06-02-2007, 08:28 PM
sıcaklar artıyor... sıcaklar artıyor ve biz bunalıyoruz, sıcaklar artıyor ve asfalt yanıyor, sıcaklar artıyor ve eve kapanıyoruz. Tamam, kabul ediyorum yazının başından içinizi iyice sıktım. Şimdi de bunu telafi edelim; sıcaklar artıyor ve herkes tatil yapıyor, sıcaklar artıyor ve hayatımıza; deniz, güneş, sahiller ve huzur giriyor. Benim de hayatıma bu yaz sıcaklarında merakla beklediğim bir etkinlik yaklaşıyor, o da Formula 1'in Türkiye ayağı (tatile gidemedim avunuyorum).
Geçen sene itibarıyla herkesin ve dolayısıyla benim de hayatıma daha yakından giriş yapan Formula 1 sayesinde, motor sporlarına olan ilgi, insanlarımızda genel olarak artmış durumda. İstanbul Park'a yakın bir yerde ikamet ettiğimden dolayı geçen sene bu şenliği birebir yaşadım ve iyi ki de yaş**ışım. Konuyla alakalı olduğundan hemen şunu söylemeliyim; eğer bir motor sporları hayranı iseniz, oranın havasını kesinlikle solumalısınız. Daha yolda giderken, pist çevresine yaklaştığınız andan itibaren adeta kendinizi büyülenmiş hissedebilirsiniz. Pistin içinde 300 km/h hız ile giden canavarların motor seslerini duyduğunuz andan itibaren, artık altınızdaki arabanın bir önemi yok, kullandığınız araba da artık sizin için bir Ferrari canavarı. Bu yüzden İstanbul Park çevresinden dikkatli olun diyerek bu büyülü sözcükleri ortasından keselim.
Yukarıdaki paragrafta yazdığım cümleler ile hemen konumuzu bağdaştıralım. Bir motor sporları tutkunu olarak; NFS serileri, Midnight Club gibi oyunlar bize, bu tutkumuzu yaşatabilmek için imkan tanıdılar. Ancak hiçbir zaman bize tam olarak bir haz veremediler. Bahsettiğim haz, kullandığımız pahalı oyuncakların, bizim olma hissiyatı ve gerçekten o arabaların şürüş keyfine varmak, işte bahsettiğim haz bu. İşte burada da yarış simülasyonları devreye giriyor. Gerek TOCA olsun, gerek GT Legends oyunları olsun. Bu isteğimizi gerçekleştirmemiz için bize imkan sundu. Ama yine de eksik bir şeyler vardı. Bunu oyun yapımcıları anlayamadı ve bir grup yarış simülasyonu delisi bir araya gelerek, tam anlamıyla "gerçek" sürüş keyfini bize yaşatmak için, FIA'nın GT oyunlarına mod olarak bize ilk GTR'ı sundular.
GTR, mod olarak indirilmeye sunulduğu zaman, hiç beklenmedik bir ilgi ile karşılanmıştı. Aslında bu "beklenmedik" kelimesi oyunu hazırlayan kişiler için geçerliydi. Çünkü oynayanlar için GTR'ın bu başarısı, hiç de beklenmedik değil idi. Yarış simülasyonları hayranlarının bu kadar ilgisini çeken bir oyun elbette yapımcıların da ilgisini çekti. Ve FIA hemen gereken lisanslar ile brilikte oyunun yapımcılığını SimBin şirketine verdi. Sonunda da herkesi memnun edecek şekilde GTR resmi bir oyun olarak, beğenimize sunuldu. GTR'ın piyasaya çıktıktan sonra da oyun büyük bir ilgi ile karşılaştı. Oyunda, kısacası kullandığımız aracı özelliklerini en küçük ayrıntısına kadar değiştirebiliyorduk. Tabii başarıdaki etmen sadece bu değildi. Bana göre GTR'ın başarısı, oyundaki her aracın biribirinden ayrılan ve birebir olarak oyuna aktarılan, araç kontrolleriydi. Bu kadar ilgiyle karşılaşan bir oyunun devamının gelmemesi, garip olurdu. Yapımcılarda bizim gibi düşünmüş olacak ki, karşımıza GTR 2'nin demosu ile çıktılar. Bakalım GTR'ın 2. ayağı ilki kadar başarılı olabilecek mi?
Gaz kessem yetmez mi?
Hemen GTR 2 demosunun bize sunduğu imkanlardan bahsedelim. Demoda iki takım ve bir pist seçebiliyoruz. Kullanabileceğimiz araçlar; Ferrari 575 GTC ve Lamborghini Murcielago R-GT. Bu araçları son sürat kullanabileceğimiz pist ise Barcelona GP. Bunların dışında demoda sadece iki adet mod, oynanabilir durumda. Bunlar; Time Trial ve Race Weekend. Time Trial modu, herkesin bildiği gibi seçtiğimiz araç ile pistte bir turu en kısa zamanda tamamlamak. Race Weekend modu ise, araçlarımızı diğer araçlar ile kıyasa ***ürebileceğimiz bir mod. Ama burada tabii ki direk yarışmıyoruz. Önce bir güzel antrenman turları yapıyoruz, aracımızın özelliklerini piste göre ayarlıyoruz. Sonra sıralama turlarını da geçtikten sonra, en nihayetinde yarışımıza başlayabiliyoruz. Bunu da geçmeden etmeyelim, yarışa başlamadan önce bir formasyon turu da atıyoruz. Aman yarış başladı diye gazı köklemeyin, baştan arabayı dağıtmayın.
