği bir ilanla satılan çikolatalardan beş tanesinin içinden çıkacak altın biletleri bulan çocuklara, fabrikadaki üretimin nasıl yapıldığını öğretip, fabrikayı onlara bırakması üzerine kurulu. Çocuklardan esas oğlan, yani Charlie Bucket'ın, fakirlik yüzünden çikolata alacak parası yoktur. Tesadüfen sokakta bulduğu para ile çikolata alır ve bileti bularak fabrikaya giren beş şanslı çocuktan biri olur. Oyun da buradan itibaren başlar zaten, bundan sonra fabrika içinde yaşanan ilginç olaylar ve eğlenceli sahneler oyuna yansıtılır.
Oyun tarz olarak adventure, sadece mouse kontrolüyle oynanan oyun, tıkla ve yönlendir mantığıyla oynanıyor. Bazı yerlerde oyuncuya kolaylık olması açısından tıklamaya bile gerek kalmıyor, sadece mouse'u hareket ettirmek yeterli geliyor. Hatta biraz daha uğraşsalar kendi kendine oynayan bir oyun olacakmış bu yapım Şaka tabi, oyunu oynayan kitleyi düşünerek yapılmış bir kolaylık sadece bunlar. Bölüm tasarımları filmdeki mekanlarla birebir aynı. Oyunda genel olarak basit bulmacaları çözmemiz gerekebiliyor. Bununla birlikte dikkat ve beceri de -el hızlılığı desek daha uygun olur- gerekli oyunu oynarken. Mesela çikolata nehri bölümünde, sandalı kullanan Oompa Loompa'lar ayağa kalkarak bir melodi çıkartıyorlar, yapmanız gereken şey, OL'ları dikkatlice izleyip melodiyi tamamlamak. Daha interaktif bölümler de yok değil ama bunları oyunu oynayarak sizler keşfedin. Bir de bazı bölümleri geçmek için Oompa Loompa'ların ufak oyunlarını yapmanız gerekebiliyor. Ekran görüntülerinde göreceğiniz ufak kutu içindeki meyve ve çikolatalı olayların hepsi birer oyun Bu ufak görevler bence bu oyununun belkemiğini oluşturuyor, zira zaman zaman oyunun kendisini oynamaktan çok daha zevkli olabiliyor bu küçük oyunlar. Küçük bir yeğeniniz ya da kardeşiniz varsa ve ona mouse kullanmayı öğretmek istiyorsanız, bu küçük oyunlar gerçekten işe yarayacaktır.
Oyunda, bonus bölümünden filmin tanıtım videolarını ve filmden alınan ekran görüntülerine de bakabiliyorsunuz. Tabi bunları izleyebilmek için oyunun bir kısmını bitirmeniz gerekiyor. Oyundaki bölümlerin çok uzun sürmediğini, sürenlerin de zaten eğlenceli olduğunu göz önüne alırsak bu bonusları açtırmak çok da zor olmuyor. Oyunu orijinal alacak olanlar için bölümleri geçmesi, en azından takıldığı bölümleri daha çabuk atlatması daha kolay; çünkü oyunun içinden çıkan kullanım kılavuzu içerisinde bölümler tek tek gösteriliyor ve bölümlerin nasıl geçileceği hakkında ipuçları veriliyor. Bu sayede daha önce adventure oynamayan ya da yeterli düzeyde İngilizcesi olmayanlar, bölümleri daha rahat bitirebilirler. İngilizce demişken, oyunda maalesef altyazı desteği yok, dolayısıyla oyunu oynayanlar zaman zaman sıkıntı yaşayabilir.
Günümüz grafik canavarı oyunlarla pek yarışamayacak olan oyunun temel hedefi eğlendirmek. Grafikler herhangi bir şekilde ayarlanamıyor, oyunun ekran çözünürlüğu de 800x600, anti aliasing gibi görüntü kalitesini arttırmaya yönelik modlar, oyun üzerinde uygulanamıyor. Haliyle görüntülerde çözünürlüğün düşük olması yüzünden biraz tırtık etkisi oluyor. Ama oyuna kendinizi kaptırdığınız anda bunu fark etmiyorsunuz. Grafiklerden söz etmişken seslere de değinelim. Ses ve müzikler, grafiklerden çok çok daha iyi. Zaten oyundaki sesledirmeler, filmdeki oyuncular tarafından yapıldığı için filmdeki atmosferi birebir yansıtıyor. Müzikler de keza, filmdeki gibi oldukça iyi, atmosferi bütünleştiren etmenlerden biri.
Sonuç olarak bir Batman Begins veya Fantastic 4 gibi bol aksiyonlu, ortalamanın üzerinde grafikli bir oyun değil Charlie and the Chocolate Factory, ama en azından eğlendirmeyi biliyor. Hele hele oyunlardaki şiddet unsuru yüzünden ufak yaşlardaki akrabalarınıza ya da çocuklarınıza bu oyunları oynatamıyorsanız, Charlie and the Chocolate Factory ilaç gibi gelecektir. Bol çikolatalı, bol şekerli bir oyun her çocuğun ilgisini çeker
Şu günlerde Uwe Boll yüzünden neredeyse her oyunun film olacağı haberini yapar olduk. Adamın işi gücü yok, piyasada ne kadar ses getiren oyun varsa hepsini film yapma derdinde. Tabi bunun tam tersi de yaşanmıyor değil. Piyasada tutulan ya da tutulacağı varsayılan sinema filmleri de, oyun olarak filmle aynı zamanlarda piyasaya sürülüyor. Geçtiğimiz haftalarda gösterime giren Fantastic 4 ve Batman Begins filmleriyle birlikte piyasaya çıkan, aynı adı taşıyan oyunlar da bunun birer örneğiydi. Geçen hafta gösterime giren Charlie and the Chocolate Factory de oyunu çıkan filmlerden.
