06-02-2007, 02:11 PM
İtirazım var hakim bey! Milyon poligona ancak sıfır oynanışa sahip oyunların adventureları öldürmesine itirazım var; Guy Brush Threepwood'un unutulmasına, Phantasmagoria oynamamış bir neslin yetişmesine itirazım var! Neden piyasada eski oyunların tadını veren bir oyun yok? Neden oyunlar beni duygulandırmıyor?
Efendim hakim bey Phoenix Wright mı? o da mı avukat!? Hmmm ne kadar enteresan... Hakim bey izin verirseniz ben bunu bir 15-20 dakika inceleyeyim...
Sonuç : Dava savunma avukatının oyuna dalması yüzünden kaybedilir.
Dur Bakalım!
Gerçekten eski oyuncular Text Adventureları hatırlarlar, o zamanlar şu an ki gibi gerçekci görsellere sahip oyunlar olmadığı için genel olarak oyunlardaki yazılara dayalı olarak ilerlerdi ve oyunda görüp görebileceğimiz tek görseller o iki satırlık yazılardan ibaretti. Bu durumlarda tüm iş zayıf makinenin varolmayan işlemcisinden çok bizim hayal gücümüzüe bakmaktaydı. İşte Phoenix Wright'da böyle bir oyun, bol yazılı az görselli ve çok eğlenceli...
Oyunu 2 bölüme ayırmak yanlış olmaz; İlk bölümde bir avukat olarak olay yerini geziyor polislerin atlamış olabileceği detayları inceliyor ve muhtemel görgü tanıklarıyla konuşuyoruz, yeterince bilgi topladıktan sonra oyunun enteresan kısmı olan dava başlıyor. Oyuna göre Japonya'da aksayan dava sistemini hızlandırmak için bütün davalar 3 duruşmada bitiyor ve bu yüzden olaylar oldukça hızlı ilerliyor.
Phoenix oyunnun başlarında acemi bir savunma avukatından fazlası değil ve davalarına akıl hocası Mia'nın yardımıyla giriyor. Mia'nın en büyük numarası ise sanığını suçlayan bütün tanıklarının ifadesindeki açıkları buluyor ve onların inanılırlığını şüpheye sokuyor, Phoenix'de aynı metod ve dava dışı zamanlarda yaptığı araştırmalar sayesinde davaları kazanmaya çalışıyor.
Basitçe açıklamak gerekirse cinayet suçundan yargılanan bir sanığın davasını aldığınızda öncelikle direk olarak davaya atlamıyorsunuz, öncelikle olay mahallini inceliyor gözden kaçabilecek detayları inceleyip, olası görgü tanıklarının ne gördüklerini duymak için onlarla önceden konuşmayı da ihmal etmiyoruz elbette. Bütün araştırmalarımız tamamlandığında sıra Dava Gününe geliyor; Hakim kısaca sanığın ne ile suçlandığını anlattıktan sonra sanıklar ve olayı incelemekle görevli polis memuru neler gördüklerini anlatıyor. Bizim bu noktada yapmamız tek gereken konuşmaları sırasında yaptıkları mantık hatalarını bulup bunları hakime ve jüriye göstermek. Zaten çoğu zaman tanıklardan biri ya yalan söylüyor ya da aşırı heyecanlı oluyor, iki durumda da bu kişilerin hatalarını bulmak oldukça kolay ve zevkli. Hataları bulmak için tek yapmanız gereken tanığın konuşmasın sırasında Hold it (Dur bakalım) diyerek görgü tanığının hatalı olduğunu gösteren delili hakime sunmak. Duruma göre ya kişinin tanıklığı kabul edilmiyor ya da tanık yanlış hatırladığını veya söylediğini idda ederek farklı bir ifade veriyor. Tabii görgü tanıkları yalan söylese bile bir de savcı problemi söz konusu, çoğu zaman savcılar görgü tanıklarını hazırlıyor ve söyledikleri şeyler yalan olsa bile tanıkların bir şekilde ilgisiz bir delil koymanız durumunda hakim size verdiği söz haklarından birini alıyor. söz hakkınız kalmaması durumunda ise doğal olarak davayı kaybediyorsunuz ve oyun sona eriyor.