Geçen sene itibarıyla herkesin ve dolayısıyla benim de hayatıma daha yakından giriş yapan Formula 1 sayesinde, motor sporlarına olan ilgi, insanlarımızda genel olarak artmış durumda. İstanbul Park'a yakın bir yerde ikamet ettiğimden dolayı geçen sene bu şenliği birebir yaşadım ve iyi ki de yaş**ışım. Konuyla alakalı olduğundan hemen şunu söylemeliyim; eğer bir motor sporları hayranı iseniz, oranın havasını kesinlikle solumalısınız. Daha yolda giderken, pist çevresine yaklaştığınız andan itibaren adeta kendinizi büyülenmiş hissedebilirsiniz. Pistin içinde 300 km/h hız ile giden canavarların motor seslerini duyduğunuz andan itibaren, artık altınızdaki arabanın bir önemi yok, kullandığınız araba da artık sizin için bir Ferrari canavarı. Bu yüzden İstanbul Park çevresinden dikkatli olun diyerek bu büyülü sözcükleri ortasından keselim.
Yukarıdaki paragrafta yazdığım cümleler ile hemen konumuzu bağdaştıralım. Bir motor sporları tutkunu olarak; NFS serileri, Midnight Club gibi oyunlar bize, bu tutkumuzu yaşatabilmek için imkan tanıdılar. Ancak hiçbir zaman bize tam olarak bir haz veremediler. Bahsettiğim haz, kullandığımız pahalı oyuncakların, bizim olma hissiyatı ve gerçekten o arabaların şürüş keyfine varmak, işte bahsettiğim haz bu. İşte burada da yarış simülasyonları devreye giriyor. Gerek TOCA olsun, gerek GT Legends oyunları olsun. Bu isteğimizi gerçekleştirmemiz için bize imkan sundu. Ama yine de eksik bir şeyler vardı. Bunu oyun yapımcıları anlayamadı ve bir grup yarış simülasyonu delisi bir araya gelerek, tam anlamıyla "gerçek" sürüş keyfini bize yaşatmak için, FIA'nın GT oyunlarına mod olarak bize ilk GTR'ı sundular.
GTR, mod olarak indirilmeye sunulduğu zaman, hiç beklenmedik bir ilgi ile karşılanmıştı. Aslında bu "beklenmedik" kelimesi oyunu hazırlayan kişiler için geçerliydi. Çünkü oynayanlar için GTR'ın bu başarısı, hiç de beklenmedik değil idi. Yarış simülasyonları hayranlarının bu kadar ilgisini çeken bir oyun elbette yapımcıların da ilgisini çekti. Ve FIA hemen gereken lisanslar ile brilikte oyunun yapımcılığını SimBin şirketine verdi. Sonunda da herkesi memnun edecek şekilde GTR resmi bir oyun olarak, beğenimize sunuldu. GTR'ın piyasaya çıktıktan sonra da oyun büyük bir ilgi ile karşılaştı. Oyunda, kısacası kullandığımız aracı özelliklerini en küçük ayrıntısına kadar değiştirebiliyorduk. Tabii başarıdaki etmen sadece bu değildi. Bana göre GTR'ın başarısı, oyundaki her aracın biribirinden ayrılan ve birebir olarak oyuna aktarılan, araç kontrolleriydi. Bu kadar ilgiyle karşılaşan bir oyunun devamının gelmemesi, garip olurdu. Yapımcılarda bizim gibi düşünmüş olacak ki, karşımıza GTR 2'nin demosu ile çıktılar. Bakalım GTR'ın 2. ayağı ilki kadar başarılı olabilecek mi?
Gaz kessem yetmez mi?
Hemen GTR 2 demosunun bize sunduğu imkanlardan bahsedelim. Demoda iki takım ve bir pist seçebiliyoruz. Kullanabileceğimiz araçlar; Ferrari 575 GTC ve Lamborghini Murcielago R-GT. Bu araçları son sürat kullanabileceğimiz pist ise Barcelona GP. Bunların dışında demoda sadece iki adet mod, oynanabilir durumda. Bunlar; Time Trial ve Race Weekend. Time Trial modu, herkesin bildiği gibi seçtiğimiz araç ile pistte bir turu en kısa zamanda tamamlamak. Race Weekend modu ise, araçlarımızı diğer araçlar ile kıyasa ***ürebileceğimiz bir mod. Ama burada tabii ki direk yarışmıyoruz. Önce bir güzel antrenman turları yapıyoruz, aracımızın özelliklerini piste göre ayarlıyoruz. Sonra sıralama turlarını da geçtikten sonra, en nihayetinde yarışımıza başlayabiliyoruz. Bunu da geçmeden etmeyelim, yarışa başlamadan önce bir formasyon turu da atıyoruz. Aman yarış başladı diye gazı köklemeyin, baştan arabayı dağıtmayın.