Oyunun ve filmin konusu, paralel biçimde ilerliyor doğal olarak. Konu, Willy Wonka adlı çikolata imalatçısının, verdiği bir ilanla satılan çikolatalardan beş tanesinin içinden çıkacak altın biletleri bulan çocuklara, fabrikadaki üretimin nasıl yapıldığını öğretip, fabrikayı onlara bırakması üzerine kurulu. Çocuklardan esas oğlan, yani Charlie Bucket'ın, fakirlik yüzünden çikolata alacak parası yoktur. Tesadüfen sokakta bulduğu para ile çikolata alır ve bileti bularak fabrikaya giren beş şanslı çocuktan biri olur. Oyun da buradan itibaren başlar zaten, bundan sonra fabrika içinde yaşanan ilginç olaylar ve eğlenceli sahneler oyuna yansıtılır.
Oyun tarz olarak adventure, sadece mouse kontrolüyle oynanan oyun, tıkla ve yönlendir mantığıyla oynanıyor. Bazı yerlerde oyuncuya kolaylık olması açısından tıklamaya bile gerek kalmıyor, sadece mouse'u hareket ettirmek yeterli geliyor. Hatta biraz daha uğraşsalar kendi kendine oynayan bir oyun olacakmış bu yapım Şaka tabi, oyunu oynayan kitleyi düşünerek yapılmış bir kolaylık sadece bunlar. Bölüm tasarımları filmdeki mekanlarla birebir aynı. Oyunda genel olarak basit bulmacaları çözmemiz gerekebiliyor. Bununla birlikte dikkat ve beceri de -el hızlılığı desek daha uygun olur- gerekli oyunu oynarken. Mesela çikolata nehri bölümünde, sandalı kullanan Oompa Loompa'lar ayağa kalkarak bir melodi çıkartıyorlar, yapmanız gereken şey, OL'ları dikkatlice izleyip melodiyi tamamlamak. Daha interaktif bölümler de yok değil ama bunları oyunu oynayarak sizler keşfedin. Bir de bazı bölümleri geçmek için Oompa Loompa'ların ufak oyunlarını yapmanız gerekebiliyor. Ekran görüntülerinde göreceğiniz ufak kutu içindeki meyve ve çikolatalı olayların hepsi birer oyun Bu ufak görevler bence bu oyununun belkemiğini oluşturuyor, zira zaman zaman oyunun kendisini oynamaktan çok daha zevkli olabiliyor bu küçük oyunlar. Küçük bir yeğeniniz ya da kardeşiniz varsa ve ona mouse kullanmayı öğretmek istiyorsanız, bu küçük oyunlar gerçekten işe yarayacaktır.
Oyunda, bonus bölümünden filmin tanıtım videolarını ve filmden alınan ekran görüntülerine de bakabiliyorsunuz. Tabi bunları izleyebilmek için oyunun bir kısmını bitirmeniz gerekiyor. Oyundaki bölümlerin çok uzun sürmediğini, sürenlerin de zaten eğlenceli olduğunu göz önüne alırsak bu bonusları açtırmak çok da zor olmuyor. Oyunu orijinal alacak olanlar için bölümleri geçmesi, en azından takıldığı bölümleri daha çabuk atlatması daha kolay; çünkü oyunun içinden çıkan kullanım kılavuzu içerisinde bölümler tek tek gösteriliyor ve bölümlerin nasıl geçileceği hakkında ipuçları veriliyor. Bu sayede daha önce adventure oynamayan ya da yeterli düzeyde İngilizcesi olmayanlar, bölümleri daha rahat bitirebilirler. İngilizce demişken, oyunda maalesef altyazı desteği yok, dolayısıyla oyunu oynayanlar zaman zaman sıkıntı yaşayabilir.
Günümüz grafik canavarı oyunlarla pek yarışamayacak olan oyunun temel hedefi eğlendirmek. Grafikler herhangi bir şekilde ayarlanamıyor, oyunun ekran çözünürlüğu de 800x600, anti aliasing gibi görüntü kalitesini arttırmaya yönelik modlar, oyun üzerinde uygulanamıyor. Haliyle görüntülerde çözünürlüğün düşük olması yüzünden biraz tırtık etkisi oluyor. Ama oyuna kendinizi kaptırdığınız anda bunu fark etmiyorsunuz. Grafiklerden söz etmişken seslere de değinelim. Ses ve müzikler, grafiklerden çok çok daha iyi. Zaten oyundaki sesledirmeler, filmdeki oyuncular tarafından yapıldığı için filmdeki atmosferi birebir yansıtıyor. Müzikler de keza, filmdeki gibi oldukça iyi, atmosferi bütünleştiren etmenlerden biri.
Sonuç olarak bir Batman Begins veya Fantastic 4 gibi bol aksiyonlu, ortalamanın üzerinde grafikli bir oyun değil Charlie and the Chocolate Factory, ama en azından eğlendirmeyi biliyor. Hele hele oyunlardaki şiddet unsuru yüzünden ufak yaşlardaki akrabalarınıza ya da çocuklarınıza bu oyunları oynatamıyorsanız, Charlie and the Chocolate Factory ilaç gibi gelecektir. Bol çikolatalı, bol şekerli bir oyun her çocuğun ilgisini çeker