Oyunda 6 farklı davayı içeren 6 bölüm var, her ne kadar hepsi birbirinden bağımsızmış gibi görünsede ileride bir noktada hepsi birbirine bağlanıyor. Hikayeden çok bahsetmeden anlatmam gerekirse bir davada kurtardığınız bir sanık şanş eseri bir başka davada görgü tanığı olabiliyor. Oyunda bazı karakterler özellikle son derece enteresan ve bunları daha fazla görmek kesinlikle can sıkmıyor.
Phoenix Wright görsel ve işitsel açıdan pek fazla şey vaadeden bir oyun değil, genel olarak grafikler sadece arka plan resimlerinin üzerine karakterlerin konuşma, kızma, ağlama gibi animasyonları eklenmesinden ibaret. Ses namına ise sadece kendini tekrar eden bir kaç midi kalitesinde müzik ve Phoenix'in "Objection" ve "Hold it" dediği sesler mevcut. Başka bir oyundan bahsediyor olsaydık bunu çok büyük bir eksi olarak sayabilirdik ancak oyun tamamen ekranda görebileceğimiz metinlere bağlı hareket ettiği için bu noktada o ekrandaki resimlerden ve duyduğunuz midilerden çok hayalgücünüz oyunun grafiksel ve işitsel kalitesini belirliyor. Bunun dışında karakter animasyonları ve mekan tasarımları gayet kaliteli ve eğlenceli, özellikle karakterlerin görseller büyük oranda manga kültüründen alınmış göze son derece hoş gelen eğlenceli animasyonlar olarak akıllarda yer ediyor.
Oyunun eksileri de yok değil, örneğin belirli bölgeler arasında geçiş yapmak için hiç işiniz olmayan arada kalan yerlere de geçmeniz gerekiyor. Yani A noktasından e noktasına geçmek için, A-> B -> D -> e gibi bir istikamette ilerlemeniz gerekiyor, bu hem çok vakit çalıyor, hem de oyunun sürükleyiciliğine büyük zarar veriyor. Bunun dışında oyun inanılmaz derecede çizgisel, ister dava dışı araştırmalarda olsun isterseniz de davada oyunda ilerlemek için izleyebileceğiniz tek bir yol var, oyunun süresi tahminimce en kısa 10-15 saat olmasına rağmen yeniden oynanabilirliğin hiç düşünülmemesi gerçekten çok üzücü.
Bütün eksilerine rağmen Phoenix Wright kesinlikle kötü bir oyun değil, gerçekten sürükleyici ve eğlenceli bir hikayeye sahip. Oyunda çoğu zaman beklenmedik olaylar veya insanın tüylerini diken diken edebilecek muhteşem anlar mevcut. Ve doğruyu söylemek gerekirse bir davayı son anda çevirdiğiniz veya beklemediğiniz bir anda eski bir dostun size yardım etmeye gelmesi gerçekten insanın tüylerini diken diken edebiliyor.
Suçlu!
Bu yazıyı okuduktan sonra oyunu almayı düşünen arkadaşları şimdien uyarayım, oyunun İngilizcesi çok ağır olmasada belirli bir İngilizce bilgisi gerektiriyor. Ve oyunun tamamen İngilizce yazılara dayalı olarak ilerlediğini de bu duruma eklersek İngilizce bilmeyen veya İngilizce�si yeterli olmayan bir oyuncunun bu oyunu oynayabilmesi ve daha da önemlisi bu oyundan zevk alması kesinlikle imkansız. Bu yüzden İngilizce bilmiyorsanız ya da küçük kuzen veya kardeşinize bu oyunu almayı planlıyorsanız iki kere düşünmenizi tavsiye ediyorum.
Özetlemek gerekirse Phoenix Wright, el konsolları için çıkmış en iyi Macera-puzzle oyunu ve serinin devam oyunu gelene kadar uzun süre öyle kalacakmış gibi görünüyor. eğer siz de benim gibi eski text adventureları özlediyseniz veya en azından sürükleyici ve bir o kadar da eğlendirici bir hikaye örgüsüne sahip bir oyun oynayalı oldukça uzun bir zaman olduysa Phoenix Wright tek ve en doğru tercihiniz olmalı. DS'niz için aksiyon ağırlıklı bir oyun arıyorsanız ise başka oyunlara yönelmenizi özellikle tavsiye ediyorum ki zaten dışarıda onlardan yeterince çok var.
Efendim hakim bey Phoenix Wright mı? o da mı avukat!? Hmmm ne kadar enteresan... Hakim bey izin verirseniz ben bunu bir 15-20 dakika inceleyeyim...
Sonuç : Dava savunma avukatının oyuna dalması yüzünden kaybedilir.
Dur Bakalım!
Gerçekten eski oyuncular Text Adventureları hatırlarlar, o zamanlar şu an ki gibi gerçekci görsellere sahip oyunlar olmadığı için genel olarak oyunlardaki yazılara dayalı olarak ilerlerdi ve oyunda görüp görebileceğimiz tek görseller o iki satırlık yazılardan ibaretti. Bu durumlarda tüm iş zayıf makinenin varolmayan işlemcisinden çok bizim hayal gücümüzüe bakmaktaydı. İşte Phoenix Wright'da böyle bir oyun, bol yazılı az görselli ve çok eğlenceli...
Oyunu 2 bölüme ayırmak yanlış olmaz; İlk bölümde bir avukat olarak olay yerini geziyor polislerin atlamış olabileceği detayları inceliyor ve muhtemel görgü tanıklarıyla konuşuyoruz, yeterince bilgi topladıktan sonra oyunun enteresan kısmı olan dava başlıyor. Oyuna göre Japonya'da aksayan dava sistemini hızlandırmak için bütün davalar 3 duruşmada bitiyor ve bu yüzden olaylar oldukça hızlı ilerliyor.
Phoenix oyunnun başlarında acemi bir savunma avukatından fazlası değil ve davalarına akıl hocası Mia'nın yardımıyla giriyor. Mia'nın en büyük numarası ise sanığını suçlayan bütün tanıklarının ifadesindeki açıkları buluyor ve onların inanılırlığını şüpheye sokuyor, Phoenix'de aynı metod ve dava dışı zamanlarda yaptığı araştırmalar sayesinde davaları kazanmaya çalışıyor.
Basitçe açıklamak gerekirse cinayet suçundan yargılanan bir sanığın davasını aldığınızda öncelikle direk olarak davaya atlamıyorsunuz, öncelikle olay mahallini inceliyor gözden kaçabilecek detayları inceleyip, olası görgü tanıklarının ne gördüklerini duymak için onlarla önceden konuşmayı da ihmal etmiyoruz elbette. Bütün araştırmalarımız tamamlandığında sıra Dava Gününe geliyor; Hakim kısaca sanığın ne ile suçlandığını anlattıktan sonra sanıklar ve olayı incelemekle görevli polis memuru neler gördüklerini anlatıyor. Bizim bu noktada yapmamız tek gereken konuşmaları sırasında yaptıkları mantık hatalarını bulup bunları hakime ve jüriye göstermek. Zaten çoğu zaman tanıklardan biri ya yalan söylüyor ya da aşırı heyecanlı oluyor, iki durumda da bu kişilerin hatalarını bulmak oldukça kolay ve zevkli. Hataları bulmak için tek yapmanız gereken tanığın konuşmasın sırasında Hold it (Dur bakalım) diyerek görgü tanığının hatalı olduğunu gösteren delili hakime sunmak. Duruma göre ya kişinin tanıklığı kabul edilmiyor ya da tanık yanlış hatırladığını veya söylediğini idda ederek farklı bir ifade veriyor. Tabii görgü tanıkları yalan söylese bile bir de savcı problemi söz konusu, çoğu zaman savcılar görgü tanıklarını hazırlıyor ve söyledikleri şeyler yalan olsa bile tanıkların bir şekilde ilgisiz bir delil koymanız durumunda hakim size verdiği söz haklarından birini alıyor. söz hakkınız kalmaması durumunda ise doğal olarak davayı kaybediyorsunuz ve oyun sona eriyor.
Oyunda 6 farklı davayı içeren 6 bölüm var, her ne kadar hepsi birbirinden bağımsızmış gibi görünsede ileride bir noktada hepsi birbirine bağlanıyor. Hikayeden çok bahsetmeden anlatmam gerekirse bir davada kurtardığınız bir sanık şanş eseri bir başka davada görgü tanığı olabiliyor. Oyunda bazı karakterler özellikle son derece enteresan ve bunları daha fazla görmek kesinlikle can sıkmıyor.
Phoenix Wright görsel ve işitsel açıdan pek fazla şey vaadeden bir oyun değil, genel olarak grafikler sadece arka plan resimlerinin üzerine karakterlerin konuşma, kızma, ağlama gibi animasyonları eklenmesinden ibaret. Ses namına ise sadece kendini tekrar eden bir kaç midi kalitesinde müzik ve Phoenix'in "Objection" ve "Hold it" dediği sesler mevcut. Başka bir oyundan bahsediyor olsaydık bunu çok büyük bir eksi olarak sayabilirdik ancak oyun tamamen ekranda görebileceğimiz metinlere bağlı hareket ettiği için bu noktada o ekrandaki resimlerden ve duyduğunuz midilerden çok hayalgücünüz oyunun grafiksel ve işitsel kalitesini belirliyor. Bunun dışında karakter animasyonları ve mekan tasarımları gayet kaliteli ve eğlenceli, özellikle karakterlerin görseller büyük oranda manga kültüründen alınmış göze son derece hoş gelen eğlenceli animasyonlar olarak akıllarda yer ediyor.
Oyunun eksileri de yok değil, örneğin belirli bölgeler arasında geçiş yapmak için hiç işiniz olmayan arada kalan yerlere de geçmeniz gerekiyor. Yani A noktasından e noktasına geçmek için, A-> B -> D -> e gibi bir istikamette ilerlemeniz gerekiyor, bu hem çok vakit çalıyor, hem de oyunun sürükleyiciliğine büyük zarar veriyor. Bunun dışında oyun inanılmaz derecede çizgisel, ister dava dışı araştırmalarda olsun isterseniz de davada oyunda ilerlemek için izleyebileceğiniz tek bir yol var, oyunun süresi tahminimce en kısa 10-15 saat olmasına rağmen yeniden oynanabilirliğin hiç düşünülmemesi gerçekten çok üzücü.
Bütün eksilerine rağmen Phoenix Wright kesinlikle kötü bir oyun değil, gerçekten sürükleyici ve eğlenceli bir hikayeye sahip. Oyunda çoğu zaman beklenmedik olaylar veya insanın tüylerini diken diken edebilecek muhteşem anlar mevcut. Ve doğruyu söylemek gerekirse bir davayı son anda çevirdiğiniz veya beklemediğiniz bir anda eski bir dostun size yardım etmeye gelmesi gerçekten insanın tüylerini diken diken edebiliyor.
Suçlu!
Bu yazıyı okuduktan sonra oyunu almayı düşünen arkadaşları şimdien uyarayım, oyunun İngilizcesi çok ağır olmasada belirli bir İngilizce bilgisi gerektiriyor. Ve oyunun tamamen İngilizce yazılara dayalı olarak ilerlediğini de bu duruma eklersek İngilizce bilmeyen veya İngilizce�si yeterli olmayan bir oyuncunun bu oyunu oynayabilmesi ve daha da önemlisi bu oyundan zevk alması kesinlikle imkansız. Bu yüzden İngilizce bilmiyorsanız ya da küçük kuzen veya kardeşinize bu oyunu almayı planlıyorsanız iki kere düşünmenizi tavsiye ediyorum.
Özetlemek gerekirse Phoenix Wright, el konsolları için çıkmış en iyi Macera-puzzle oyunu ve serinin devam oyunu gelene kadar uzun süre öyle kalacakmış gibi görünüyor. eğer siz de benim gibi eski text adventureları özlediyseniz veya en azından sürükleyici ve bir o kadar da eğlendirici bir hikaye örgüsüne sahip bir oyun oynayalı oldukça uzun bir zaman olduysa Phoenix Wright tek ve en doğru tercihiniz olmalı. DS'niz için aksiyon ağırlıklı bir oyun arıyorsanız ise başka oyunlara yönelmenizi özellikle tavsiye ediyorum ki zaten dışarıda onlardan yeterince çok var.